Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
909
 

Başka Dünyanın İnsanları

Başka Dünyanın İnsanları
 

Kapının önünde bir anda beliriverdi. Dış kapıdan ne zaman girdiğini anlamamıştım bile. Üzerinde soluk yeşil bir parka, kafasında yeşilli kahverengili, el örgüsü bir bere vardı. Yaklaşık 50 yaşlarındaydı. Koyu buğday tenli ve siyah fırça bıyıklıydı. Kafasını, odadan içeri doğru uzatmasıyla, yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı bir anda. Davudi bir sesle, bir türkü söylemeye başladı. Bir anda şaşkına dönmüştüm. Türkü söylerken, yüzündeki gülümseme bir an için bile olsa kaybolmamıştı. Bir kaç dörtlük söyledikten sonra, odaya doğru bir adım atarak içeri girdi. Gözlerini gözlerime dikerek konuşmaya başladı:

- Hocam , iyi günler…

- Sana da iyi günler. Hoş geldin! Hayırdır, hasta mısın?

- Yok! Sadece ……… iğnesi yaptırmaya geldim.

- Hımmm… Dur bakalım önce bir hemşire hanımdan ne rahatsızlığın olduğunu öğreneyim.

Adı Erhan… 49 yaşındaymış. Yıllardır şizofrenmiş. Sağlık Ocağı’na gelip, 15 günde bir, şikayetlerini rahatlatıcı ve onu sakinleştirici enjeksiyonlar yaptırırmış. İlçe merkeziyle de haberleşip , yakın zamanda enjeksiyon yapılmadığından emin olunca, hemşire hanımın peşine takılarak yan odaya geçtiler. Döndüğünde , kapıdan çıkmak yerine, bekleme salonundaki sandalyelerden birisine oturarak benimle konuşmaya devam etti:

- Ben kaset yapacağım , biliyor musun?

- Hayır bilmiyordum.

- Aslında kaçakçılık da yapmak istiyorum.

- Boş ver… Kaçakçılık yapacaksın da ne olacak? Sen gene kaset yap bence!

- Niye öyle diyorsun ki? Çok iyi para var o işte!

- Olsun…

- Ben emniyet müdürünü tanıyorum, biliyor musun? Nereye istersen tayinini yaptırırım bak!

- Çok sağol Erhan!

- Bir şey değil…

Birden, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle, aynı türküyü yeniden söylemeye başladı. Aynı yere geldiğinde de yine durdu. Sıkıntılı bir ifadeyle:

- Doktorum , benim şu babamla bir konuşsan?

- Ne konuşacağım?

- Beni eve alsa?

- Sen evde kalmıyor musun ki?

- Yok!

- Eeeee?

- Bahçede bir kulübede yatıyorum. Hava da soğudu; çok üşüyorum.

- Neden eve almıyorlar?

- Bütün camı pencereyi aşağı indirmiştim. Onlar da evden attılar beni. Bir konuşsan? Belki yumuşar da eve alırlar beni… “Pişmanmış” dersin.

Ne söyleyeceğimi bilemez bir şekilde, koyu kahverengi gözlerine bakakaldım. “Bakarız” gibilerden bir şeyler geveledim ağzımda. Gecenin ayazında, bahçedeki kulübesinde üşüyen Erhan canlandı gözümde. “Hadi eyvallah!” diyerek sırtını dönüp kapıdan çıkarken, boğazımda bir düğüm hissettim; yutkunsam da bir türlü gitmiyordu.

Ormana’ya geldiğimden beri, bu gördüğüm 5. şizofreni vakasıydı. Şizofreninin toplumda görülme sıklığı % 1 iken, burada bu oran % 3 civarında. Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtımın, biyokimyasal, ruhsal, toplumsal ve çevresel etmenlerin, şizofreninin ortaya çıkışında rolü olduğu bilinmekte. Ayrıca, biyolojik yatkınlığı olan bir insanda, bir dış etmenin gerilim oluşturan etkisiyle ortaya çıktığı da söylenmekte. Anne ya da babasında şizofreni olan bir çocuğun şizofren olma olasılığı ise % 10-12 arasında. Civarda çalışan hekimlerle yaptığım görüşmelerde, onların bölgelerinde de normalin üzerinde görüldüğünden bahsettiler. Kapalı bir toplum yapısında yaşanıyor olması ve akraba evliliklerinin fazlalılığı, oranın yüksekliğini bir yere kadar açıklıyor elbette. Konu ile ilgili ise şimdiye kadar hiçbir araştırma yapılmamış.

Bunun üzerine Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki arkadaşlarım ile bağlantı kurdum. Bu konuda nasıl bir yöntem izleyip, neler yapabileceğimizi konuştuk. Şu anda onlardan bir haber bekliyorum. Elbette böyle bir araştırma için Halk Sağlığı, Psikiyatri , hatta belki de Genetik uzmanlarından oluşacak bir ekip kurulması gerekiyor. Eğer bu araştırma sağlıklı bir şekilde yapılıp, ortaya anlamlı sonuçlar çıkarılabilir ise; en azından yeni vakaların oluşmasının önüne geçilebilir diye düşünüyorum. Bu işin peşini bırakmaya hiç niyetim yok. Eve dönsem bile, bu anlamda aklım hep burada kalacak ve gelişmeleri izleyeceğim. Umarım çabalarım bir işe yarar…

Not: Yazıda bahsettiğim hastanın adı, hasta mahremiyeti göz önünde bulundurularak “Erhan” olarak değiştirilmiştir.

Şizofreni ile ilgili merak ettikleriniz için:

http://www.sizofreni.web.tr/pap/pap_ndnd.html

http://www.sizofreni.dernegi.com/

http://www.psikiyatrist.net/sizofreni.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mutlaka her hastalıgın bir kendi halleri vardır. dost düşmandan uzak olsun, ve böyle bir kaynaşma içinde seni kutluyorum sevgilerle

erol aslan 
 01.12.2007 7:57
Cevap :
Gerçekten de hem hasta , hem de yakınları açısından çok zor bir durum. Başına gelmeyenin tahmin etmesi çok güç neler yaşadıklarını. Ben de kendimce faydam olabileceği düşüncesiyle kalıcı çözümler üretmeye çalışıyorum. Umarım başarırım. Desteğiniz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...  01.12.2007 22:35
 

Umarım çabalarınız işe yarar.

hercaideniz 
 30.11.2007 14:59
Cevap :
Bugün itibarıyla henüz bir gelişme kaydedemedim ne yazık ki... Ama dediğim gibi , bu işin peşini bırakmaya niyetim yok. Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...  30.11.2007 17:40
 

Yaşıtımızdı, davudi sesiyle, her gece sabaha kadar, bir spiker kadar usta vurgularla, konferans verirdi. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim der demez alkış sesleri patlardı. O alkış efektini nasıl yaptığını çözemedik. Yaşlı annesi sağır olduğu için etkilenmezdi de biz uykusuzluktan perişan olurduk. Doktorların, genelde sanata yatkın ince ruhlu kişilikler olduklarını bilirim de sizin fotoğraflarınızdaki ince detaylar, estetik anlayışınız, yazım diliniz, çok yönlü sanatçı ruhunuzu sergiliyor. Buna bir de insancıllığınız eklenince ortaya ender bulunacak kişilikte bir insan çıkıyor. Ne mutlu size, mesleğinizin yüreğinizi katılaştımasına izin vermemişsiniz, ne mutlu bize, yazdıklarınızı okuma, dolayısıyla gıyabınızda da olsa sizi tanıma olanağını bulmuşuz. O güzel aydınlık yüzünüzü öpüyorum.

narçiçeği 
 30.11.2007 12:24
Cevap :
Hepimizin çevresinde buna benzer örnekler var elbette. Hem hasta, hem de ailesi açısından son derece zor bir durum. Bu konuda en azından yeni hastalar olmasın diye bir çare arıyorum kendimce. Umarım başarılı olurum. Hakkımda söylediğiniz güzel sözlerden çok büyük bir onur duydum. Benim açımdan da duygularımı ve düşündüklerimi sizlerle paylaşmak çok keyifli ve de anlamlı. Değerli ve destek verici yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...  30.11.2007 17:44
 

Duyarlı olabilmen ne güzel. Dilerim emeklerin boşa çıkmaz. Erhan ve onun gibilerin sıkıntıları gider. İyi yürekler hep kazanır değil mi Yeşimcim. Sevgiyle kal.

Işıl 
 30.11.2007 11:20
Cevap :
Duyarlı olmak güzel olmasına güzel ama ne yazık ki herkes bizler kadar duyarlı değil Işılcığım. Şu ana kadar bir gelişme olmadı ama mutlaka bu konuyla ilgili bir yol bulacağım. İyi yürekler hep kazansın bence de. Çok sağol. Kucak dolusu sevgilerimle...  30.11.2007 17:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster