Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
452
 

Yatağıma gel ama virüsünü getirme! IV

Yatağıma gel ama virüsünü getirme! IV
 

picasso


Melda, sırtındaki bıçağı taşımaktan muzdarip yorgun, isteksiz ama bir o kadar da çaresiz; televizyonun karşısında adeta başka bir dünyayla bağlatıya geçmiş gibi uzak görünen kocasını olduğu yerde bırakıp, usulca yatak odasına geçti. Sabah tam da kocasının Mayıs'la sevişmekte olduğu dakikalarda kahve içmeye gelen kayınvalidesinin verdiği öğütleri tutmasının kendilerine bir fayda getireceğine inanmayarak ama getirmesini umarak...

Aynanın karşısına oturdu ve bir süre yorgun, mutsuz ama en çok da umutsuz görünen bugün hala yer yer eski güzelliğinin izlerini taşıyan yüzüne baktı. Sonra aynanın önünde duran ve artık çok nadiren kullandığı boyalarını alıp yüzüne mutlu bir ifade çizmeye çalıştı... Henüz 30'lu yaşlarına bile girmemiş büyüleyici bir kadınla rekabet edemeyeceğini bilerek... Ardında da o gün dünyanın parasını verip aldığı iç çamaşırlarını giydi ve iki çocuktan sonra bir kadının vücudu ne kadar çekici olabilirse o da giydiklerini o kadar kendine yakıştırdı. Sonra yatağa uzandı ve kocasını karşılamak için en doğru pozisyonu bulmaya çalıştı. Ama bulamadı, her duruşun kendince bir kusuru vardı...

Yatağın başucunda duran düğün resimleri takıldı bu sırada gözüne... Kocası kendisine böyle güzel bakmayı ne zaman bırakmıştı? Tam olarak hatırlayamadı... Mayıs'tan bu yana belki... Belki de çok daha önce... Bu düşüncelerle daha fazla boğuşmanın kafasındaki sevişme organizasyonuna hiç bir fayda getirmeyeceğini aksine bunları düşündükçe Ateş'ten uzaklaştığını ve bütün bu düşüncelerin altında ezildiğini hissetti... Zavallı iki çocuklu bir ev kadınının böyle bir ihanet karşısında bile yapabileceği tek şey, giyinip süslenip kendisinin artık hiç bir zaman iyileşmeyecek kanserli yaralarına aldırmadan, bir özür bile dilemeyen kocasını avutmaktı... Hatta o kadının yerine kendisini tercih ettiği ve ondan boşanmadığı için bir teşekkürdü belki de bu... Böyle düşündü ve daha fazla sorgulamadı.

Odadan çıktı, olan bütün şehvetini giyindi ve salonda görünse de gerçekte Mayıs'ın emektar yatağına çakılı kalmış kocasının yanına doğru sokuldu. Ateş bir an dehşet içinde bunu yapamayacağını düşündüyse de, bütün bu olanlardan sonra bu sevişme davetini kabul etmekten başka çaresi olmadığını bilerek; onun yakınlaşmasına karşılık veriyordu. Bu sevişmelerin Mayıs'ı hayal ederek daha kolay olduğunu keşfedeli çok zaman olmuştu ya, yine öyle yaptı. Zaten başka türlü de vücunun her santimetre karesini ezbere bildiği, sevmekten ve arzulamaktan çok uzun zaman önce vazgeçtiği karısını midesi kaldırmıyordu. Daha da tuhafı, sevişmenin sonunda Ateş hala Mayıs'ın yatağında yatarken; bu sevişme Melda için üçüncü bir çocuğun ihtimalini taşıyordu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ateş ve Mayıs, günü çifte performansla kapamış oldular :) Şimdi de Ateş-Mine yakınlaşmasını bekliyoruz :) Gittikçe heyecanlı olmaya başladı. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 27.11.2010 22:53
Cevap :
Evet böylece hikaye kısa süre içerisinde amacına ulaşıyor...:)  28.11.2010 11:10
 

belkide hep yapması gerekenleri en sona bıraktı bu yüzden araya mayıs'lar girer oldu. Bir erkek bisküvi alacak olsa bakkaldan, en alımlı jelatinli olanı seçer :) Böyle :) Hala birlikteliği istiyor olmalı ki aynı yatağa giriyor. Eğer bunu yapmışsa bence daha da direnmeli. Yapmalı şimdilik, diye düşünüyorum, ileride nasıl olsa roller değişecektir. Bir kadın karı-kocayı ayırabiliyorsa eğer, bir eş'te sevgili-kocayı ayırabilir. Bütün bunlara değiyorsa şayet. Üstelik üçüncü çocuk ihtimali de varken,artık savaşmak kaçınılmaz olacaktır. Devamını bekliyoruz sayın yazarım. Sevgilerimle

turuncu 
 02.11.2010 13:07
Cevap :
Bütün bu yazdıklarına inanıyor musun gerçekten? Melda gerçekten geri alabilir mi kocasının ruhunu Mayıs'ın elinden... Belki başka hikayelerde evet ama benim öykümde ne yazık ki Melda'nın böyle bir konumu yok... Hoş bu öyküde aslında bunun pek önemi de yok:) Duygu sıkışması geçse son bölümü yazacağım ama olmuyor nedense...İlgine çok teşekkürler...  02.11.2010 14:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 361
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 934
Kayıt tarihi
: 16.06.10
 
 

1980 'de doğdum. Batı'da küçük bir şehirde büyüdüm. Büyüyünce durduğum yerde duramaz oldum. Kuş o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster