Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
981
 

Bi sus!

Bi sus!
 

Durmadan konuşuyoruz, durmadan…

Hepimiz bir şeyler anlatmak derdindeyiz! Ama kimse anlamıyor. Onlar anlamadıkça… Durmadan… Dinlenmeden… Haykırarak… Yeniden, yine, tekrar…

Kimi intihar kızılı çığlıklarla, kimi küf kokulu sözcüklerle; envai çeşit dilde, türlü farklı kelimelerle… Yeniden, yine, tekrar…

Bıkmadan, usanmadan anlatıyoruz. Ama kimse anlamıyor. Onlar anlamadıkça…

Karıncalar aynı koloniden olduklarını sadece antenlerini birbirine değdirerek anlatıyorlar, konuşmadan, sessizce…

Turnalar, göğün bilmem kaçıncı katmanında konuşmadan duyuyorlar birbirlerini. Ve sessizce başa geçiyor, en arkadaki; öndekini dinlendirmek için… Atlar, arılar, kazlar, daha niceleri; hatta balık sürüleri… Otlar, ağaçlar, kuru yapraklar bile...

Bir tek insan anlatamıyor derdini, sözüm ona canlıların en gelişmişi!...

Durmadan konuşuyoruz, durmadan…

Biri “Canım yandı,” derken, diğeri onu anlamak yerine, “Benimki seninkinden beter!” diye basıyor yaygarayı.

Beriki, “İnsanlar aynı türden, öyleyse kardeşiz,” diyor; öteki, “Dilim ayrı, dinim ayrı, rengim ayrı!” diye dayatıyor.

Sen, “Yeter kapitalist düzenden çektiğimiz, artık paylaşmak zamanı,” diyorsun, O, “Hep bena, Rabbena, hep bena Rabbena!” deyip tıkıyor ağzını.

Kulaklara kirli sözcükler giriyor, irin akıyor uyurken kimselerin görmediği… Beyin mıncıklaması oluyoruz, ama korteksten gık çıkmıyor, anlamak adına!

Öfkeleniyor, çıldırıyor, cinnet getiriyoruz; avazımızca bağırıyor, şiddetle sokaklara dökülüyor, bağırıyor… Ve durmadan konuşuyoruz!... Durmadan ve dinlenmeden… Ama kimse anlamıyor diğerini…

Konuşarak olmuyorsa bu iş… Acaba diyorum… Sussak mı?

Hepimiz bir kere, hep birlikte, bi susalım!...

Belki o zaman daha net duyarız birbirimizi, belli mi olur?...

 Bu öyle bir susmak olsun ki, bütün insanlığın, “Biz ne yapıyoruz? Bir durup dinleyelim!” deyip can kulağı ile, mazlumları, mahzunları, canlı-cansız tüm varlığı ve evreni duymaya yönelik kulak kabartması başlasın!...
 

Susmayı deneyelim... Bi susalım... Bi sus... Sus...

Açıklama:

 Susalım ve dinleyelim… Çünkü dinlemesini bilmezsek konuşmanın anlamı yok, diyorum.

Dinlemenin, kulak kabartmak değil; ruhla, özle, can kulağı ile duymak olduğunu bilebilseydik diyorum.

İşte o vakit, anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getiren uygulamaların yapıcısı; kanun koyucular, yürütücüler, dinleyebilenlerden olur; belki de insan gibi muamele görürdü herkes, diyorum.

Yoksa kediler miyavlıyor, köpekler havlıyor, kurt kuş hepsi kendince bir şekilde konuşuyor. Da… Hangimiz duyuyor ve anlıyoruz? Ve ne farkı var, vara-yoğa konuşan insanın hayvandan?! Yok…

Oysa evrenin kendi içinde bir dili var ve ancak dinlemesini bilenler duyabiliyor. Hiç yaşlı bir ağaca kulağınızı dayadınız mı? Ya toprağa, suya, canlı cansız her varlığa?.. Hiç kulak açtınız mı? Gönül gözüyle görmek maharettir, ama hiç gönül kulağı ile dinlediniz mi?

Konuşmak, 50 bin yıl önce icat ettiğimiz bir yetenek. Konuşarak öldürüyoruz milyonları, konuşarak sırtımızı dönüyoruz açlığa, yokluğa, sefalete…

Bir kere de susalım ve dinleyelim!

Ayrıca susup dinlemenin bir üst basamağı olan bir ‘duru görü’ oluşur belki diye hayal ediyorum. Öyle bir duru görü ki, iyi ve kötü niyeti anında birbirinden ayırt edebilme becerisi gelir peşi sıra. Ne makarnaya kanar insanlar, ne hayali özgürlük hikayelerine. En küçük birimden en yüce birim olan devlete kadar, “Ben yönetirim” diyen insanların sözcük renklerini görür belki de insan. Duyar akla karanın çıkardığı ses farkını.

Hem komşun ‘Açım’ demek zorunda kalmaz, bin metre öteden duyarsın karnının gurultusunu. Yağmurlu bir günde, elinde şemsiyesi ile yürümekte olan insanın, gideceği yönü ve aslında ne kadar da zor yürüdüğünü, hatta içinden geçenin, “Keşke biri beni alsa,”  olduğunu duyarsın. Duyarsın ve kendi arabanın konforundan ona da sunarsın, işte o vakit bir parça daha insan olursun…

İşte onun için diyorum, susup dinlesek mi?

Notum: Yine de anlatamadıysam, benim beceriksizliğime verin gitsin...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

biliyor musun sevgili kafadengim, ben senin karşına geçip susarak kendimi anlatabilme ihtimalini seviyorum, hatta seni belki de en çok bu yüzden seviyorum; beni duyup anlayabildiğin için... özlemişim...

Esin Nefes 
 16.07.2012 11:27
Cevap :
Biliyor musun kafadengim, biz muhtemelen öyle yaparız karşı karşıya gelsek. Sözcüklerin lüzumsuz kaldığı anlardır, sözünü ettiğin ve ancak gönül gözü ile birbirlerini görenler yaşayabilirler. Başka kimseye anlatamazsın... Sonsuz sevgimle sana.. Sonsuz ve sessiz...  12.08.2012 18:13
 

Şekerciğim..duyan sağırlardanız değil mi? veee gönül gözüyle duymak maharettir, ama hiç gönül kulağıyla dinlediniz mi? cümlene hasta oldum.. mucuks..

fugen 
 07.04.2012 22:18
Cevap :
Hakikaten de öyledir ama pembe gülüşlüm.. Gönül kulağı ile dinleyebilsek, ne çığlıklar duyarız kim bilir, afaktan ve topraktan... Çok teşekkür ederim yorumuna. Sevgim ve sevgim ve bir daha sevgimle sana...  09.04.2012 13:15
 

Merhaba, habercimde yeni bloğunuz görünüyor, buraya geldim yok:)

TC kaan kartal 
 23.03.2012 11:51
Cevap :
Sildim can. Başka zaman, başka şekilde yeniden yayına vermek üzere. Merak edip gelen, o güzel dimağına bin teşekkürlerimle... Sevgiler, saygılar sana..  24.03.2012 0:42
 

ellerine sağlık ablacım...

Sokrates 
 20.03.2012 23:06
Cevap :
Senin de okuyan dimağına sağlık, abla can... Bin teşekkürlerimle...  21.03.2012 12:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3078
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster