Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1055
 

Bir meslek iki anekdot

Siz hiç öğretmeninizle aynı okulda görev yaptınız mı?

Böyle bir durumla tam iki kez onurlandım. İlkini liseyi bitirdikten sonra, vekil öğretmen olarak atandiğim kendi köyümdeki Yiğitler İlkokulu’nda. Ethem Albayrak öğretmenimle birlikte yaşamıştım mesleki paylaşım gururunu. Okula başladığım yıl, yine ayni okulda öğretmenlik yapmaktaydı. ABECE’yi öğretmedeki ustalığı ve eğitmen olması, diğer sınıflara derse gitmesini engelliyordu. Yiğitler Köyü İlkokulu’ndan mezun olan herkes gibi, ben de okuyup yazmayı ondan öğrenmiştim. Birlikte görev yaptığımız 1968- 1969 eğitim öğretim yılında, yine alfabeyi o öğretiyordu. Benim öğretmenim olmasından öte, babamın yaşıtı ve arkadaşı olması, daha çok sahiplenme imtiyazı tanıyordu kendisine. Birikim ve deneyimlerini aktararak, yaptığı telkinler, verdiği öğütlerle adeta koruma altına almıştı beni. İnsan sevdiklerini korur elbet. Ruhu şad olsun!

Üniversiteden mezun olduktan sonra da, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan çıkacak atama emrini, Rize’deki baba evinde bekliyordum. Bir sabah elinde bir yazıyla yatak odamın kapısını açan babam, tayınımın “Sivas - Behrampaşa Ortaokulu’na” çıktığını müjdeliyordu bana. Ben de tercih ettiğim iller arasında olmadığı halde, kış ortasında yapılan bu atama işlemine tepki göstererek, öfkelenmiştim. Babam da kurduğu dernekle, yaptırdığı Ortaokulu eğitim-öğretime açmak için, yana yakıla boş öğretmen kadrolarını doldurmanın çarelerini arıyordu. Sivas’a gitmekten alıkoymak için, ta Ankara’ya kadar benimle birlikte geldi. “Sana yedirecek ekmeğim var. Gel bu kış günü oralara gitme”. diye israr edip duruyordu bana durmadan. Ben de tam aksine, gitmem gerektiğini ve onun dizinin dibinde bir tüketici gibi oturmaktansa, ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenmemin daha doğru olacağını ve kimliğimin içeriğini doldurmam gerektiğini kendisine uzun uzun anlattım, ama kâr etmedi. Tayınımı durdurmak ve beni kendi yaptırdiği okula atamak için, dönemin Rize Milletvekili Cevat Yalçınla birlikte Ortaöğretim Genel Müdürü'nü ziyaret ettiler. Ancak, Genel Müdür bu işlemin Şubat tatilinden önce yapılamayacağını, tayın olduğum okula gitmem gerektiğini ve Şubat tatilinde kendisini ziyaret etmem halinde, atamamın Rize’ye yapılacağı sözünü verince, babam ikna olmuştu.

Ankara’da vedalaşarak ben Sivas’a, babam da Rize’ye gitmek üzere ayrılmıştık. Sivas’a vardıktan sonra o ünlü “Madımak” otelde yatak rezervasyonumu yaptırınca, tayın tescil işlemini yaptırmak üzere İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gittim. Yetkililer, arzu etmem halinde beni başka bir liseye verebilecekleri alternatifini sundular. Bu teklifi de kabul etmeyerek, israrla nokta tayını yapılan okula gitmeye karar verdiğimi söyledim kendilerine. Sanki mistik bir güç beni Behrampaşa Otraokulu’na doğru çekiyordu. Tescil işleminden hemen sonra, doğruca tayın olduğum okuluma gittim. Tayın emri elimde okul müdürünün kapısını çaldım. Kendimi tanıttıktan sonra, yazıyı eline uzattım. Oturmam için bana yer gösterdi. Yazıyı okuma işini henüz bitirmemişti ki, “Dur hele dur bakayım. Sen hem Rizeli, hem de Kabil olacaksın, beni tanımayacaksın.” dedi. Kendime gelmek için bir silkindim ve masasının üzerinde duran bakırdan yapılmış isim levhasında yazan Bekir Başara adını okuyunca, ortaokul matematik öğretmenimle karşılaştığımı anlamıştım. Hocam ..! diyerek ayağa fırlayınca, o da oturduğu koltuktan kalkmıştı. Bir baba evlat özlemiyle kucaklaştık ve uzun süre öyle sarılı kaldık. Görülmeye değer bir tablo oluşturmuştuk doğrusu. Müdürün yanında oturmakta olan bir başka öğretmen arkadaş da, şahit olduğu bu manzarayı hayret ve hayranlıkla izliyordu.

Sivas’tan babama yazdığım mektupta, beni merak etmemesini, burada ikinci bir babamın olduğunu ve beni kendisi kadar sevip koruduğunu yazmıştım. Demek ki, beni Behrampaşa Ortaokulu’na çeken gizli güç, okulun o zaman müdürü olan saygıdeğer matematik öğretmenim Bekir Başara imiş. Kendisiyle birlikte bir yıl görev yaptıktan sonra, bir daha hiç görüşemediğim öğretmenim, müdürüm ve meslektaşıma duyduğum büyük bir özlemle buradan, sevgi dolu saygılarımı yolluyorum.

İstanbul, 06 Ekim 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 177
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1158
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Rize merkez ilçeye bağlı Yiğitler Köyünde doğdum. Lise bitinceye kadar ilk gençlik yıllarımı geçi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster