Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '19

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
78
 

Başıma Gelenler

     Birçoğumuz, yaptığımız işi en iyi şekliyle yapabilmek için çabalıyoruz. Hangi konumda olduğumuzun bir önemi olmadan: Şef, garson, taksi şoförü, müdür, uzman, öğretmen… İşte benim tüm amacımda, İnsan Kaynakları Yöneticiliği yapabilmek. Elimde avucumda ne varsa, üzerine kat ve kat koyup, sergileyebilmek istiyorum. Tüm gücüm, tüm enerjim bu alan üzerine kurulu, bunun olması için geri kalan her şeyi öteliyorum. İyi mi yapıyorum kötümü orası tabiî ki tartışılır.

     Aslında itiraf etmeliyim ki, daha önceki yazımda bahsettiğim, iş arama telaşına düşenlerden biriyim. Bu yazımda, nacizane size bu hikayeden bahsedeceğim.

     İş hayatını yakından tanıma fırsatım üniversitede başladı. Neyse ki bu konuda çok sanslıydım. Girdiğim ortam beni tamamen büyülemişti. CEO ve müdürlerle girilen toplantılar, organizatörlüğüne eşlik ettiğim lansmanlar, oryantasyon programları, etkinlikler, mülakatlar derken hiç bitmesini istemediğim bir rüyanın içinde gibiydim. Bulunduğum şirkette pozisyon açığı yoktu. Aslında bir fiil çalışarak, destek olduğum bir çok iş varken, insan neden benim için de yok demekten maalesef kendini alamıyor. Ama hayatın her köşesinde olduğu gibi bazen, göremediğimiz, bilemediğimiz, anlamlandıramadığımız kısımlar oluyor. Biz bu duruma kurumsal hayat diyelim. İş arama sürecine girdiğimde bir pozisyona sahip olabilmek umuduyla birçok portal üzerinden araştırmalarıma devam ediyordum. Başvurular, mülakatlar vs. Her sabah, bugün güzel bir haber alabilecek miyim diye geçerken, beklenen haberi aldım. Tam 4 mülakat süreci sonunda iş teklifi almıştım. O zaman düşüncemde “iyi bir işim olmalı” vardı. İyi bir iş? (İşveren marka bilinirliğinin yüksek olduğu, çoğumuz gibi büyük bir şirket olursa her şeyin daha mükemmel ilerlediğini ve bana büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyordum. Nitekim bulunduğum şirket öyleydi. Başlangıç yapacağım şirket içinde aynı düşüncedeydim. Ne yazık ki, o süreçte yanıldığımın farkında değildim.)

     Haliyle, her şey yolunda gidiyordu ve çok mutluydum. Kurumsal bir şirketin insan kaynakları departmanına dahil olmuştum. Maaşım da güzeldi. Tabiri caizse, dünyaya tozpembe bakıyordum. Ayrıldığım şirket ailem gibiydi. Yeni işim içinde aynı olabileceğini ümit ediyordum.

     Ve başladım. Oryantasyon süreci, şirketin tanımak, büyük resimde nerede olduğumuzu konumlandırmak vs. derken iki ay geçti. Çok büyük heyecanla başladığım yeni işimde, çalıştığım ilk bir aylık süre zarfı içinde bir eksiklik, tatminsizlik hissetmeye başladım. Kafamdaki soruları ilk başta görmezden geldim, iş bulmakta kolay bir süreç yaşamadığım için bulunduğum ortama ve hissettiklerime olumlu bakmaya çalıştım. Fakat bazen sonu değiştirmek pek mümkün olmuyor.

     Emek verdiğim; uykumdan, yeri geldiğinde hafta sonumdan feragat ettiğim işimde bana verilen sorumluluklara şirket içinde ne kadar önem verildiği ve ne kadar saygı duyulduğu, kendimi ifade etmeme tanınan imkan ve şirket politikalarını sorgulamaya başladım.  Ve sonuç olarak da yaptığım işin, parça başı işten farkı olmadığını anladığım anda kafamda bazı şeyler şekillenmeye başladı. Bence bir şirkette marka bilinirliğinin yüksek olmasından ziyade çalışanların ekip olma arzusu, saygı ve samimiyet taşıyor olmaları çok mühim. Hayat, ayaklarımın geri geri gittiği bir işin içinde kalıp, mutsuz hissedecek kadar uzun değil!

     Evet, konfor alanımdan çıkmam gerekiyordu. Bunun için cesaretli olmam gerekiyordu. Yeni bir mücadeleye hazır mıyım? Bu işten ayrıldıktan sonra, yeni iş arayışımda bu kısa süreli çalışmamın yaratacağı etkiler neler olacak? Kafamda bir sürü soru vardı. Ama büyük bir gerçeğim vardı ki o da hiç mutlu olmadığım.

Karar verdim. İşten ayrıldım. Ayrıldığım gün üzerimden büyük bir yük kalktığını hissettim.

Şimdi diyorum ki; İyi ki bu kararı vermişim.

Deneyim, insanın başına gelen değil, başına gelenle ne yaptığıdır.

KENDİNİZE GÜVENİN VE İNANIN,

AYDINLIK BİR YARININIZIN OLMASINI İSTİYORSANIZ VE BUNUN BULUNDUĞUNUZ ŞİRKETTE OLMAYACAĞINI ANLADIYSANIZ, YENİ BİR IŞIK BULMAK İÇİN BAZEN O “İŞTE ŞİMDİ BULDUM” DEDİĞİNİZ IŞIĞI, KENDİNİZ KAPATMANIZ GEREKİR.

AYDINLATMAK İÇİN, AYDINLANMAK GEREK…

AYDINLATTIĞINIZ GÜNLERİN ÇOĞALMASI DİLEĞİMLE…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 55
Kayıt tarihi
: 24.01.19
 
 

Güncel "İnsan Kıymetleri Teorileri" ile yetiştirilmiş, öğrendiklerini çalıştığı kurumlar ve ülke ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster