Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
459
 

Ben evcilik oynarken

Ben evcilik oynarken
 

Balçova’nın ilk sakinlerinden Girit göçmeni Yoğurtçu Faik Amca’nın “memur” kiracıları devamlı değişirdi nedense… Şöyle bir taşınırdı o kiracılar, henüz yüz göz olmadan da “tayinleri” çıkardı işte. Evimizin tam karşısına düşen o 2 göz odalı evden kimler geldi, kimler geçti… Hatırlamak elbette mümkün değil

.
Buket vardı mesela… Bir de kardeşi Demet!


Evcilik oynardık bizim akasya ağacının gölgesinde…


Pek hoşuma giden bir oyun olmasa da katlanırdım işte… Can sıkıntısı, ne olacak?


Okul mokul da yok! Oynamayıp da ne yapacaksın!


Anne olurdu, Buket! Yaşı itibariyle kardeşi Demet de kızımız olurdu.


O sıralar henüz 5 yaşındaydım ama ben de baba olurdum tabii!


İşten yorgun argın dönen “aile reisi” havalarında eve giderdim. Otu moku paslı bir konserve kutusunun içine doldurarak pişirir ve bana yemek hazırlardı, Buket! Film icabı elbette!


Bir de bakardım ki yemekte tuz hak getire! Hepi topu yapacağı bir yemek ama tuz koymayı akıl edememiş Buket Hanım! Zaten sittiri moktan bir evcilik oyunu oynuyoruz! İşten yorgun argın gelmiş bir “koca” olarak tavrımı hemen koyar ve patlatırdım bir tokat, Buket’e! Film icabı tabii! Hemen zırlamaya başlardı tabii. O kalın sesiyle:


“Ağneee! Baksana şu olanaaaa! Bana furuyooo!” diye.


Kaynanam olacak Nermin Hanım teyze de mutfak penceresinden başını çıkarır; “Olan! Ne furuyorsun benim kızısıma?” diye bana çıkışırdı!


“Yemek yapıyo, yemeğe tuz komuyo Nermin Hanım Teyze!” diye kendimi savunurdum!


Allah’ı var, adaletli kadındı kaynanam!


“Kızım sen de yemeğe tuz koysana!” diye Buket’i azarlar, evcilik oyununun devamını sağlardı!


Eskinin insanları bir başkaydı canım! Hak, hukuk gözetirlerdi yani!


Çok çok sonraları…


“Evcilik” oyunu devam etti!


“Ulan kızım yemek öyle yapılmaz, böyle yapılır” diye diye geçti bir ömür!


Mutfak işi de başımıza kaldı!


Pişirip, pişirip yediriyorum! Pişirip, pişirip yediriyorum!


Sizin o beğenmediğiniz “pırasa”, “bamya” ve de “kereviz”…


Birer sanat eseri oluyor “Sarı saçlı hatunun” nezdinde… Malı götürürken dostlar; “kilo sorunu” falan aklına hiç gelmiyor!


Kırk yılda bir aklına esince…”Dur ben de sana bir Alman gulaşı yapayım da parmaklarını ye” diyor ama kulak asmayın!


Yaptığı gulaşı yemesi bir dert, övmesi bir başka dert!


Ulan ne talihsiz bir başım varmış be!


Eskiden olsa patlat tokadı!


O da zırlasın “Mamiiii!” diye!


Olmuyor işte! Büyüdük!


Ama evcilik oyunu devam ediyor!

 

Yorum Dükkanı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu işte bir terslik var! Ben çocukken bilya oynar, evcilik oynayanlara burun kıvırırdım. Size bir şey diyeyim mi, ne zaman sizi okusam yazma isteği duyuyorum ama ertesi gün geçiyor :) Daha sık yazamaz mıydınız acaba?

Nilgün Akad 
 12.02.2014 22:39
 

Hak ve adalet, gelip geçen komşular ve tadına doyulmaz evcilik oyunları, sevgiyle gelip geçti gözlerimin önünden elinize sağlık Ümit bey, şimdiki çocukların hayallerini bile sakladı sanal sandıklar saygılar selamlar

Cemile Torun 
 24.01.2014 0:19
 

Gitme sakın dediğim kadar var... Arada cinaslı cümleler iyi oturmuş:) Hayat bu, öyle ya da böyle sürüp gidiyor be Culduz...Önce sağlık olsun, gerisi yine sağlık. Selam ve sevgiyle...

Ay Şen 
 20.01.2014 2:38
 

Çok hoş bir anlatım ve keyifle okudum Ümit Bey. Özellikle "Kızım sen de yemeğe tuz koysana" kısmı süperdi. Sonraki bölümde pırasa, bamya, kereviz kısmı da ilginç. Ne güzel! Emeğinize sağlık. Saygılar.

Sema Bekmez 
 19.01.2014 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1648
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster