Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1297
 

Bir fotoğrafın anımsattıkları: Aydın İpek ve Fakir Baykurt

Bir fotoğrafın anımsattıkları: Aydın İpek ve Fakir Baykurt
 

Fakir Baykurt ve Aydın İpek Hasanoğlan öğrencileri ile 1972 (Hasan-Gülhayat Varlık )


Hasanoğlan’dan mezun öğrencilerin sanal ortamda paylaştıkları bir fotoğrafın bana anımsattıklarını yazmak gereğini duydum. Yazacaklarım o günlerin çokça yaşanan, ne var ki anımsanmak istenmeyen üzücü olaylarından biridir.

Fotoğrafta yer alan öğretmen Aydın İpek, Ladik Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmendir. Yıllarca ilkokul öğretmeni olarak çalışmıştır. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Eğitim bölümü sınavına girmiş ve kazanmıştır. Mezun olunca meslek dersleri öğretmeni olarak ataması yapılmıştır. Artık öğretmen okulları meslek dersleri öğretmenidir. İlk görev yeri Kırşehir’dir. Daha sonra Hasanoğlan İlköğretmen okuluna atanmıştır. Anlatacağım olay da burada,  Hasanoğlan’da geçmiştir.

Öğretmen okullarının geleneğinde öğrencileri ustalarla, yazın ve bilim insanları ile buluşturmak vardır. Amaç bu insanların görüş ve düşüncelerinden, yaşam deneylerinden öğrencilere ders alacakları kesitler sunmaktır.

Fakir Baykurt, İsparta Gönen Köy Enstitüsü mezunudur. Okula 1944 yılında girmiş ve 1948 yılında bitirmiştir. Öğrenciliği sırasında şiirler yamış ve bu şiirleri köy enstitüsü dergisinde yayınlanmaya başlamıştır. Yazın çalışmaları öğretmen olduktan sonra da sürmüş, öğretmenliği sırasında gördüklerini, yaşadıklarını yalın ve gerçekçi bir anlatım yöntemiyle sunmuştur. Bu bir köy enstitülü olmanın verdiği duyarlılığın yansımasıdır. Fakir Baykurt da içten gelen bu yansımayı sürdüren yazarlardan biridir. Ortaya koyduğu, köye ve köylü yurttaşlara yönelik roman ve öyküleri ile önemli bir yere sahip olmuştur. Öyle ki, bu yazın türü 1950 yılı ve sonrasına damga vurmuştur.

Fakir Baykurt’un diğer bir özelliği de öğretmenlere yönelik dernek ve sendika yöneticiliği konusunda önder olmaktır. Bu nedenle sık sık görev yeri değiştirilmiş ya da bakanlık emrine alınmıştır. Ancak her seferinde de yargı kararları ile görevlerine geri dönmüştür.

Mahmut Makal’ın çizdiği bu yazın yolu sürdüren, köyü yazma eylemini ilke edinen diğer köy enstitülü yazarlar da köyün yaşanmış ve de görünen yüzünü böylece katkısız aktarmışlardır. Bu aktarış sonucunda; yazarlar hakkında soruşturma, yer değiştirme ve tutuklamalar da olmuştur. Onlar hem öğretmenlik yaşamlarında öğrettikleri, hem de yazın alanında ürettikleri yapıtları ile oldukça etkindirler.

Aydın İpek bu bağlamda Fakir Baykurt’u, Hasanoğlan ilk öğretmen okuluna davet eder. Ancak o günlerde 12 Mart sonrasıdır, öğretmenlerin çoğu tedirgindir. Çünkü evleri basılıp aranmakta, kitaplarına el konmakta ve de tutuklanmaktadırlar. Bu nedenle Fakir Baykurt Aydın İpek’e bir mektupla yanıt verir. “Hasanoğlan’a gelmek en büyük özlemimdir. Ancak bu günlerde benim oraya gelmem hem sana hem de bana zarar verebilir. İlerde oraya rahat gelebileceğimiz günler de gelecek” diye yanıt verir.

İşte bu günlerden birinde okula askerlerden bir albay ve beraberinde bir ekip gelir. Müdür başyardımcısının odasına gelerek Aydın İpek’i sorarlar. “Aydın İpek benim” der. “Hakkında şikayet olduğunu, bu nedenle odasında arama yapacaklarını söylerler, dolaptaki kitapları ve dosyaları karıştırmaya başlarlar. Dosyaların birinde Fakir Baykurt’un Aydın İpek’e yazdığı mektubu bulup okurlar. “Oraya rahat gelebileceğimiz günler de gelecek” ne demek? Diye sorarlar. O günlere özgü yaklaşımlara vurgu yaparak, “Şimdi Fakir burada olsaydı beni de tutuklardınız, Fakir’i de” der Aydın İpek. Çünkü Fakir Baykurt TÖS başkanıydı ve tüm gözler onun üzerindeydi. Her fırsatta sorgulanıyor, görev yeri değiştiriliyordu. O günlerin rüzgarı içinde, tutuklanan öğretmen sayısının çokluğundan hapishanelerde nerdeyse yer kalmamıştı. Albay “Seni tutuklayacağım” dedi Aydın İpek’e. Ancak sözünün ağırlığını ve sonucunu düşünmüş olacak ki; biraz duraklayıp, “Seni her geldiğimde burada bulabilecek miyim?” der. Aydın İpek, “Elbet de bulabilirsiniz. Ben şu anda müdür başyardımcısıyım, hem de müdür vekiliyim” der. Albay hayretler içinde “Hem de müdür vekilisin öyle mi?” diyerek kızgınlığını belirtmek ister. Tutuklama isteği artmıştır. Ama muhalefetin bu durumlara gösterdiği tepkiden çekinmiştir.

O günlerde bu duruma isyan eden İsmet İnönü de; bu tür durumlara isyan etmiş, başbakan Nihat erim’e: “Elinde kitap gördüğünüz her öğretmeni tutuklayacak mısınz?” diye sormuştu.

Herhalde Aydın İpek bu soru nedeniyle tutuklanmaktan kurtulmuştu.

Sonrasında “O günler gelmiş” olacak ki, Fakir Baykurt çok özlediği Hasanoğlan’a gelir. Öğrencilerin büyük ilgisi vardır. Bu ilgi Fakir’i çok mutlu eder. Yıl 1972. Fotoğraf bu mutlu anı saptamıştır. Aydın İpek ve Fakir Baykurt’u, çok sevdikleri öğrencilerinin sevgi yumağı içinde gösteren yukardaki fotoğrafın bana anımsattıkları bunlardır.

Sağlık dileklerimle Aydın İpek öğretmene saygılar sunuyorum.

Mehmet Erbil

www.mehmet-erbil.tr.gg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar yazdıklarım boşa gitti. Benim internet bilgisayar bir an geliyor programı kapatıyor. Servisime gidecek. Şimdi yazıya gelelim sevgili Mehmet Erbil. Fakir Baykurt’u okuyalım birlikte yeniden. Ve Hasanoğlan anılarından. Demek Aydın İpek’e “oraya rahat gelebileceğimiz günler de gelecek yazmış”. Ve “ her elinde kitap olan öğretmeni tutuklayacak mısınız?”. Teşekkürler yazıda önemli paragraflar var. Şimdi Fakir Baykurt’un Muğla’daki anılarından söz etmek istiyorum. Fakir Baykurt’u sevgi ve saygıyla anıyoruz. Hasta olmadan az önce gelmişti. Ve hasta yatağında ölmeden önce sayıklıyordu; “Kütüphaneleri açık tutun, çocuklar okusunlar” diye. Anılarına gelelim. Muğla Konakaltı Kültür Merkezi’nin o güzel Asar dağına bakan bahçesinde konuşuyor. Hani şu televizyondaki büyük yalan dizisinin çekildiği yer, konak. Konuşmasından sonra iki kitabını aldım. İmza sırasındayım. İçinden gelen sesle. Hissetti sanki tanışmıyoruz. “İçinizde Yerkesik’ten biri var mı? Bizim Naciye’nin köyüdür. Heyecanım yüksek. Ben varım, dedim. Bekledim imza sıramı. Dikkatini çekmiş davranışım. Ve sıra sohbetimize geldiğinde keyifli bir yarım saatti. Bahsettiği isimler birlikte tanıdığımız sevgili dost Mahmut Makal ve Naciye Makal’dır. Haberleşiyoruz dedim. Çok heyecanlıydı benimle karşılaştığı için, mutluydu. Bindim Tütün Küfesine diye kitabı var Naciye’nin dedi. Haberim var okudum, dedim. Yerkesik’e davet etmeliydim. Ancak eğitimsen Muğla Karabağlar yaylasına program yaptı keşke programı Yerkesik’e alsaydım. Sevgi ve selamlarımla. İyi çok mutlu, sevinçli kalın Mehmet Erbil.

Nabide Kılınç 
 30.03.2013 12:19
Cevap :
Nabide hanım, yorumunuzu çok geç okudum. Nasıl oldu bilmiyorum atlamışım. Bağışlayınız. Bu güzel anlatımınız ve anınız oldukça önemli. Naciye ve Mahmut Makal'lardan söz etmek çok önemli bir nokta. Tarihe not düşmek gibi. Fakir ışıklar içinde uyusun. Şimdi bizler, Neciye-M.Makal ve Aydın İpek sık sık bir arada oluyor, yazın ve köy enstitüleri üzerine söyleşiyoruz. Bunun tadına doyum olmuyor. Beni bu gecikmeden ötürü bağışlayın. Selam ve sevgiler.   30.07.2013 0:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 693
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster