Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
265
 

Bir Kent Düşlemek

Bir Kent Düşlemek
 

Deniz kenarında alabildiğine kendi başıma yürümeye başladım artık yaşamın içine düştüğü anlamsızca ifadelerden kurtulmak, basit ama anlamlı olamayacağını düşündüğüm bir kente ulaşabilmek için yürüyebildiğim kadar yürümekti.

Denizin tüm görkemini bırakıp bir kenara yol alabilmek için adımlarımı sıklıkla atıp otoyola ulaşmak adını koyamadığım kente ulaşıp, kentin tüm gerçeklerini görebilmekti. Oysa kent insanların içine sığamayacağı kadar dertlerle, acılarla dolu idi adını koyamadığım kente.

Günün ala şafağında yükselen rüzgâr git gide şiddetini artırıyor, bedenlerimize ara vermeksizin sıklıkla yere bıraktığımız izlelimiz bir anda yok olup gidiyordu. Yüzümüze vuran kırmızı tozun arasında bir şeyler görmek imkânsız idi; sanki ayaklarımız kan izleriyle lekelemişlerdi. İşte kentin görkemi yüzlerimizin ifadelerine vurucasına hoş geldin der gibi bir havası vardı.

Artık bu kente sığınmıştım; ama kent asla bana barışık bir tavır sergileyemiyordu. Peki, nasıl oluyor da buraya gelmiştik, aslında hepimizin bir kenti vardı sığınamayacak kadar acılarımız, kederlerimiz, dertlerimiz bulunsa da içinde bulunduğumuz senaryoda çıkıp daha ilk bakışta savaşabilmekti tüm benliğimizle.

Her şey, dünya görüşünde önümüze çıksa da perdeyi açmakla ve hakikati aramakla başlıyordu hayat yolundaki kent, kendi içimde ne kadar derinlemesine girebilsem de, hakikatler asla bana o kadar net görünmüyordu bu kentte

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1002
Kayıt tarihi
: 13.09.08
 
 

Anadolu üviversitesi menzunuyum. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak  İzmirde faliyetime devam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster