Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
439
 

Baskın Oran, Gezi'deki dengeler ve iktidarın ekmeği

Baskın Oran, Gezi'deki dengeler ve iktidarın ekmeği
 

Baskın Oran’ın Gezi eylemleri ile ilgili olarak yazdığı son yazısı, şaşırtıcı, iktidar söylemini destekleyici unsurlar içeriyor.

Baskın Oran, Türkiye’nin askeri vesayet rejimini bir kenara bırakıp hızla sivilleşme adımları atma sürecini şu ana dek haklı olarak savunmuş, AKP’nin bu yöndeki politikalarını da desteklemişti. Ülkenin sivilleşmesi elbette ki çok önemliydi. O yüzden Baskın Hoca gibi insanların bu konudaki fikirlerine katılmak gerekiyordu.

Baskın Oran’ın anti-ulusalcı duruşu da sol cephe için çok önemliydi. Ancak bu aşamadaki duruşunun zaman zaman AKP’ye her açıdan destek gibi tınlaması da kaçınılmazdı. Baskın Oran bu yazısında ise AKP’ye de eleştiri getirse de özünde Taksim Dayanışması’na yükleniyordu.

Gezi Direnişi’nin başlamasıyla birlikte ortaya atılan tüm karşı tezler ulusalcı komplosu, dış güçlerin oyunu ve de terör odaklarının iç karışıklık projesi olarak kategorilere ayrılmıştı. Direniş karşıtları da kime hangisi uygunsa almış, direnişi itibarsızlaştırma kampanyasına katılmıştı.

Anti-ulusalcı kanadın da elindeki en büyük koz, ulusalcı sivil toplum örgütlerinin direnişi desteklemesi oldu. Baskın Oran da direnişin uzamasında AKP’nin çıkarı olduğu kadar, Taksim Dayanışması’nın da zıt yönde bir çıkar kaygısı olduğu görüşünde… Ve bu çıkarın kontrolü ona göre ulusalcıların elinde...

Baskın Oran görüşlerini destekleyecek argümanlar ortaya koyarken, HDK’nin ulusalcı örgütler tarafından saf dışı bırakıldığını iddia ediyor. Ve direnişin ulusalcı bir harekete evrildiğini söylemeye getiriyor.

Bunu yaparak iktidar karşıtı bu kadar farklı kesimin bir araya gelişini ve birlikte bir dayanışma örneği sergiliyor olduğunu görmezden geliyor. Yiğit Bulut’un ve diğer iktidar yanlısı gazetecilerin ortaya attığı tezleri Baskın Oran, çok az aydının sahip olduğu ikna edici üslubuyla dile getirmiş oluyor. İktidarın direnişin bileşenlerini birbirine kırdırma çabası ortadayken böylesi bir fikir ortaya atmak, iyi niyetli bile olsa iktidarın ekmeğine yağ sürüyor.

Direnişin sadece Taksim’deki yapılaşma projelerine karşı bir eylem olmadığını zaten hepimiz söylüyoruz. İktidarın tüm antidemokratik politikaları, askeri vesayetten sivil vesayete taşınan yeni dönem baskı rejimi sokak muhalefetinin ana konusu aslında… Tüm meselenin, “yaptık, yapacağız, size mi soracağız?” tutumu olduğunu artık bilmeyen yok. Mahkemenin Gezi Parkı ile ilgili iptal kararı olsa bile, direnişe konu olan baskı söylemi ortadan kalkmadan sorun çözülemezdi.

Direnişin uzamasının esnafa zarar verdiği görüşüne bir parça katılabilirim. Ama direnişçinin tutumunda değil, polisin tutumundaydı sorun. Bütün bu olanların, şiddetin, yaralanmaların tek sorumlusunun polis şiddeti olduğunu bile bile, eli palalı saldırganların da iktidarın nefret söylemi tekrarlarının bir sonucu olduğunu görmeden, Baskın Oran gibi sistem karşıtı bir aydının yandaş basını takip eden herhangi bir vatandaş gibi bir değerlendirme yapması çok sarsıcıydı. Polis müdahale etmediği sürece hiçbir eylemde sorun çıkmadığını söylemeye bile gerek yok.

Baskın Hoca’nın yazısının bütününü okuduğunuzda tarafsız bir değerlendirme yaptığını söyleyebiliriz. Elbette ki tarafsız olmak gerek… Ancak insanların öldüğü, yaralandığı, iktidar yanlısı siviller tarafından saldırıya uğradığı bir dönemde haklıdan yana taraf olmak gerekirken, ezenin ‘haklı’ yanlarını masaya yatırmak neye fayda sağlar?

Elbetteki bir gerçeği asla göz ardı edemeyiz. Direniş boyunca büyük zarar eden bir esnaf gerçeği var. Pek çok mekân para kazanamaz hale geldi. İlk darbeyi yiyen de eğlence sektörü oldu tabii. Ben de bu eğlence dünyasının bir parçası olarak büyük bir maddi darbe yedim. Ama böyle olması, direnişi itibarsızlaştırmayı gerektirmiyordu. Eğer polisin bu denli bir orantısız şiddet uygulaması olmasaydı, hayat normal seyrinde devam edecek, protestonun zamanı ve yeri belli olacaktı. Kaldı ki esnafın sorun yaşamaya başlaması Taksim’deki yıkım projelerinin başlamasına denk geliyordu. Dolayısıyla esnafın da hesap sorması gereken merci yöneticilerdi.

Taksim Dayanışması’nın mahkeme kararını niye gizlediğini sormak da olaya bakışını başka bir sorunlu kısmı… Çünkü mahkeme kararı 3 Temmuz’a kadar Taksim Dayanışması’na da bildirilmedi. Gizli tutuldu. Bu gizli tutma kime ne fayda sağlayacak, öğrenmek için AKP iktidarının kapısını çalmak daha doğru olacak.

Daha önce “eğer mahkeme kararı gizlenmemiş olsaydı ölümler olmayacaktı” tezi de çoktan çürüdü. Tüm ölümlerin 6 Haziran, yani mahkemenin karar verdiği söylenen tarihten önce olduğunu biliyoruz çünkü.

İktidar basının Taksim Dayanışması’nı suçlama çabasına Baskın Oran’ın da ucundan kıyısından katılmış olması üzücü…

http://www.twitter.com/dgnozcn

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1117
Kayıt tarihi
: 28.11.12
 
 

Uludağ Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Ancak dört yıldır müzikle uğraşmaktayım. Trompet ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster