Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
854
 

Bir Güvercin Tedirginliği İçerisindeyim

Bir Güvercin Tedirginliği İçerisindeyim
 

Tarih, herkesin mutlaka bir şeyler bildiği, bildiğinden emin olduğu o bilinmezler, o yorumlar kuyusu. Herkes bir olta atıyor kendi tarihine, denizi bereketliyse ki herkesin kendi tarihidir en çok bilgiyi barındıran, bereketli olmak zorundadır, bu anlamda tarihi mutlak bir bilgi gelir ucuna oltanın. Değiştirilemez, tersi iddia edilemez bir tedavüldür tarih. Bilim değil aslında daha güçlü bir otorite tersini söyleyene kadar inanılan simülasyondur.

Düşünce, doğanın insandaki evrimidir, düşünceyi de dili de başlatan ellerdir. Eller ne zaman ki alet yapmaya başladı, insanlık tarihi küçük yapı taşları gibi dilin ve ateşin üzerine kuruldu. Ve bu andan sonra tarihi mağara resimleri değil cümleler anlatmaya başladı.

Tarih ve insan bu ya, insan kendi narsizmiyle yoğrulmuş ucu yanmış bir fitil ya, egosunu besleyecek bilgi her zaman aynası olacak bilgiden daha değerlidir ve kabul görür. Yanlış mı? Olsun, beni güzel gösteriyor mu? yeter. Bilişsel mastürbasyonda orgazm alanıdır tarih, toplu sekslerin yapıldığı, aynı tekil kişilerin öldürüldüğü sokak başları gibi.

Türkiye’de aydın kolay yetiştirilmiyor, elinizi atınca daldan toplanmıyor, kimileri onlarca kentten göç edip, sürünerek, kendisini sürekli silkeleyen toplumun koluna tırnaklarıyla yapışarak, değiştirebilmek için efendilerin kurdukları cümleleri yeni literatürler üretip, sunuyorsa sunaklarında ve ikramları için inadına inkâr edilip, kovuluyorsa memleketinin ikliminden, memleketinden de değil hayattan, ne denilebilir ki mükellef bir cinayet planına.

Her gün onlarca sperm dölleniyor, dokuz aylık bir yolculuğun sonunda salınmak için dünyaya ve bu çocukların onlarcasının beyni doğdukları andaki gibi çırılçıplak gelişiyor, annenin, babanın, televizyonun, öğretmenin, külliyen yanlış olan müfredatın neferleri yetişiyor. İki kelimeyi yan yana getirebilecek konuşma becerisinden yoksun bu çocuklar, daha onyedi yaşında, bir aydını, bir kerterizi öldürebiliyorlar. Kerterizi karga olan bir milletin de burnu hiçbir zaman çıkmıyor işte kendi kendinin efendisi büyük efendilerinin kölesi olmanın ötesine.

Bugün 19 Ocak, sevgili Hrant Dink’in birinci ölüm yıl dönümü, ölmeden önce ‘…benim ülkemde kimse güvercinlere dokunmaz…’ demişti. Bizim ağzımızın kenarında kıvrılı duran yandan gülümsemenin bir güvercin avından kaldığını unutarak. Rakel Dink, eşini bedenimin yarısı, sevgilim diye tanımlıyor, ülkemde iki toplu mezar var şimdi biri, bedenin yarıları, sevgililerin gömüldüğü, diğeri yarısı gömülmüş bedenlerin gezdiği yeryüzü.

Bir güvercin hayaleti dolaşıyor şimdi, olabildiğine tedirgin, olabildiğine cansız on yedi yaşında bir çocuğun eline verilen sapanla öldürülen.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eşinin konuşmasını izledim..diyor ki''onun vurulduğu kaldırımı suyla sabunla temizlemeye çalışıyorlar..bu kan böyle temizlenir mi kardeşlerim...bu kan cesaret ile adalet ile silinir ancak...''bir gün güvercinlerinin vurulmayacağı,adalet olgusunun tam bağımsızlık ile işleyeceği günü umut ve hasretle bekliyorum...(biraz gecikmiş bi yorum kusuruma bakma...sevgilerimle..)

ahu aydınlıgil 
 31.01.2008 14:01
Cevap :
gecikmiş ama oldukça güzel bir yorum çok teşekkür ederim. sevgilerimle...  31.01.2008 14:11
 

Katillerin aramızda dolaştığını ben de biliyorum daha acısı toplumun bir kısmının bu insanlara sempatiyla bakması gibi bir durum da var. Bugün de Uğur Mumcu nun ölüm yıldönümü.Öldürülen her demokrasi şehidimizin ardından yürüyüşler yapıyoruz, ağıtlar yakıyoruz. Süreç değişmiyor. Yaptığımız şeyler ağıttan ve bedduadan ibaret. Süreci belki de etkileyebilecek Yeşiller örgütünün yaptığı gibi bireysel demokratik protesto eylemleri yapılabilir. Bu eylemler yaratıcı ve toplumun dikkatini çekecek nitelikte olmalı.Demokrasi şehitlerimiz adına halkın dikkatini çekecek ilginç protestolar. Benim aklım bu kadar çalışıyor,eylem çeşitleri konusunda arkadaşlarımızın ve sizin fikirlerinizi merak ediyorum, tabi ilgilenirseniz.

Mehmet Ali Sel 
 24.01.2008 17:39
Cevap :
yorumunuz bana sivil itaatsizlik eylemini hatırlattı, Mahatma Gandhi bu yöntemle Hindistanı kurmuştur, yine Mandela sivil itaatsizlik eylemi ile zafere ulaşmıştır bunun için birleşmeye yıkmaya dökmeye de gerek yok aslında bununla ilgili bir araştırma yazısı yazılabilir insanlara bunu anlatabilmek için yorumunuz için teşekkür ederim sevgilerimle....  25.01.2008 12:55
 

Katillerin aramızda dolaştığına. Öyle durdukça çaba göstermedikçe ve de sustukça akıtılan kanların suçunu paylaşıyoruz......

Mezopotamya Prensesi 
 22.01.2008 14:52
Cevap :
bugün haberlerde nihayet davanın Trabzonda başladığını öğrendim ve mahkemeye hala elle tutulur bir delil sunulmamış:) ayrıca hayal ve samast ayrı yargılanıyor, ihmal edenler ayrı sanki iki ayrı suç işlenmiş de biri tunuz'ta biri cenevre'deymiş gibi, nasıl bir yüzkarası, nasıl traji komik bir durumdur bu anlamadım. yine sinirlendim şu cevabı yazarken kendi kendime, neyse kalan sağlar bizimdir.... sevgilerimle...  22.01.2008 22:18
 

Bu güzel cevap yazısı için teşekkür etmek istedim. Bu yorumu, duygu ve düşüncelerini birikimleriyle birleştirerek bu denli güzel bir biçimde yazıya dökebilen, senin gibi birisinden almak benim için hem çok anlamlı hem de onur verici. Yazdıklarım okunmaya değer olur mu bilmiyorum ama belki denerim. Lütfen sen hep yaz. Aydınlığa ihtiyacımız var... Tekrar sevgiler.

defne77 
 22.01.2008 14:45
Cevap :
sevgili Defne, annem bize her zaman kızım yerde bir kibrit kutusu bulsanız dahi alıp üzerine bakın, belki üzerine bilmediğiniz birşey yazılmıştır der, onun bu cümlesinden feyz alarak ben de yerde bulduğum her kibrit kutusunun üzerine birşeyler yazmaya başladım belki bir cümleye evrilir diye:) sana ait olan her cümle saçma sapan olsada değerlidir hepimiz bir kaosun içinde bir şekilde savruluyoruz ve sistem bizi sürekli tüketmeye yönlendiriyor inan bu çılgınlığın içinde sana ait bir cümle yazmak bile paha biçilemez bir üretim ve sisteme indirilmiş bir tokat olur cümlen mutlaka bir kişi bile olsa ikinci bir kişinin ağzından geçecektir ben severek okurum seni:)) sevgilerimle...  22.01.2008 22:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 477
Toplam mesaj
: 102
Ort. okunma sayısı
: 1427
Kayıt tarihi
: 08.07.07
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunuyum. Şu anda özel bir telekomünikasyon şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster