Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
394
 

Ben kimim?

Ben kimim?
 

Bu ilk yazım. Bilmiyorum bu bloğu da diğerleri gibi öksüz bırakıp gidecek miyim, yoksa bu defa farklı mı işleyecek düzeni çarkların… İnsan ilk yazısında neler yazar? Bilemedim... Bundan sonraki bir çok kerelerde olacağı gibi, kendimden anlatayım, hem kendinden bahsediş kalemimin açıldığı konulardan biri. Rahat rahat yazarım. Pazar sabahının köründeyim. İnsanlar sabahın körlerinde kalkar ama sanırım az bir kısmı pazar sabahının körünü uyanık geçirir. Ama ben uyumayı herhangi bir sabahın körünü ayırtetmeksizin, sevmem. Gece uykusu düşkünüyümdür, güneş doğduğu an uyumakla ilişiğimi keser ve yeni günün arasına sızarım. Ve akşamları da geç yatmam bu yüzden, örneğin dün gece 22.00 de bir günün daha sonuna geldiğimi ilan ederekten yatağımın yolunu tuttum. İnsan neden geceleri ölümden daha çok korkar? Geceden bahsederken aklıma geliverdi işte...

Herkes nasıl bilemem ama, ölümü düşünmediğim, bu düşünce ile hemhal olmadığım tek bir günüm geçmez... Gözümde yaş olmadan geçirdiğim tek bir günüm olmadığı gibi... Hayır hüzünlü değilim sadece, aynı zamanda mutluyum. “Hüzünlü mutluluk”. Bu kavramı da ben buldum sanıyordum ama Milliyet Blogda hüzünlü mutluluk adında bir sayfa varmış, birileri benden önce davranmış bile. Can sıkıcı bir durum. Ne diyordum, evet ölüm... Gündüzleri bazen arzu ettiğim, bazen meydan okuduğum ve bazen sevimli bulduğum ölüm geceleri, hele ki de uykudan uyanıp sessizlik ve karanlıkla başbaşa kalmış olduğum anlarda, hiç de aydınlıkta durduğu gibi durmuyor.

Pek bir ürperiyorum, ne cesaret ne arzu kalıyor bende. Bazen düşünüyorum, geceleri de ölümü istediğim vakit, benim bu dünyadaki işim bitmiş demektir :) Ölüm fikri ile didişmem ve hüzünlü mutluluğum dışında neyim var benim? Bir mesleğim var. Severek yaptığım bir meslek. Dostlarım var. Mektuplaştığım dostlar. Kitaplarım var, müziklerim var bir de. Delice tutkunu olduğum. Şimdilik, ben buyum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"gidebilenlerden nefret ediyorum/ gidebilenlerden nefret ediyorum" cümlelerini de okudum :) bir başka blogta :))) e hadi o zaman madem ilham verdim, güzel bir yazı okumayı da hakettim o zaman...saygılar

mevsimler 
 27.01.2010 21:35
Cevap :
Gerçekten mi??? Çok merak ettim bana linkini mesajla gönderir misiniz? Ben yazmadım çünkü :) Sadece buraya yazmıştım.Demek siz de benim izlerimi takip ettiniz, benim sizi takip edişim gibi :) Dün yorumumuzu gördüğümde tanımadığımı sandım önce sizi, ama sayfanıza bakınca tanışıklığımızın olduğunu anladım. Bu değişikliğin nedenini merak ettim sonrasında da. :)  28.01.2010 12:40
 

Siz kimsiniz sahiden ya? başka bloglarınız da mı var? yazıyı okuyunca öyle anladım da! Bir de sık sık kayıp mı oluyorsunuz? İyi misiniz? Sağ mısınız? Yoksa ölüm ölüm derken mazaallah! şeytan kulana kurşun!!! Cevap beklerim...saygılar

mevsimler 
 26.01.2010 15:07
Cevap :
:) Merhaba. Öksüz yetim bıraktığım bir kaç bloğum vardı sanırım. Adlarını bile hatırlamıyorum şimdi. Geçmişi geride bırakma konusunda problem yaşamıyorum anlaşılan :) Bu aralar iyiyim. Halen sağım ve ölmedim :) Ziyaretiniz için teşekkürler. Bana blog sayfama yazma konusunda ilham verdiniz birden bire. Bunun için de ayrıca teşekkürler. :)  27.01.2010 14:41
 

ne kötüdür ne de öcü. Yalnızca var olmanın bir parçasıdır. Doğmak gibi, yemek gibi, sevmek gibi hatta kavuşmak gibi. Kimilerine göre Şeb-i Aruz, kimilerine göre özgürlüktür. Zaman zaman ölüm korkusundan bahseden arkadaşlarıma, eşime takılıyorum " Korktuğun şeye bak a canım, sen hiç ölmeyi beceremeyen birini duydun mu tarih boyunca! Herkes ölebiliyorsa biz de ölebiliriz be canım, takma kafana" Diye :) E gülüyorlar haliyle, delisin diyede yapıştırıyorlar yaftayı:) Seninle de şunu paylaşmak isterim sevgili Bahar: "Ölüm gelene kadar ölüm yoktur. Hayatı ıskalama. Ölüm geldiğinde ise hayat yoktur. Ve ölümden korkmanın hiç bir faydası yoktur o an. Teslim ol":) Sözlerim maksadımı aşmışsa affola. İrwin Yalom'un Varoluşçu Terapi isimli kitabını ilk okuduğumda ilk kez farketmiştim ölümden bunca korktuğumu. Ama direndim ve bitirdim kitabı. Kitap bittiğinde bende hayli hazmetmiştim ölüm kavramını ve kendi ölümlü varlığımı. Biraz sarsıyor ama alıştırıyorda. Arzu edersen, okuyabilirsin. Selamlarımla.

ElçiNSevgİ 
 10.10.2009 12:41
Cevap :
Merhabalar...Düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Aslında genel itibari ile aynı düşünüyoruz, ben bazen tek bir açıdan ifade ediyorum yalnızca...Ölüm gelene kadar bana emanet edilen dünyadaki varlığımı en iyi şekilde değerlendirmektir çabam...Ölüm ne denli yakında hissedilirse, yaşam o denli kıymetli oluyor, değil mi :) Sevgiler...  10.10.2009 13:16
 

...ilginç bir başlangıç...Epikuros diye birini duymuş muydunuz...selamlar...

nedim üstün 
 10.10.2009 12:04
Cevap :
Merhabalar... Epikuros'un felsefesinden genel hatlarıyla haberdarım, ama derinlemesine bir bilgim yok. Ziyaretiniz için teşekkürler, selamlar :)  10.10.2009 12:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 159
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 517
Kayıt tarihi
: 03.10.09
 
 

Psikoloji mezunuyum, ve bundan dolayı olsa gerek kendini analiz edip hırpalama konusunda oldukça iyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster