Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '15

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3688
 

Bilge kime denir?

Bilge kime denir?
 

Yüzüklerin Efendisi filminden bir bilge


Bilgelik, felsefenin babası olarak anılan Thales’in başını çektiği “doğa filozofları”ndan beri tartışılan bir şey. Antik Dünya’nın 7 Bilgesi diye adlandırılan 7 filozof da hayat bilgeliklerinden ve felsefi derinliklerinden dolayı bu listeye girmiş.

Bilgelik Uzak Doğu felsefesinde de önemli bir yer tutar. Özellikle Bhagavad Gita gibi büyük eserlerde bilgeliğe verilen önemi görmemek mümkün değil. Bilgelik aydınlanma yolunda önemli bir basamak olarak ele alınmış.

Antik Yunan’da Sokrates, Platon ve Aristo tarafından içsel mutluluk ile mutlu bir yaşama götüren yol olarak tanımlanmış.

Bilgeliğin tanımını yapmak kolay değil. Ancak zeka ve akıldan daha ötede olan, hayatı davranışsal ve bilişsel olarak büyük bir farkındalık ve uyanıklık, netlik, sağduyu, derin görüş, muhakeme ve sezgisel biliş ile yaşamak ve erdemleri hal etmek şeklinde tanımlayabiliriz.

Gelin birlikte bilge bir insanda hangi özellikle olmalı diye birlikte düşünelim ve yazımıza başlayalım...

Bilge insan deyince bin bir tane erdem ve sıfat yazılabilir ancak benim amacım bu değil. Bir düzine kadar kavram altında çoğu ifadeyi birleştirmeye çalışacağım...

Bilge bir insanda bana göre şunlar olmalı...

ADAP ve EDEB sahibi olsun ki, gönül kırmasın, kimseyi üzmesin...

AKILLI davransın ki, kendini ve çevresindekileri kötü, utanabileceği durumlara düşürmesin... Zira sadece zeka yetmez, beynin kapasitesi olan zekayı da akıllı kullanmak lazım.

Her daim AHLAKLI olsun ki, kimseden korkacak bir şeyi olmasın. Ahirette vereceği hesaba dair de korkusu olmasın...

KUVVET ve KUDRET sahibi olsun ki ezilmesin, gücü dışarıdan değil kendi içinden gelsin...

Gücünü GÜZELLİK ile süslesin ki kimseyi ezmesin, davranışlarını taçlandırsın... Kim mutsuz bir profesörle beraber olmak ister ki?

ASİL, ZARİF, sevgi dolu bir NEZAKET ile davransın ki, sözleriyle değil hal ve tavırlarıyla insanlar ondan öğrensin, herkese ışık olsun...

İYİ bir insan olsun ve iyilik peşinde koşsun ki hesabını sonra vermeyeceği “ah” almasın...

Her zaman DOĞRU olanı yapsın ki, kendine karma yaratmasın...

BİLİNÇLİ bir şekilde HİKMET ile yaşasın ki, her zaman doğru olanı, doğru zamanda, doğru tarzda, doğru zamanda ve doğru mekanda yapabilsin. Koşulların kölesi olmasın... Tevazu, sabır, kanaat, iman, hoşgörü, kabul vb gibi üst erdemler bu hikmet başlığı altında incelenebilir.

Hikmet ile AKLININ ÖZGÜRLÜĞÜ’nü tesis etsin...

ETKİLİ bir insan olsun ki, çabalarında başarılı olsun, hayallerini ve fikirlerini hayata geçirebilsin...

FAYDALI olmak için çabalasın, ışığını kendine saklamasın ki, daha fazla insanın içlerindeki potansiyellerine ulaşmasına başarıyla aracı olsun...

Hayatın med-ceziri onu ister güzelliklerle sınasın, ister zorluklarla; her daim POZİTİF haritasına sahip olsun ve pozitif davransın...

Zıtlıkların hakim olduğu bu dualist dünyada, yaşam okyanusunun her iki yöne bizleri savurmasını da BİR görsün, her şeyi hayır görebilsin ki, olan her şeyi olduğu gibi KABUL edip, RAZI olabilsin. Rıza ile KOŞULSUZ MUTLULUĞU yakalasın...

SÜKUNET sahibi olsun ki dört bir yanına HUZUR saçsın...

ŞEFKAT göstersin ki kalpleri fethedebilsin... Hayatın mesajlarına rağmen inatla cehalette ve kendini bilmezlikte direnen kalbi mühürlü olan yada derin uykuda olup da henüz gözleri nur görmemiş olanların kalplerini şefkatiyle eritebilsin...

Antik Yunanlıların “agape” dediği, Yunus Emre’nın “ışk” ile anlanmaya çalıştığı ilahi AŞK ile yaşasın ki her insanı, her varlığı, her olayı O’ndan görüp, hepsini Yaradan'dan ötürü aşkla karşılasın. Aşkı ve coşkusu dört bir yana yayılsın...

Evet sevgili dostlarım...

Bu bir bilgelik teorisi elbet ve tanımı kişinin gönlünü sımsıcak yapan, ona ilham veren sıfat ve isimlerden oluşacaktır elbet. Yani genel bazı tanımlamalar olsa da, kişiye özel tanımlamalar kişiye daha büyük ilham veriyor veyahut gönlünü coşturuyor ve onu tekamül yolunda itiyorsa, o zaman kişinin kendi tanımı doğrudur.

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı ilgi ile okudum ama gördüm ki BİLGELİK gibi soyut kavramları yine DOĞRU gibi başka soyut kavramlarla açıklamaya çalışmışsınız.Sonuçta da soyut olan yine soyut, anlaşılmaz veherkes tarafında sübjektif olarak kalmışlar. Bilgelik bana göre her türlü sübjektiflikten uzak durarak içinde yaşadığımız dünyayı tüm objektif, gerçekçi ve dolayısıyla da BİLİMSEL olarak anlayıp, algılayıp ona göre davranmaktır. İYİ, GÜZEL ve DOĞRU olarak bildiğimiz her şey göreceli ve sübjektiftir. Bunun için KÖTÜ olmayan her şey makbuldür. Çünkü KÖTÜLÜK her insana zarar verebilir dolayısıyla da kötülüklerin tanımı objektif bir şekilde yapılabilir. Kısacası iyi,güzel ve doğruları arayan her öğreti sübjektiftir. BİLİM ise objektiftir çünkü sadece ve sadece GERÇEĞİ arar. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 06.11.2015 12:55
Cevap :
Geç cevabım için kusura bakmayın lütfen. Çok güzel ve yerinde bir yorum. Bilgelik sanırım daha uzun yıllar boyunca hepimizin ve gelecek nesillerin açıklamaya çalıştıkları bir şey olacak. 20cni yüzyılın dil felsefesi açısından gelişimindeki sebeplerden de birisi zaten dilin insan zihni ve düşüncesini, ve hakikati açıklamadaki kusur ve yetersizlikleri. Bu bir arayış ve bilim bu arayışın ana motoru. Ancak tüm arayışlar önce soyutta başlamıyor mu? O zaman da bilimin yavaş yavaş kabul ettiği sezgiler devreye girer. Bu noktada bence gerçek arayış ve bilgelik aşkı akıl, beden, ruhun dengesini içerir. Bu noktada ruhu da henüz bilim açıklayamıyor. Bilimin henüz alması gereken yol var ve bu yüzden de felsefe, inanç ve sanat ile desteklenmeli, yani sezgilerle. Zira eskilerin dediği gibi görünen görünmeyenden tezahür eder. Sevgiler, Kenan  30.05.2016 17:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1034
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster