Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
52
 

Beyaz Nokta Vakfı Eğitim Sempozyumu

Beyaz Nokta Vakfı Eğitim Sempozyumu
 

KARTAL, EKİM 2014


Beyaz Nokta Vakfı adlı kuruluş düşünce biçimimizdeki eksiklerden yola çıkarak nedenselliğe dayalı düşünce biçimini yaşama geçirmeyi amaçlayan bir sivil toplum örgütü. 
Beyaz Nokta Vakfı, sorunların belirlenip çözümünde çaba gösterecek güçleri birleştirmede danışmanlık görevi üstlenmektedir.
Beyaz Nokta Vakfı bu anlayış doğrultusunda “Ezbersiz Eğitim” konulu sempozyumuyla örnek bir çalışma sundu. 
Bu sempozyumda şu konuşmacılar yer aldı:
 
Tınaz Titiz (Beyaz Nokta Vakfı Başkanı, Eski Kültür Bakanı)
Mehmet Sağlam (Milli Eğitim Bakanı)
Prof. Dr. Bozkurt Güvenç ( Cumhurbaşkanı Başdanışmanı )
Prof. Dr. Ali Esin ( Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi )
Dr. Erdal Atabek ( Tıp Doktoru)
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ( Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Enstitü Müdürü )
Tuğ.General Volkan Kaplama ( KKK Eğitim ve Okullar Daire başkanı )
Prof. Dr. Sıddık Yaman ( Işık Üniversitesi Rektörü )
Prof. Emin Alıcı ( Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı )
Fulya Sarı ( Apple- Bilkom A. Ş. Eğitim Teknolojisi Danışmanı )
 Abbas Güçlü ( Milliyet Gazetesi Köşe Yazarı )
 
Beyaz Nokta Vakfı Başkanı Tınaz Titiz
 
Sempozyumda ilk sözü vakıf başkanı Tınaz Titiz alarak, ezber sözcüğünün Farsça kökenli olduğunu “yürekten” anlamına geldiğini belirtti. Araştırılmamış, merak sonucu ulaşılmamış bir bilgi ezber bilgidir. Bu, “güzel, hoş, boş” söylemler kimliğini geliştirir. Oysa öğrenilmesi gereken, “ öğrenmeyi  öğrenmek” tir.
 
Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam
 
İkinci sözü Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam aldı.
Öğrenci merkezli eğitimin gerekliliğini dile  getirdi.Okulları sınav endeksli olmaktan çıkarmak gerektiğini, başarı, başarısızlık kavramlarının sorgulanması, öğrenen toplum-öğrenen birey konularında görüşlerini sundu. Ortaokul programının İmamhatip Okulları’nda uygulandığını ancak iki seçmeli ders  (Kur’an) okuduklarını söyleyince diğer konuşmacılardan tepki aldı.
 
Prof. Dr. Bozkurt Güvenç, Cumhurbaşkanı Danışmanı: 
 
Tartışmak ve uzlaşmak kavramları üzerinde durdu. Temel öğenin yanıtlar değil sorular olduğunu belirtti. Eğitimde tümevarım yönteminin esas alınması gerektiği, eğer tümdengelim yöntemini benimsersek baştan kabullenmek durumunda kalırız. Oysa araştırarak ayrıntılardan sonuçlara, tümlere ulaşmalıyız. Bunun için, “ program merkezli eğitim “ le öğretmen ve öğrenci merkezli eğitimin ikisini de kucaklarız.
Her şeyin öğretilmemesi, ancak neyi öğretiyorsan iyi öğret anlayışının geçerliliği esas alınmalı. Özendirme, çocuğu yönlendirme, öğretmene bilim disiplini verme, öğretmeni eğitim sistemine katma, “Öğretmen Kolejleri” açma, öğretmenleri program geliştirme çalışmalarına katma olarak sözlerini özetledi.
 
Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Nesin:
 
Eğitimin ideolojik bir kavram olduğundan hareketle sermaye kesiminin eğitimin niteliğini belirlediğini dile getirdi. Artık özgür insanı yaratma yolunda “ezbersiz eğitim”den yana olmalı dedi.
 
Dr. Erdal Atabek, Tıp Doktoru: 
 
Okullardaki rol dağıtımın, “ezberci eğitim” in bir yansıması olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Geleneksel hiyerarşi içinde yetkili söyler bir altı uygular.
Bu sempozyumun adının “ezbersiz eğitim” yerine “eleştirel düşünce eğitimi” olmalıydı. Bu eğitim, bilgiyi arayıp bulma, yetkin kişilik kazandırma, doğru davranışlar edinme kazanımlarına ulaştıracaktır kişiyi.
Türkiye, bugün yetkinleşmemiş kişilik, davranış sorununu taşıyor. Eleştirel düşünce eğitimi dogmatik tabuların dışında “ne, nasıl” muhakemesi yaptırır. Bu eğitim yineleyen insanı değil, arayan, araştıran, sorgulayan insanı amaçlar.
Sanayi toplumlarının geliştirdiği yaratıcı eğitim eleştirel düşüncenin oluşturduğu bir eğitimdir. Türkiye bugün aktif, katılımcı,, kısaca çağdaş uygarlığın mücadelesini veriyor.
Eğitimimize öğretmen ve öğrenciyi eğitim sisteminin içine katarak başlamalıyız. Bugün, düşüncenin suç sayıldığı, düşünceyi yasaklayan yasaları düzeltemeyen parlamenterden eleştirel eğitimi kurması beklenemez.
 
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Enstitü Müdürü:
 
Ders kitaplarının yazımı konusunda Batı ile bizdeki durumu karşılaştırdı. Batı’da bir kitabın yazılma serüvenini şöyle özetledi: Önce, editör, grafik uzmanı, fotoğraf sanatçısı, dil uzmanı birlikte kitabı tamamlıyorlar. Sonra, öğrenciler üzerinde kitap test ediliyor. Daha sonra da öğretmenlerin eleştirilerine 
sunuluyor kitap. Bizde böyle bir yolun izlenmediğini, yazan kişinin beğenilmesi kaygısı ön planda tutuluyor. Ders kitaplarımız böyle yazılınca öğrenciler sınav kaygısı dışında okuma alışkanlığı geliştiremiyorlar. Öğretmen, öğrenci çözümlerden, sonuçlardan seçim yapan insan durumuna düşüyor.
 
Tuğ General Volkan Kaplama, KKK Eğitim ve Okulları Daire Başkanı:
 
Sınıf içinde öğretmen ve öğrencinin yer değiştirmesi, demokratik bir sınıf ortamı yaratılması öğrenciden “saygı duyan” bir duruma getirecektir öğretmeni.
Eğitim uygulamaları konusunda askeri okullarda, “odaklayıcı, destekleyici, irdeleyici”  soruları “tartışma ortamı” içinde araştırıp “drama faaliyetlerine” yer verildiğini dile getirdi.
Eğitimde “sevgi, hoşgörü, güven” ortamının yaratılması gerekmektedir. Sınıf sayıları yirmi dört kişi olmalı. “Öğrenmeyi öğrenmek” eğitimin amacı, konusu olmalıdır.
Askeri okullarda gelişmiş yöntem ve teknolojik araçlarla eğitimi nasıl somutlaştırdıklarını örnekleriyle gösterdi. Okulda kurulan bilgisayar ağının nasıl çalıştığını anlattı. Okulda tüm öğretim yöntemleri gelişmiş teknolojik araçlarla uygulanmaktadır.
 
Prof. Dr. Sıddık Yaman, Işık Üniversitesi Rektörü:
 
Geliştirdikleri bir projeden söz ederek sözlerine başladı. Bu projeyi, “öğrenme, yaratıcılık, üretkenlik, yetileri geliştiren” bir sistem olarak tanıttı.
Fevziye Mektepleri öğrenci odaklı grup çalışmasında, “tanıma, algılama, anlama” basamaklarından geçerek öğrenmeyi gerçekleştirmek olarak tanımladı.
Mutlu insan yetiştirmeyi amaçladıklarını, bunun da öğrenmeyle gerçekleştiğini belirtti. Sistemlerinde, uyarı blokları (seçim, plan, bütçe ) giriş blokları ( alt yapı ), çıkış bloklarım ( üretim) olmak üzere üç dayanak bulunmaktadır.
 
Prof. Emin Alıcı, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı:
 
“İlgi, kendi ayakları üzerinde durabilme, sorgulayan birey-toplum, fanatikleşme, merak” eğitimin başlangıç ve sorunlarını içeriyor.
Kişi, “toplumu, toplum sorunlarını tanımalı, iletişim kurabilmeli, bilgilerini birleştirebilmeli” gerçeğine ulaştığında mesleğinde başarılı olur.
Bunun için, “aktif eğitim, probleme dayalı, yaşamın içinden” kaynaklanan eğitim ezbersiz eğitim olacaktır.
Eğitimde yabancı dilin bir amaç değil bir araç olduğu gerçeğini vurgulayarak sözlerini bitirdi.
 
Fulya Sarı, Apple-Bilkom A.Ş.. Eğitim Teknolojisi Danışmanı:
 
İnternet’e bağlı olarak geliştirilen bir sistemden söz etti. Globalearn projesi olarak adlandırılan bu projenin Özel İzmir Lisesi’nce  uygulandığını belirtti.
 
Abbas Güçlü, Milliyet gazetesi köşe yazarı:
 
Sempozyumun sekiz saat sürmesi sempozyumu düzenleyenlerin amaçlarına uymadığını, dayatmacı olduğunu belirterek sözlerine başladı.
Ezbersiz eğitim, fiziki ortam, sınıf sayıları, yöneticilerin duyarsızlığı dururken nasıl gerçekleşecek. İmam hatip okullarının müfredat programının diğer ortaokul programlarından farklı olmadığını söyleyen Milli Eğitim Bakanı’nı eleştirdi.
 
KAPANIŞ
 
Beyaz Nokta Vakfı Başkanı Tınaz Titiz sempozyumu kapatırken: 
Bir koşul öne sürmeden eğitimde daha güzel  şeylerin yapılabileceğini söyledi.
Sempozyumu yöneten Başak Doğru’ya teşekkür ederek sempozyumu kapattı.
 
DEĞERLENDİRME
 
Özel Ata Lisesi  / İstanbul adına izlediğim “Ezbersiz Eğitim” adlı sempozyum eğitimimizin çıkmazlarını, sorunlarını, nitelik ve niceliklerini bir bir irdeledi. Başarılı oldu da denebilir.
Konuşmacılara yöneltilen sorular izleyenlerin de katılımını sağladı. Sempozyumun sekiz saat sürmesi izleyenlerden kopmalara yol açtı.
 
Bugün eğitimimizin çıkmazı yöntem, metin, izlenceler açısından ele alınıp değerlendirilmeli. Çünkü sorgulayan kuşaklar yetiştirmemiz ulusumuz ve ülkemizin geleceği için gerekmektedir.  
 
28 NİSAN 2012'YE DÜŞEN NOT
 
Bugün eğitim yapılanmamız, izlenceleri değiştiriliyor.Artık dindar gençlik yetiştireceğiz. Bu anlayış  yıllar önce Ezbersiz Eğitim Sempozyum'nda dile getirilen kaygıların uygulamaya konulduğunun kanıtı.Sorgulayan kuşaklar yetiştirelim dileği baş eğen, söz dinleyen, bilimden, sanattan kopuk gençliğe bırakıyor yerini.
 
15 Mart 1997'de Beyaz Nokta Vakfı'nın değerli yöneticisi Kültür Bakanlarından Tınaz Titiz bu etkinliğiyle bugünleri görmüş olmalı. Ulusal, laik, bilimsel eğitim yerini dinsel eğitime bırakıyor.
 
2 EKİM 2015 DÜŞEN NOT
 
Yıllar önce sempozyumu değerlendiren yazımda "Eğitim çıkmazımız yöntem, metin, izlenceler açısından ele alınıp değerlendirilmeli. Sorgulayan kuşaklar yetiştirmemiz ulusumuz  ve ülkemizin geleceği için gerekmektedir." demişim.
 
Şimdi, Beyaz Nokta Vakfı Başkanı Tınaz Titiz'in dediği gibi, "Ulusal, laik, bilimsel eğitim" yerini dinsel eğitime bırakmış bulunuyor.
 
"Eğitim çıkmazımız" aşılamayınca, çözüm bekleyen sorunları çözemeyince, toplumsal çıkmazlarımız çoğalıp üstümüze üstümüze doğru gelmektedir.
 
Yıllar önce düştüğüm notlarda görünen bu gerçekler toplumsal çıkmazlarımızın bugün hangi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Bugün yaşadıklarımız bunu doğruluyor.
 
 
 
 
* Beyaz Nokta Vakfı, Ezbersiz Eğitim Sempozyumu, Lütfi Kırdar Uluslararası   Kongre ve Sergi Salonu, 15 Mart 1997, İstanbul
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 986
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster