Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '11

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
832
 

Bir baba, bir oğul ve boyun altına sığan oyuncaklar..

Bir baba, bir oğul ve boyun altına sığan oyuncaklar..
 

Dünyadaki tüm şekerleri sen ye!


Fotoğraftaki çocuk..  

2 yaşındaydı.. 

Sevdiği veya ilgisini çeken şeyleri gördüğünde tutturma huyu olmamıştı hiç. Örneğin, balonları görse eliyle işaret eder ve meraklı bir gülümsemeyle beraber sesi çıkabildiğince “hıııı” derdi sadece, “ille de alalım” diye tutturmazdı. Balonlar alınmazsa ağlamaz, yanından geçer giderdi. 

Alışverişteyken annesi babası ona “almayacağız oğlum” ya da “ondan evde var”, “güzel değil” “yerine bırakalım oğlum” gibi ifadeler kullandığında, raflardaki yerine bırakırdı aldığı şeyi. Tam aldığındaki gibi koyamadıysa oyuncağı yerine, ikinci bir gayretle aldığı gibi bırakma çabasına girerdi üstelik. 

Fotoğraftaki çocuk.. 

Fotoğraftaki zamanda.. Yani yaklaşık 3-3, 5 ay kadar önce.. 

Bir gün babasıyla AVM’ye gitmişti. O mağaza senin bu mağaza benim, yürüyen merdivenlerde bir yukarı bir aşağı, etrafın seyredilebildiği camlı asansörde yirmi küsur kez çık in sonrası gözüne bir oyuncakçı ilişti. Yıldırım hızıyla girdi oyuncakçıya ve süratli gözlerle taramaya başladı rafları. İçeride dolaşırken tüm oyuncakları görmek telaşı vardı hızlı adımlarında. 

Kâh plastik -kendisine göre kocaman- siyah bir arabaya biniyor, kâh inip başka bir renkte olanına biniyordu. 

O kadar süratliydi ki, arada bir eline aldığı oyuncakları yere düşürüyor, babası da bunları yerden alıp tekrar raflardaki yerine koyma yarışıyla ter içinde kalıyordu. 

Sonra.. 

Zor görünen ve aralığı çok dar olan bir raftaki küçük arabaları keşfetti. Çok sevmiş olmalıydı ki hepsini almaya çalışıyordu. Tabi iki küçük el ile bu mümkün olmadığından azami miktarda alabilmeliydi. 

Onun için maksimum miktar “boynunun altına doldurabildiği kadar”dı. 

Bu halini gören babası hemen cep telefonu ile fotoğrafını çekti “maksimum miktarın.” Babası bir yandan fotoğraflarını çekiyordu ancak bir sorun vardı. O ay babasının para durumu sıkışık olduğundan bu miktarda oyuncağı almak istemiyordu ve hem zaten evde de çok sayıda arabası vardı oynayacak. 

Çocuk, babasının oyuncakları yerine koyması önerisine sıcak bakmadı önce. Sonra babası “sadece bir tanesini alabilirsin” deyince de başını yana ve öne eğdi. Sonra ani bir hamleyle tüm oyuncakları fırlatırcasına rafa bıraktı. Bir kısmı yere düşmesine rağmen dönüp de bakmadı bile. Babasının arabalardan iki tanesini alıp kendisine vermesine rağmen eliyle itti hepsini. 

……………….. 

Bir süre sonra baba, bütün fotoğrafları bilgisayarda incelerken bu fotoğrafı da gördü, beğendi. İş yerindeki bilgisayarında “masaüstü” resmi yaptı. Ne de hoş bir fotoğraftı. 

Ancak işler beklediği gibi gitmemişti. Resim o kadar hüzünlüydü ve o kadar dokunmuştu ki babaya, ertesi günü bilgisayarındaki masaüstü resmini hemen değiştirdi. 

Arada bir açıyor ve fotoğrafa tekrar bakıyordu. Her baktığında gözleri doluyordu ve bu yüzden artık fotoğrafa hiç bakmamaya karar verdi. 

Ancak umduğu gibi olmadı ve bir daha "fotoğrafa bakmamak" sorununu çözmedi babanın. Fotoğraftaki bakışlar bazen çalışırken, bazen yürürken, bazen kitap okurken ve hatta bazen gülerken bile bir yumruk oldu oturdu boğazına yutkunamadı, burnu sızladı. Yüreği sıkıştı.. 

……………….. 

Baba.. 

Her hafta aynı gün akşamları arkadaşları ile buluşur ve halı sahada maç yapardı. İlerde oğluyla beraber de oynayacaktı. 

Bir gün.. İş yerinde çalışırken yine o fotoğraf geldi aklına, dayanamadı, açtı ve tekrar baktı. Yalnızdı o sırada ve bu kez sadece yaşlar süzülmedi gözlerinden. Sarsıldı.. İyi ki onun bu halini kimse görmemişti. 

Hemen anneyi aradı, “Akşama oğlumu hazırla, dışarı çıkacağız onunla!”.. 

Hâlbuki onun çok sevdiği akşamdı o akşam. Hiç taviz vermediği, Metin Oktay’ın Galatasaray sevdası gibi kaçırmadığı halı saha maçı vardı. İsterse bir gün sonra da gidebilirdi oğluyla. Zaten 3 ay geçmişti o günün üzerinden, çocuğun hatırlaması ya da sabırsızlanması gibi bir şey de söz konusu değildi. 

Ama bir gün daha bekleyemezdi! Sabırsızlıkla akşam olmasını bekliyor, saatler geçmek bilmiyordu. Bir an önce o oyuncakçıya, o küçük arabaların olduğu raflara gitmeliydiler. Oğlunun gözlerindeki mutluluğu “hemen” görmeliydi. 

Eve vardı, oğlunu aldı, aynı oyuncakçıya gittiler, aynı oyuncaklara baktılar, seçtiler. Bu kez de oğlunun gözlerindeki mutluluğu fotoğrafladı baba, artık kendisini daha iyi hissediyordu. 

Ama masal tadında mutluluk olmuyormuş her zaman. 

Eve dönerken baba, gözyaşlarında “mutluluk da” vardı bu kez. Ama hiçbir şey o hüznü silemeyecekti. 

Fotoğraftaki çocuk, oğlu, ona bir kez daha yeni bir şey öğretmişti. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir sonraki bloğunuzu da okudum. Bizi her şekilde kandırıyor, alt ediyor bızdıklar. Haluk Seki' nin anısı ayrıca çok güzel. Renk katmış bloğunuza. Bir an çocuklarımla ilgili uzunca bir film şeridi "uzun metrajlı film gibi" geçti gözümün önünden. Daha dün gibi küçüğü bile boyumu geçti ki; genel ortalamanın biraz üstünde boyum. Ne yapalım. Artık onlar büyüyor biz küçülüyoruz. Bebeklik dönemi diyebileceğim 60' ından sonra bizim istediğimiz oyuncakları da onlar bize alır umarım. :)) Selamlar, sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 07.05.2011 23:53
Cevap :
Çok teşekkür ederim, siz de renk kattınız. Şurda 60'ımıza ne kaldı? :) Anneler gününüz kutlu olsun, anne ellerinizden öpüyorum.. Sevgi ve selamlarımla..  08.05.2011 12:31
 

Allah bağışlasın. Allah analı babalı büyütsün. İçe kapanık bir çocuğa benziyor.saygılar..

Selim Bayraktar 
 05.05.2011 18:08
Cevap :
Çok teşekkür ederim Ergin Bey. İlk defa spor dışında yorumunuzu okumaktan keyif duydum :) İçine kapanık değil maşallah ama biraz duygusal.. Hepimizin çocuğunu Allah anasına babasına bağışlasın, onlardan güzel birşey var mı? Selam ve saygılarımla..  05.05.2011 23:25
 

Fotoğraftaki çocuktan bir tane de bizde vardı... Büyüdü üniversiteyi bitirdi... Bir gün Beğendik mağazasına gitmiştik, oyuncak reyonunda neğendiği bir oyuncağı almamıştım. O kadar içine vermiş ki, evde odasına kapandı ve bir süre sonra hışımla çıkıp yanımıza geldi ve öfkeyle bağırdı: Bu evde bana onuncak alınmayacaksa başka hiç bir şey alınmasın!.. Bu kez benim içime oturmuştu. Çok çabuk büyüyorlar Bekir kardeşim, onun bu yaşlarının tadını çıkartın... Büyüyünce bu yaşlarını çok arıyorsunuz. :-) O kadar duygu dolu, sevgi dolu bir yazı ki, beni yıllar öncesine uçurup götürdün... Aynı duyguyla oğlumu arayı nerede olduğunu sorayım dedim; baba önemli bir kokteyldeyim, röportaj yapıyorum... diyerek "kısa kes, işim gücüm var" demeye getirdi. :-)) Kapattık telefonu. Nerdeee o fotoğraftaki çocuk. :-)) Ellerine sağlık diyor sevgi ve selamlar iletiyorum...

Haluk Seki 
 30.04.2011 22:55
Cevap :
Haluk abi, yorum değil blog yazmışsın, ne güzel.. Tadını çıkarmaya çalışıyoruz ve olacakların farkındayız :) Kokusunu, tadını bir yere paketlesek de arada bir birazını tekrar kullanabilsek diyoruz ama :( Bir kaç resim daha koydum ama onlar henüz onay alamadı, malum ben güvenilir blog yazarı değilim, epey bi bekliyorum :)) Teşekkür ederim paylaşımın için. Sevgi ve selamlarımla.. Bu arada, sahi benim adım neydi yauv?!  30.04.2011 23:04
 

Çok iyi bir "baba" olmanın altında , çok iyi bir "insan" olmak yatıyor... sen çok iyi bir "insan"sın... bu sebeple diğer sıfatları çok güzel taşıyabiliyorsun:) aile boyu selamlar.

sema öztürk 
 30.04.2011 20:20
Cevap :
Ne güzel sözler bunlar sevgili Yağmur zamanı. İnsanların iyi yönlerini görme isteğin bile içindeki "sevgi"nin büyüklüğünü anlatmaya yeterli. Cümlelerinle sürekli yüreğinin güzelliğini saçıyorsun, moral veriyorsun, ısıtıyorsun. Kocaman teşekkür ediyorum sana! Babalığa gelince.. Umarım çok iyi bir babadan daha fazlasını olmayı başarabilirim. Sevgi ve selamlarımla..  30.04.2011 21:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 469
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 07.11.08
 
 

Sporun bir kavgadan çok; ahlak, mücadele, eğitim, zeka ve dürüstlük olduğuna inanıyorum. Doğaya, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster