Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '06

 
Kategori
Yeni Ürünler
Okunma Sayısı
3945
 

Bir buzdolabı öyküsü

Bir buzdolabı öyküsü
 

Altmışlı yılların sonlarında bir akşam radyoda Orhan Boran veya Altan Erbulak’ tan bir fıkra dinlemiştim:

Adam her gece geç saatte körkütük sarhoş eve gelir ve uyurmuş. Bir sabah kahvaltıda konuşurlarken, tuvaletin ışığını kapıyı açar açmaz yanacak şekilde otomatik yaptırdığı için karısına teşekkür etmiş. Karısı da “sonunda buldum kimin tuvalet yerine buzdolabını kullandığını” diyerek kızmış kocasına.

Orhan Boran ve Altan Erbulak o yıllarda radyodaki neşelerimizdi. Onların anlattığı fıkralar benim yazdığım gibi donuk olmazdı elbette. Güzel anlatılsa da o akşam dinlediğinde anlayamamıştım fıkradaki espriyi. Çünkü o zamana kadar hiç buzdolabı görmemiştim.

İlkokuldayken bizi yeni teknolojilerle tanıştırmak için komşu evlere, postaneye götürmüşlerdi. Bizim grubumuz komşu evlerden birine telefon etmek için gitmiştik. O zaman İnebolu’daki okulumuzda telefon yoktu. O evden postaneye giden diğer grupla konuşmuştuk. Bir eve buzdolabı görmeye giden grup dolaptan içtikleri soğuk suyu, başka bir evde çamaşır makinesi gören grup merdanelerin arasında sıkılan çarşafları anlatmıştı. O zamanlar okulumuza komşu evler de eğitimin hizmetindeydi. Şimdi olsa, hangi ev hanımı buzdolabı görmeye gelen yirmi öğrenciyi evine kabul eder.

Bir süre sonra sıcak günlerden birinde babaannemin yaptığı köftenin kıymasının bozulduğunu yemek yerken farkedince büyükbabam bir telaşla gidip az sonra iki kişinin taşıdığı bir buzdolabıyla eve gelmişti. Aslında buzdolabı almayı düşünürmüş o günlerde, bozulan kıyma bahane olmuş. Buzdolabının yerine yerleştirilmesini heyecanla izlemiştim. Buzdolabının kapısını açınca yanan ışık beynimde de bir ışık olmuştu. Bir yıl önce dinlediğinde anlamadığım fıkranın esprisini çözmüştüm. Buzdolabının alınmasının babaannemi ne kadar çok mutlu ettiğini anımsıyorum. Buzdolabı, radyodan sonra eve giren ilk yeni teknoloji ürünüydü.

O buzdolabını son yıllara kadar otuz yıldan fazla kullandık. Şu anda boş duran evde kapısı açık bir şekilde birgün atılmayı bekliyor. Her gördüğümde o fıkrayı ve alındığı günü anımsatıyor.

(Fotoğrafta anlattığım buzdolabının şimdiki görünümü var)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hikayeniz bana evdeki kapıdan kollu dolabımızı hatırlattı.Uzerinde yapımcı firmanın adı el yazısı ile yazılmıştı. Yolum bir gün iş için yapımcı firmanın fabrikasına uğradı. Konu için Genek Mudur'e cıkılması gerekti, bir de ne goreyim?bizim dolabın aynısı Gen.Md.un kapısının onunde duruyor. Bizi kapıda karsıladığında dolabın aynısından evimizde oldugunu,şimdi halen yazlıkta calısır durumda oldugunu soyledim. Kendisi derhal ilgi gosterdi.Seri no iki haneli ise full beyaz esya seti, üç haneli ise son model bir no-frost ile değişim teklifi yaptı. Valideye soyledim,kızkardesim o gunlerde evlenecek, ona ceyiz olur diye düşündük. Seri no maalesef üç haneli çıktı, değişimi yine de yaptık,halen 10 yılı askın suredir kardesim evinde o gunler için luks olan no-frost dolabı kullanıyor. Bizim dolabın da uretici firmanın muzesine yerleştirildiğini öğrendim.

memom 
 08.12.2006 12:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1735
Toplam yorum
: 2342
Toplam mesaj
: 230
Ort. okunma sayısı
: 2367
Kayıt tarihi
: 22.09.06
 
 

27 Mart 1959'da İnebolu Yeşilöz Köyünde doğdum. Yeşilöz Köyü İlkokulu, Yeniyol İlkokulu, İnebolu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster