Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '07

 
Kategori
Alternatif Tatil
Okunma Sayısı
1371
 

Banaz Çayının peşinde...

Banaz Çayının peşinde...
 

Bu dünyanın ırmakları da , şol cennetinkiler de erkeklerin

Hatta hurilerle , nuriler de onların...

Erkek olsaydım çoktan bulmuştum izini.

Meyhaneye gitmem kasabada, kumarhane bilmem, kahve muhabbeti de erkeklere özgü burada.

Sadece lafta cesuruz biz.

Habişin annesinden izin almak bile günlerimizi alıyor.

Ve nihayet, güneş batmaya yakın bir vakitte, tasımızı tarağımızı toplayıp ırmağın kenarına konuşlanıyoruz.

Tabii o konuşlanış, o konuşlanış...

Meğer ırmakta akıntıya karşı yüzmenin keyfi bambaşkaymış.

Hele buz gibi sularda

Hele ayışığında

Hele sadece, mehtap şahitken bize...

Kasabada, kimi Ulubey Deresi, kimi Hamam deresi , kimi bi başka isim taksada ona ,

O deli ırmağın, Banaz Çayı olduğunu öğreniyorum.

Ve haritayı açıyorum heyecanla.

Banaz Çayı, Banazın da yukarılarında Murat Dağı eteklerinden doğuyor. Sivaslı, Karahallı ve Ulubey'in kıyılarından geçip, Uşağı kuzeyden güneye katettikten sonra, Denizli'nin Güney ilçesinin bitiminde, Büyük Menderes'e kavuşuyor, sonrada birlikte denize koşuyorlar çılgınlar gibi .


Artık işim gücüm Banaz Çayı. Dedektif gibi peşindeyim , adım adım.

Kim bilebilirdi ki, yıllar sonra bi gün... Atilla İlhan'ın o çok sevdiğim Banazlı İsmaili ile yollarımızın kesişeceğini buralarda.

Meslekdaşım, küçük dostum ve blog arkadaşım Habişşle birlikte kasabadan kaçıp kaçıp, ırmağa koşuyoruz. Bizi bulana aşkolsun. Her keresinde yeni bir kuytuluk, yeni bir çavlan, yeni bir ağaç silueti, yeni bir renk, yeni bir yansıma, yeni bir taş, yeni bir kelebek, yeni bir yosun...Ve her keresinde ayışığında ırmakda , yakamozlarla koyunkoyuna yüzme keyfi...

Geride kalan her bir kare, şeytana ruhunu gözünü kırpmadan satacak cinsinden yani...

Pazar günü oy kullanmanın hemen sonrasında, ırmağın daha da yukarılarına ve Lidya dönemine uzanmayı seçiyoruz . Karahallıya Cilandras köprüsüne kadar gidiyoruz. Suyun deli gücünden yararanılarak yapılmış elektrik santralını, şelaleyi, dillere destan muhteşem köprüyü keşfediyoruz birlikte. Geçmişi Lidya dönemine kadar uzanan , artık sarp ve zorlu kayalıkların arasında çoktan kaybolmuş yolu tırmanıyoruz kan ter içinde.

Şelalenin döküldüğü , en üst noktada mola veriyoruz. Yaramaz Habişş, bütün ikazlarıma rağmen karşı kıyıya atlıyor ve atlaması ile birlikte, küçük omuz çantası , gözümün önünde şelaleden aşağı uçuyor. Kendisi farkında değil. O an... sadece iki saniye donup kalıyorum. İsteyerek ve bilerek...kendisini çantanın arkasından atacak kadar deli cesaretli çünkü, benim Habişşim.

Böylesi korkunç bir ihtimalin gerçekleşmesi karşısında benim, annesine vereceğim cevabın heyacanı ve birlikte yaşadığımız şaşkınlığı kısa bir sürede atlattıktan sonra, kaldığımız yerden devam ediyoruz, ırmağın keşfine.

Yine zorlu Lidya yolları aşılıyor, ırmak boyu. Asırlardır, Lidya'dan bu güne Uşak ovasına can veren suyun parçası oluyoruz. Kah kayalara tırmanıyoruz, kah ırmağın içinden yürüyoruz, kah keçi yollarından. Kimi minik mağalarda soluklanıyoruz, keçiler gibi. Kimi yosunlu taşların üstüne yengeçlerle yanyana uzanıveriyoruz. Kimi ırmağın serin ve akıntılı sularına bırakıyoruz kendimizi, üstümüzdeki kıyafetlerimizle. Eee.. ufak ufak alışmak lazım , haşemalarla yüzmeye... Bu haşemalarla yüzme meselesi, bize pek cazip gelmese de, bunun bir zorunluluktan doğduğunu, hiç bir insan kızının üstündeki elbiselerle gönüllü yüzemiyeceğini keşfediyoruz yine birlikte...

Paçalarımızdan akan sular ve ağırlaşmış elbiselerimizle birlikte, zorlu dönüş yoluna koyulup, şelalenin başına varıyoruz.

Anadolu'nun ortasında... gündüz vakti... erkeklerin tekelindeki bu dünyanın ırmaklarında ancak elbiselerle yüzebiliyor insan kızı. Doğanın parçaları bütünleşemiyor bi türlü. Arada lüzumsuz bazı kumaş enstanteleri...

Bütün ıslak elbiselerimizi...şeyy pardon haşemalarımızı (!) şelalede ve Lidya yollarında paketi ile unutup, yaşamımızda unutulmayacak kareler yaratmanın mutluluğu ve günün rehaveti içinde kasabamıza geri dönüyoruz.

Ovayı çınlatan kahkahalarımızı da yanımıza katıp, bir akşam vakti...



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınız ,resimler hepsi süper olmuş beni çok iştahlandırdı keşke bende orda olsaydım...ne güzel eylenmişiniz...bayıldımm...gülmek ikinizede çok yakışıyor...yüzünüzden gülücükler eksik olmasın:)))

serap horasan 
 30.07.2007 19:30
Cevap :
Kasabamın güzel kızı canım Serabım...ben sana gel demedim mi Cilandras'a giderken ? dereye gidelim demedim mi kaç kere? söyle... elini vicdanına koy ve cevap ver... ama benim gezmelerim hiç bitmez ömrüm oldukça. yine gideriz be serabım...sen merak etme...beğenilerin güzel duyguların için teşekkürler...sevgilerimle kocamaaann öptüm seni...  31.07.2007 10:35
 

Amanınnn amanınn şimdi eve girdim kan ter içinde elimde pazar çantaları şöyle bir bloguma baktım, destek veren yorumunuzu görüncede aaa ayıp olur bende gideyim bari dedim elimde bir tabak yemiş tadına bakılmıştır, bal ballll küresel ısınmanın etkilerini biz yaşarken siz oralarda cık cık..olmaz ama..tamamm karar verdim sularımız akmaz olunca geleceğiz oralara.. Bodrumada beklerim bizimde güzel yerlerimiz var...başımın üstünde yeriniz var fakirhanemizde.. kendiniz pişirir yersiniz..eee ne yapalım biz çalışıyoruz.. sevgiler

Halide 
 27.07.2007 19:17
Cevap :
Sevgili Halide, elinizde koca bi tabak yemişinizle ziyaretime gelmenize ne kadar memnun oldum bilemezsiniz:))içten davetiniz için de çok teşekkür ederim. ben ve arkadaşım Habişş buralardayız şimdilik. Ve ırmağımız bütün küresel ısınmalara inat gürül gürül akıyor inanın:))hele akşam fasılları pek bi güzel oluyorr...Ama ziyaretime gelmeseydiniz bile hiç ıkırlmaz, gücenmezdim inanın. Çünkü ben isteyerek, inanarak ve haklı olduğunuz ve haksız yere fazlası ile incitildiğiniz bir konuda size destek vermem gerektiğine inandığım, kişiliğim bunu gerektirdiği için yanınızda oldum. Ve ne zaman haksız olduğuna inandığım bir davranış görürsem ve kime karşı yapılmış olursa, yine olurum. hep mutulukla kalın. sevgiler.....  27.07.2007 21:40
 

8 yıl kadar önce resim atölyesine başladığım gün hoca demişti ki; Bu atölyede birbirini kıskanmak serbesttir arkadaşlar...:)) Böyle şahane doğa köşelerinin, serin sulara sokulmuş ayakların, sevimli köprülerin, boy boy resimlerini gözümüze gözümüze dayadığına göre MB da da kıskanmak serbest anlaşılan.:)) Haşema konusuna gelince 2 aile gittiğimiz bir çadır kampında gördüm ben ilk kez onları. Başlarındaki boneden el ve ayak bileklerine kadar komando deseninde yeşil yeşil kadınları görünce aklıma bizim çocukların en sevimli oyuncakları olan ninja kaplumbağalar düşmüştü. Sonra biz erken döndük arkadaşlarımız tatile devam ettiler. Naptınız bizden sonra dediğimde arkadaşım demişti ki; çadır komşularımızla denize gittik sizden sonra. Hem onun da karısı NİNJAymış haberin var mı?.:))... Ya ben çok fena kıskandım yaa. Annemin deyimi ile bu kuru Ankara'ya mahkum benim gibi sulu birine yapılır mı bu ya... En iyisi ben gidim bir-iki sulu blog yazim kendime gelim dimi..:)) sevgiler çok....

Yıldız... 
 26.07.2007 11:25
Cevap :
Sevgili Yıldız, kıskanmak sonuna kadar serbest olduğu gibi , zaten bu blog tüm blogdaşlarımızı acayiipp kıskandırmak amacı ile kaleme alınmış ve de tüm fotoğraflar bu amaçla çekilmiştir !!! Amacıma ulaştığım için acapipp keyiflendim şu an :))Hem size bi sır : yazı ya da fotoğraflardan yeterince anlaşılmayabilir bu konu ama...sadece gündüz vakti haşemalarla(!) giriliyor yani.. üstelik bizim haşemalar (!) ninja gibi falan değil yani.. gece ayışığında, sadece mehtap şahitken bize...dilediğin gibi sonuna kadar nüist şekilde girmek serbest!!! tabii bu konu da ayrı bir kıskançlık konusu olacak ama...En iyisi ben sizi, bizim dereye davet edeyim. ankara-Uşak arası ne kadarcık mesafe ki...sulu sulu.. bi sürü blog yazıp, fotolar çekeriz birlikte:)) hem siz de çıldırtıcı reçeteleri unutursunuz bi süre... sevgiler  26.07.2007 11:44
 

kesin gideceğim buraya çok kıskandım çok...bune güzel biryer böyle...ehh sizde hepten eğlenmişsiniz yanii.. keşke bir haber verse idiniz sayın bayan... hep fotoğraflardaki gibi gülümsersiniz umarım dileğim budur.. saygılar

Zadig 
 25.07.2007 18:41
Cevap :
şu anda yine dereden geliyoz valla...kıskandırmak gibi olmasın amaaaa...yine harikaydı...yine çok eğlendik... ve yine yüzdük ay ışığında...yine sevgiler sevgili Gülek;))) Paylaşımınız ve güzel dilekleriniz için teşekkürler...  25.07.2007 22:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2267
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster