Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
737
 

Barış Sana

Barış Sana
 

*


Bana “yaşamın ödülü nedir?” diye sorsalar, insan olmak derim.

Ee insan olmak nedir diye sorarsan; “kişinin özgür ve bağımsız olmakla birlikte, karşısındaki kişi için de empati yapıp, kendine ait istekleri diğer insanlar için de samimi olarak isteyebiliyor, bencillik etmiyor, tüm farklılıklarına rağmen karşısındakini dinleyebiliyor, anlıyor ve konuşabiliyorsa o insan olmuştur,” derim.

Karşısındakinin etnik kökenine rağmen, kendisinden farkı olmayan bir insan olarak görüyorsa mesele yok. Kendisinden başka herkesi “öteki” olarak görüyorsa, bu noktada, anlamsız savaşlar ortaya çıkıyor, işte.

Yeryüzünde mümkünü var mı, her insanın aynı milletten gelmesinin. Bu doğanın kurallarına aykırı her şeyden önce.

Tüm bu etnik savaşlar nerden çıkıyor dersen bana; savaş yeminli ağızların, savaştan nemalananların ve bazı medya erlerinin kalemlerini savaş baltaları olarak kullanmasından; “batı- doğu, siyah-beyaz, Müslüman-Hıristiyan, Kürt-Türk v.s. ( savaş istendiğinde ve kutsandığında o kadar çoğaltılabilinir ki) ayrılıkar çıkarak, halkları peşlerinden sürekleyebilme yetenekleridir, derim.

Bizim gazetelerde hala –bugün itibarı ile- şöyle başlıklar okumak mümkün:

Cizre’de 2 insan cesedi.

Mantıksız emir askerleri ölüme götürüyordu. 2 er alevlerle hastanelik oldu.

Medeniyetler çatışmasını bilirsiniz; özellikle Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra oluşan yeni dünyada mücadelenin artık ideolojik değil, kültürel olacağı varsayımı üzerine kurulan tezdir.

Bugün bunun sonuçlarını gayet net bir şekilde gözlemliyoruz.

Neyse aslında konuyu bu kadar çok derinlemesine almak değil niyetim. Sadece son günlerde gündeme gelen “Kürt açılımına” gerçekten çok sevindim-miştim.

Yine büyük bir safiyetle herkesin barış isteyeceğini de düşünmüştüm.

Artık silahlar susmalı, kan dökülmemeli, Türklerden de Kürtlerden de insanlar ölmemeliydi.

Özellikle bu ateşkesle birlikte Doğu ve Güneydoğu’daki bölgesel farklılık kaldırılmalı, her şeyden önce feodal düzen ve ağalık sistemi yıkılarak, insanlar ağanın kölesi durumundan çıkıp birer birey olmalıydılar.

Doğu ve Güneydoğu’daki her vatandaşın eğitim, sağlık gibi en temel ihtiyaçları karşılanabilmeli, özgürce istedikleri gibi seçme ve seçilebilme hakkı olmalıydı. –her ne kadar yasalar böyle diyorsa da, varolan feodal düzen bunun gerçekleşmesine izin vermiyor.-

Toprak reformunun gerçekleşip, orada yaşayan insanların kaçakçılık yapmalarına engel olunup bu şekilde eşit vatandaş hakkı kazanılmalı-ydı.

Ama bölünme korkusu ile yaşadığımız bugünlerde sınırlarımız aynen devam etse de, bölgesel farklılık ile zaten bölünmüş durumdayız.

Gelgelelim biz Batı’da yaşayanlar, bu gerçekleri görmezden geliyoruz.

Doğu’ya tayini çıkmış çoğu memur bin türlü yolla torpil bulmaya çalışıp, oralara gitmemek için elinden geleni yapar. Pek az idealist devlet görevlisi gidip “memleketin her toprağı benim için birdir. Orada görev yapmaktan onur duyarım” der.

Batı’da yaşayan bizler Doğu’daki insandan genelde aşağılayarak bahsetmişizdir. Neden mi? Eğitimsizliklerinden dolayı, öncelikle okuma yazmaları, yaşam kültürleri oluşmamıştır. En temel ihtiyaçlar onlar için lükstür.

Parasızlıktan “töre cinayeti” adı altında; babası yaşındaki adamlarla para karşılığı evlenmeyen kızlarını katlederler. Şayet katletmezlerse onlara göre bu olay meşrulaşacak ve diğer kızlar da aynını yapıp, paranın kaynağı kesilecektir. Siz “töre cinayetlerinin” namus yüzünden mi olduğunu düşünüyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz.

Parasız olmak, kızlarını satmayı haklı göstermiyor ama gelin görün ki; bunu eğitimsizlikten ve parasızlıktan yapıyorlar.

Aynı ailenin iki oğlundan biri askerdeyse diğeri dağda.

Ateş hem Türke hem de Kürde düşüyor. Ocakları yakıyor.

Şimdi hangi partiden olursa olsun, barışa evet demenin zamanı geldi. Demokratikleşmenin, şeffaflaşmanın zamanı.

Felaket ve korku senaryoları üreterek hiçbir yere varamayız. 25 yıldır bitmeyen kan davası 25 yıl daha sürer bu çözümsüzlükle.

Bu sürece karşı çıkanlar: “Doğu’daki kan davalarını dudak bükerek küçümsediniz hep. Onlar kan davası sürdürüyorlardı, çünkü ilkeldiler.” Bugün çözüm üretmek istemeyenler, küçümsediğiniz Doğulunun aynını yapmıyor musunuz?

Bu kadar askerimiz şehit oldu. Olsun daha da olsun. Yetişmiş onca insan, gencecik yaşamında ölsün gitsin.

Paralarımız hep silaha gitsin. Ekonomi belini doğrultmasın, küresel krizde ilk etkilenen ülkelerden biri Türkiye olsun…

25 yıldır bitmeyen savaş belki 25 yıl sonra biter, ne dersiniz?

Asker dehası olduğu dünyanın kabul ettiği yüce Atatürk geniş vizyonuyla bugünlerde yaşıyor olsaydı, son sözü BARIŞ olarak bitirir ve dahiliğini ve vizyonunu gösterirdi eminim.

Ben artık ülkemizin Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Ermeni, Laz, Çerkez, ne kadar etnik köken varsa birlikte BARIŞ içinde ve demokratik bir şekilde, ortak noktaları olan İNSANLIKTA birleşerek İNSANCA yaşamalarını diliyor ve istiyorum.

Bu anlamsız kavram kargaşasının bitmesini BARIŞIN birleştirici gücünde hayatların devam etmesi en içten dileğimdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kesinlikle haklısınız. Yalnızca insan olduğumuzun ayırdımına varabilmeyi başarmak, empati duyularımızı çalıştırmak yeterli olur barıi için. Ama kapitalizm öyle bir tuzaklar kuruyorki halkları, ulusları birbirine düşman ederek sömürü düzenini sürdürüyor. Odağımız insanı koyup düşünmek yeterli.

Yapukay 
 05.09.2009 21:57
Cevap :
Merhaba aslında herşey bu kadar basitken, insanlar kendi hayatlarını zorlaştırıyorlar. Sadece iç sesini dinleyip kendisi için istediklerini başkasının da hakkı olduğunu düşünebilmekte yatıyor. Bunun ayrımına insanlar tek tek varıp, kitlesel harekete dönüştürmeleri gerekir, diye düşünüyorum. O zaman kapitalizmin kurduğu tuzaklara düşmez insanlar. Sağolun katkınız için, selamlarımla...  06.09.2009 0:03
 

Yazılarını gece yazdınmı daha bir güzel oluyor söyliyim dedim.Hepimiz barış ve kardeşlikten yanayız,ayrımcılığı yapanları da hepimiz biliyoruz bu açık,dah dün akşam Ali Kırcanın Çocuklarla Kürt açılımı programını izledim,doğulu çocuk henüz 14 yaşında ama Atatürke 'o' derken Öcalana sayın öcalan diyebiliyor,neden? beyni yıkanmış çünkü,o da bu barış dolu isteğimiz içinde yaşayacak ve ne olacak?,nasıl barış olacak bu yazın Barış üzerine yazılmış çok güzel bir yazı ancak sadece dileklerimizde kalacaktır sanırım,yinede umudumuzu yitirmeyelim barış ve kardeşlk dolu günlere canım,,,,,,,,sevgiler,,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 04.09.2009 20:54
Cevap :
Merhaba Hülya'cım:)) Ben yazımda sorunun ekonomik kaynaklı olduğunu belirttim zaten. Sorunun kökenine indiğinde ekonomi ve temel ihtiyaçların karşılanmamasından kaynaklanıyor. Dileklerimiz barışın gelmesi tabii bu sadece yazılarla şiirlerle olmayacak, ama yazılar ve şiirler bizim niyetimizi gösterir. Önce ekonomi düzeltildikten, o insanlara eğitim, sağlık, iş, aş, en temel insani ihtiyaçları sağlandıktan sonra zaten isyan etmeyecekler. "O" çocuk ve diğerleri de Öcalanı'ı kurtarıcı olarak görmeyecek. Bu şartlar altında o çocuğun isyanının sesini dar kalıplarla değil, empati yaparak anlamamız gerekiyor. Marmara bölgesi deprem bölgesi olduğu halde bütün önemli yatırımlar orada. Neden hala Doğu'ya yatırım yapılmıyor? Neden "O" çocuğu anlamak istemiyoruz. Rahatımız yerinde olan bizler, "O" çocuğun yerinde olsak nasıl düşünürdük? Onun düşüncesinin değişmesi için devletin varlığını hissetmesi gerekir. Bunlar gerçekleştiğinde barış ve kardeşlik gelecektir. Sevgilerimle:)))  05.09.2009 10:49
 

Aklı başında herkes sizin istediklerinizi istiyor. Ancak ufak bir ayrıntıyı gözden kaçırmayalım. Bu konunun baş aktörleri istiyormu? Ne dersiniz? Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 04.09.2009 14:23
Cevap :
Merhaba, aklın yolu bir'dir. Ben ortak noktada buluşup, BARIŞIN geleceğine inanıyorum. Selamlarımla...  04.09.2009 17:09
 

tebrikler,güzel ve anlamlı bir yazıydı,bir KÜRT olarak akan kanın durması,savaşın,kin ve nefretin yerini barışa ve kardeşliğe bırakmasını diliyorum ve umarım bu ülkede eşitçe ve özgürce yaşarız,eşitçe diyorum çünkü bu bir yurttaş olarak herkesin en doğal hakkı,milliyetçilik,ırkçılık ve ölüm üzerine politika geliştiren ve asker cenazelerinden rant elde etmeye çalışan şövensitlere Kürtler ve Türkler gereken cevabı verecektirler

nejat erdim 
 04.09.2009 10:42
Cevap :
Merhaba, çok teşekkür ederim, dileklerinize sonuna kadar katılıyorum. Savaştan nemalananları BARIŞ sonlandıracak. Ondandır bu korkuları ve son çırpınışları. Selamlarımla...  04.09.2009 16:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 992
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster