Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

güne_bakan(Nazenin yavrusu)

http://blog.milliyet.com.tr/gunebakanlar

01 Aralık '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
556
 

Beklenen

Beklenen
 

suspus


Bu kez kendi okuduğumda varolduğumdan beri beklediğimi anladığım ve sonsuza yüreğimde yer eden bir kitaptan alıntılar yaptım.Umarım sizlerde en az benim kadar beğenir ve seversiniz. Ki benim, her okuyuşumda hâlâ içim titrer...


BEKLENEN

Ruhunda gizemli bir bekleyiş otağ kurar. Yürekleri mamur kılacak bir sistemdir beklenen. Önce mikro kainatların bu mükemmel sistemle kurtulduğu gün, makro kainatta da sisteme kavuşmuşluğun mutluluğuyla bambaşka baharlara kucak açıp daha önce hiç varılmamış mutluluk güneşine ulaşmanın hazzını sindirecektir ruh tüm hücrelerinde...
Cemreler düştü dediler, mevsim baharmış, ve dua çiçekleri buralarda çok, pek çok açarmış. Bahar mevsiminin ılık iklimi hüküm sürse de, çiçeklerin nazenin yapraklarında, merhameti bestelese de yağmurun dudakları, o duymaz görmez ki bunları, baharı görebilemez, gurbettedir ruhu, baharına kış uğramıştır, hayatın içine attığı kördüğümü açamaz... Bahar mı O'nu yitirdi, O mu baharı kaybetti? Niçin topraklar bu kadar kurak?

Baharın geceleri kısaldıkça uykusuzluk uzar... Saatlerle boy ölçüşür karanlıklar, kıyıları yeşile yatkın ela gözler zifiri gecelerden aydınlık sorar, ümitler eker boyuna:

-Sabah, yakın değil mi?

Beklentideydi ruhu, mevsimler gelmiş, mevsimler geçmişti takvimden... Kuşlar göçmüş kuşlar dönmüştü güneyden. Bekleyen beklemekte, hala yoktu beklenen... Umutlar boşa mı beslenmiş, boşa mı yazılmıştı şiirler sayfalarca? Bir tek bekleyen mi bekler? Hava bekler, toprak bekler, çiçek bekler, su bekler... Zira bir manevi iklimdir aslında beklenen... Bir hayat iksiridir ki canlara can katası... Nasıl beklenmez ki yollar... Hasretinden acısa da yürekler özlenen vuslatın tadı kamçılar bekleyeni...

Bir eline beyazı bir eline siyahı vermişler ortaya pembe çıkart demişler, beyaz ile siyahın karmasına ne ad verilir ki?

Güldüren aynalar... Bu aynalar her insana hakiki yüzünü gösterebilseydi müşterisi bu kadar çok olur muydu ki acaba?

Bekledim...

Beklenen ki çıplak dallara bahar, titreyen ateşe har, nar-ı beyzaya su gibi...

Çöreklenmiş zulmete gündüz gibi beklenen... Çiçeklere renk ve koku meyvelere tat, peteklere bal, yapraklara daldır kopmaz. Yaşayan ölülere candır solmaz, pörsümez...

Uğruna yazıldığı sevgililere şeref veren şiirlere inat, uğruna yazıldığı ulvi sevdadan fazilet ve erdem payı kapan şiirler dizilmiştir yollarına beklenenin...

Göçerdi kuşlar, bu yıl göçmedi
Seni bekliyor.
Geçerdi kışlar, durdu, geçmedi
Seni bekliyor.
Eşikte bahar geldi, gelecek
Seni bekliyor.
Sabırsız tohum, çimen ve çiçek
Seni bekliyor.
Dağlarda çoban, koyun ve kuzu
Seni bekliyor.
Gözlerdeki yaş, kalplerde sızı
Seni bekliyor.
Baykuş ötmede hanümanında
Seni bekliyor.
Çiğdemin boynu bükük yurdunda
Seni bekliyor.
Asuman pembe, güneş ufukta
Seni bekliyor.
Özlem bir ömür, ümit dorukta
Seni bekliyor.
Bakışlar çağrı, suskunluk davet
Seni bekliyor.
Gel! Gelişinle hasreti def et karanlıklar...
Seni bekliyor.

Nepentes'e

..."Ve ne denli uzak olursak olalım birbirimize, dualarım seninle olacak. Kurak gönül iklimine bir bahar esintisi beklentisiyle gözlerimden yüreğine bir kanal açtım. Ağlayacağım ki baharı beklemeye hakkım olsun.

Mutsuzluğunu sahte mutluluk boyasıyla kaplardın bazı...

Gülümseyerek oyalayıcı oyunlarla dalgınlaşırdın. Ve karşında oturan ben neler hissetmekteydim? Anlamazdın... İçime kapanıklığımın kepenkleri, hangi dertlerin sıkıntıların üzerine kapanmıştır? Bilmezdin ki, gözlerimin sırlı bakışları hangi tufanın üstüne gerilmiş, dudaklarım hangi felaketin adını kitlemiş yüreğime?..

Bilemezdin... Kalbim Nuh tufanına denk fırtınalara yelken açmışken en sevgili bildiklerimi kurtaramamanın acısında...

Sana bakardım boyunu aşan dalgalarla dalga geçer halin yüreğime alevler yağdırır, çığlıklar biriktirirdi canevimde, doğmadan boğulmuş. Sonra çözüldüğünü görürdüm damla damla... Birbirinden kopuk kelimelerin yanyana sıralanışından hiçbir anlamı olmayan cümleyi andırırdın. Sonunda tüm fikirlerin birbiriyle çelişik, bütün uzuvların birbirinden ayrık, sen ve benliğin, birbirinden çözülmüş...

Bu kopuklukları gidermeli. Niçin varolduğunun anlamını bulmalısın.

Bedenen varlığın ifadesi nedir ki? Sen yanımda iken de yok"tun. "Yok"luğunla başbaşa varlığını bekledim ilk günden beri "yok"sun sen. Ve ben senin yoksulunum.

Maddi hiç bir şey beklemedim senden, beklemeyeceğim de. Sadece tek bir şey istedim, baykuş fikirlerin çığlıklandığı yüreğinde o mükemmel sistemi kurmalıydın. Huzur ve saadetin mumla arandığı şu devirde bu huzur binasının bânisi ben olayım istedim. Cismaniyetin değildi beklenen, işte bu idi.

"Ciğerdelenim!" Güneş yarın yeniden doğabilmek için bugün batmak zorunda. Güneşe tutkuluydun her insan gibi, oysa güneşin doğduğu yerde cılız ışıklar ölmeye mahkum ediliyor. Şimdi ölü kelebekler misali savrulmaktadır kartaneleri...

BEKLENEN - MECBURE İNAL - İstanbul

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Teşekkürler ve sevgiler

Özlem Akaydın 
 30.12.2008 10:22
Cevap :
hımm :) ben teşekkür ederim yorumunuzu katarak değerli gören yüreğiniz için içiniz..  30.12.2008 22:47
 

Güzel paylaşımınız için teşekkür ederim, harikaydı...

Arif Onur 
 02.12.2008 18:28
Cevap :
:) hımm ben teşekkür ederim.. pardon o anlattığınız gezilerde bir laz kızının rehberliğine ihtiyaç duyarsanız seslenmeniz kafi .. kendinizi anlatırken okuduklarım beni anlatıyordu aslında haberiniz yok :P Sevgiyle..  03.12.2008 0:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 05.10.06
 
 

Ata toprağı Karadeniz'den, terbiye ve eğitimi Trakya'dan, günebakan ve İstanbul sevdalısı eski bir m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster