Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
577
 

Bağışlı eğitim

“Zorla bağış alan okul müdürlerinin gözünün yaşına bakmam, hemen görevden alırım.”

“Kayıtlar sırasında kesinlikle bağış alınmayacak. Bu konuda Valiliklere Genelge gönderdim.”

“En az … YTL bağış alıyoruz. Bağış vermeyenlerin çocuklarını kaydetmiyoruz.”

“Bağış yapmazsanız kaydınızı yapmam. Nereye giderseniz gidin.”

“Bağış yapmadığı için çocuğunu en yetersiz öğretmene verdik.”

“Sayın veli, lütfen … YTL bağış gönderiniz.”

“ Bağış yapmazsanız, diplomanızı vermem. Diplomanızı almaya gelirken, bağış getireceksiniz.”

“Bağışı, çocuğunuzun iyiliği için topluyoruz.”

“Bakan, bağış alınmayacak, demiş ama, biz bağışsız kayıt yapmıyoruz.”

“Devlet, bir tek dosya kağıdı bile vermiyor. Bağış toplamazsam, bu okulun giderlerini nasıl karşılarım?”

“Köy bütçesinde okula yarılan … YTL. Bu parayla dört kutu tebeşir bile alınmaz.”

“Bağış toplamaktan bıktım. Her sene, her sene aynı dert.”

“Sendikacıyken bağış toplamaya kesinlikle karşıydım. Şimdi yöneticiyim ve bağış almazsam, bu okulu nasıl yönetirim? Okulun masraflarını nasıl karşılarım?”

“Öğretmen miyim, tahsildar mıyım?”

“Bağışın yasal dayanağı yoktur. Üstelik temel eğitim, devlet ilkokullarında parasızdır.”

“…YT Liramız yok. … YT Lirası bağış yapsak olmaz mı?

“Gazeteler kayıt için, bağış vs. ne ad altında olursa olsun para alınamayacağını yazıyor.”

“Öğretmen okula çağırmış, gitmeyeceğim. Bağış isteyeceğini biliyorum.”

“Öğretmenler topladıkları bu kadar bağışı ne yapıyorlar? Muhakkak yiyorlar.”

Bağış, dilimizde; kendinin olan bir şeyi, başkasına yardım veya iyilik olsun diye karşılıksız verme, anlamına gelmektedir. O halde, bağışta zorlama yoktur. Olamaz da. Ayraıca, bağışta bulunmayanlar, kamu haklarından yararlandırılamaz, diye bir şey düşünülemez.

“İlköğretim 6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır” diyor yasa. (1739 Sayılı Yasa, Md. 22).

Devlet okullarında parasız olan ilköğretimin, bağışsızlaştırılması dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sayın değerli hocam benim mailime cevap yazdığınız için sonsuz teşekkür ederim. bilmiyorum hatırlar mısınız 4 ayda oğlumla ilgili bir mail. atmıştım okulun yarısına gelmesine rağmen okumayı sökemedi diye sizde beni bronşınız olmadığı halde yönlendirmiştiniz.rehberlik servisiyle görüşün diye, fakat ben rehberlik servisiyle görüşmeyip oğlumu 2.sınıfa geçirmelerine gönlüm razı olmasada izin verdim. fakat hala problem yaşıyordumki 2 hafta önce artık yeter deyip md. ve hocalarıyla tartışıp oğlumu 1 sınıfa tekrar aldırdım. şu an oğlum sanki yeniden doğdu. o hiper aktif çoçuk tenefüslerde bile ders yapıyormuş.eve geliyor hemen derse oturuyor kendine bi güven geldi.benim burada söylemek istediğim. ÇOÇUKLAR ÖĞRETMENİ SEVERSE DERSİDE SEVİYOR.saygılar hocam ilginizede teşekkürler. cevap yazmamı istemiştiniz ama ben biraz geç cevap verdim özür dilerim.

filiz bozkurt 
 05.11.2007 11:34
Cevap :
Merhaba Filiz Hanım. İlginize ben de teşekkür ederim. Bizde, birinci sınıfta okuma yazmayı zamanında öğrenemeyen çocuklar, genellikle "geri zekalı" diye damgalanır ve bir kenara itilir. Oysa, öğrenememenin birçok nedeni vardır. Zihinsel yetersizlik, bunlardan sadece biridir. Eğer çocukta zihinsel gerilik yoksa, hemen diğer nedenlere bakılmalıdır. Oysa uygulamada bunun tam tersi yapılır. Yani, öğretmen, okul ve aileden kaynaklanan hiçbir duruma bakılmadan, hemen çocuğun zekasından bahsedilir. Üstelik, bu konuda herhangi bir ölçme yapılmamasına rağmen. Ben size, işte bunun için Rehberlik ve Araştırma Merkezine gidin, diye öneride bulunudum. Yani, en son söylenecek şeyi başta söyledim. Başta söylememin gerekçesi de, zihinsel geriliğin, çok zayıf bir ihtimal olması idi. Eğer önerimi yerine getirseydiniz, büyük olasılıkla, öğretmenler kendilerini hiç savunamayacaklardı. Siz de başka seçenekler arayıp, belki de o zamandan öğretmen değiştirme yoluna gidecektiniz. Esenlikler, selamlar.  06.11.2007 17:02
 

sayın değerli hocam benim mailime cevap yazdığınız için sonsuz teşekkür ederim. bilmiyorum hatırlar mısınız 4 ayda oğlumla ilgili bir mail. atmıştım okulun yarısına gelmesine rağmen okumayı sökemedi diye sizde beni bronşınız olmadığı halde yönlendirmiştiniz.rehberlik servisiyle görüşün diye, fakat ben rehberlik servisiyle görüşmeyip oğlumu 2.sınıfa geçirmelerine gönlüm razı olmasada izin verdim. fakat hala problem yaşıyordumki 2 hafta önce artık yeter deyip md. ve hocalarıyla tartışıp oğlumu 1 sınıfa tekrar aldırdım. şu an oğlum sanki yeniden doğdu. o hiper aktif çoçuk tenefüslerde bile ders yapıyormuş.eve geliyor hemen derse oturuyor kendine bi güven geldi.benim burada söylemek istediğim. ÇOÇUKLAR ÖĞRETMENİ SEVERSE DERSİDE SEVİYOR.saygılar hocam ilginizede teşekkürler. cevap yazmamı istemiştiniz ama ben biraz geç cevap verdim özür dilerim.

filiz bozkurt 
 05.11.2007 11:34
Cevap :
Merhaba Filiz Hanım. İlginize ben de teşekkür ederim. Bizde, birinci sınıfta okuma yazmayı zamanında öğrenemeyen çocuklar, genellikle "geri zekalı" diye damgalanır ve bir kenara itilir. Oysa, öğrenememenin birçok nedeni vardır. Zihinsel yetersizlik, bunlardan sadece biridir. Eğer çocukta zihinsel gerilik yoksa, hemen diğer nedenlere bakılmalıdır. Oysa uygulamada bunun tam tersi yapılır. Yani, öğretmen, okul ve aileden kaynaklanan hiçbir duruma bakılmadan, hemen çocuğun zekasından bahsedilir. Üstelik, bu konuda herhangi bir ölçme yapılmamasına rağmen. Ben size, işte bunun için Rehberlik ve Araştırma Merkezine gidin, diye öneride bulunudum. Yani, en son söylenecek şeyi başta söyledim. Başta söylememin gerekçesi de, zihinsel geriliğin, çok zayıf bir ihtimal olması idi. Eğer önerimi yerine getirseydiniz, büyük olasılıkla, öğretmenler kendilerini hiç savunamayacaklardı. Siz de başka seçenekler arayıp, belki de o zamandan öğretmen değiştirme yoluna gidecektiniz. Esenlikler,selamlar.6.11.2007  06.11.2007 17:05
 

öncelikle dah önceki soruma cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim.bu seferki sorum oğlumls ilgili ilk okul birinci sınıfa giden oğlum var fakat hala okulun 2.yarısına gelmesine rağmen okumayı sökemedi.yaşlı babam ve annem ilgileniyor ama yeterli değil çok aşırı hareketli ve hiperaktif bir çoçuk dikkat dağınıklığı var uzun süre bir şeye dikkatini vermiyor sürekli hareketli ve asla yorulmuyor, ben çalışıyorum ve ilgilenemiyorum.babasıylada ayrı olduğumuz için ilgilenme şansı yok.lise 1giden kızım var onu asla dinlemiyor.oda yardımcı olamıyor .nasıl davranacağımı ve ne yapacağımı bilmiyorum.bu konudada beni aydınlatırsanız sevinirim şimdiden teşekkürler.

filiz bozkurt 
 13.04.2007 11:12
Cevap :
Merhaba Filiz Hanım. Sorularınız benim uzmanlık alanımın dışında olmakla beraber, oğlunuzun durumu ile ilgili olarak, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Rehberlik ve Araştırma Merkezine gidip çocuğunuzun durumu ile ilgili görüşme yapmanızı öneririm. Oğlunuzda dikkat dağınıklığı ve hiperaktiflik olup olmadığına ancak orada bazı testler uygulandıktan sonra karar verilebilir.Ayrıca, ikinci yarıyıla gelindiği halde okuma yazmayı hala öğrenememesinin nedenleri konusunda da bazı testler uygulandıktan sonra size ne yapacağnızı söyleyebilirler. Rehberlik ve Araştırma Merkezinin telefon numarasını ve adresini, kızınızın okuduğu liseden öğrenip, ön görüşme yapabilinrsiniz.Son olarak altı yaş çocuklarında, çocuğunuzda görülen davranışların görülmesi çok da anormal değil. Yani bu davranışlar her çocukta az çok görülebilir. Rehberlik Araştırma Merkezi ile görüştükten sonra, size söylenenleri bana aktarırsanız belki ben de birşeyler söyleyebilirim.Selamlarımı sunar, esenlikler dilerim.13.4.2007  13.04.2007 15:01
 

izmirden yazıyorum lise 1e giden kızım var dersleride çok iyi değil ve meslek lisesine geçmek istiyor bende bu konuda hiçbir şey bilmiyorum bana yardımcı olursanız sevinirim.çoçuk gelişimi branşı istiyor.nereye başvurabilirim

filiz bozkurt 
 13.03.2007 11:17
Cevap :
Merhaba Filiz Hanım. Ben öğrencilerin liseden Meslek liselerine geçişleri hakkında şu anda bir şey bilmiyorum. Çünkü bunlar her gün değişebiliyor. Fakat, Kız Meslek Lisesinin Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümlerini herkese, özellikle kız öğrencilere tavsiye ediyorum. Çünkü şu anda ülkemizin 90 bin Okulöncesi Eğitim öğretmenine ihtiyacı var. O bakımdan geleceğin en güvenceli mesleği olarak görüyorum. Ayrıca, kazanması da kolay. Çünkü, hemen her üneversite Meslek Yüksek Okuluna bu bölümü, ikili öğretim olarak açtı. Biliyorsunuz Meslek Yüksek Okuluna sınavsız geçiş var. Oradan da sınava girerek tekrar üniversitenin ilgili bölümüne üçüncü soınıftan başlanabilir. Ya da Dikey Geçiş Sınavı ile Üniversiteye geçilebilir. Bu durum olmasa bile, özel ana okullarında , Meslek Yüksek Okulunu bitirdidiği için usta öğreticilik, öğretmenlik yapabilirler. Karar sizin. Kızınızın dersleri de iyi değilse, Meslek Liseleri daha avantajlıdır. Çünkü Meslek Lisesi mezunlarına arttırılmış puan uygulaması da var.  13.03.2007 16:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2980
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster