Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
398
 

Bin yılın soğuğu (bölüm on üç)

Bin yılın soğuğu (bölüm on üç)
 

İzmailova pazar


Nobosibirsk’e geri döndü. Kelebeğin peşini bırakmıştı artık. Gelir gelmez Nobosibirsk Üniversitesinde gen manipülasyonu yüksek lisans dalına başvurdu. Moskova Üniversitesindeki hocalarının referansıyla programa dâhil edildi. İki sene gen manipülasyonu dalında yüksek öğrenim gördü. Sonya’nın evlenmiş olması derin kederlere sürüklemişti onu. Yavaş yavaş içine kapanmaya ve çevresiyle, zaten az olan iletişimini, iyiden iyiye kesmeye başladı.

Doksanlı yıllar Sovyetler Birliği için tam bir kâbus gibi yaşanıyordu. Demokrasi, açıklık, yeniden yapılanma derken Komünist rejim çöküverdi. Daha çok özgürlük ve demokrasi isteyen sokaklarda “Komünizm bad” diye bağıran insanlar kısa zamanda Kapitalizm’in sert tokatıyla, elinde ne var ne yoksa pazara çıkarıp satmaya başladı. Yaşam günden güne zorlaşıyordu. Eskiden paraları olmayan günlerini aç geçiren mutlu insanlar, her şeyin bol olduğu bir dünyada para için her şeylerini vermeye başladılar. Kızıl Ordu günleri bitmişti. Pazarlarda general üniformalarından madalyalara şeref nişanlarına hatta silahlara kadar her şey mevcuttu.

Dimitri Çelskaya, bir gün Moskova’daki İzmailova pazarında dolaşırken yaşlı bir kadının satılığa çıkardığı kelebeğe takıldı gözleri. Oydu! Fethiye’den getirdiği kelebekti bu. Çünkü kanatlarına bir işaret koymuştu ve yanılmasına imkân yoktu. Hayvanda onu tanımış gibi daha bir neşeli uçmaya başlamıştı sanki. Beş Dolar karşılığında yaşlı kadından satın aldı kelebeği.”Gel Sonya eve gidiyoruz bebeğim”

Geçen yıllar yalnızca mutsuzluk getirmişti beraberinde. Artık Sonya’da yoktu. Hayattan çok fazla bir beklentisi kalmamıştı. Tekrar araştırmalarına adayacaktı kendini. Belki de Sonya’yla beraber büyük başarılara imza atacaklardı. Yalnız nasıl olmuştu da Sonya şimdiye kadar yaşayabilmişti. İki olasılık geliyordu aklına ya balık havyarı ya da KGB’nin inanılmaz metotları…

Fethiye’de kaldığı günlerde birkaç kez takip edildiğinden şüphelenmişti. Peşinde birileri vardı. Bir müddet sonra kendi kendine, paranoyak olma diyerek unutmuştu bu olayı. Şimdi bu olay aklına gelince acı acı gülümsemekten alamadı kendini. Demek ki KGB her şeyi biliyordu.

Tam da o sıralar Dimitri, Sonya üzerindeki araştırmaları derinleştirdiği sırada komşudan bir ziyaretçisi geldi. Geleni çok yakından tanıyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kelebek ömrü iki gün kadar kısa değilmi? Fethiyeden ta Rusyaya kelebek nasıl gelir? Yazar aydınlat bizi!! :D

Adnan Kerem Kara 
 18.02.2011 15:19
Cevap :
evet iki gün kadar kısa, ama onlar benim kelebeklerim. Hikayenin tamamını okumadan yapılan bu yorum yazara haksızlık değil mi?  25.02.2011 8:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 327
Kayıt tarihi
: 30.08.10
 
 

Anadolu Üniversitesi İşletme fakültesi mezunuyum. Çeşitli kuruluşlarda muhasebe ve dış ticaret or..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster