Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
456
 

Bir milletin tek geleneği dürüstlük olmalıdır

Bir milletin tek geleneği dürüstlük olmalıdır
 

Levent Zihnioğlu Kastamonu Postası


Bu Deniz Feneri meselesi gündeme oturdu oturalı toplumun zaten olmayan sivil toplum anlayışı iyiden iyiye sarsıldı. Deniz Feneri Derneği ile birlikte Dernekçilik sistemi olduğu gibi tartışılmaya başlandı. Radyo ve Tv programlarında Deniz Feneri Derneği üzerinden tüm dernekler ve derneklere yapılan yardımlar tartışma konusu oldu. Güzelde oldu. Sonuçta ortada yıkım varsa molozları temizlemek, çürük elmaları ayıklamak hiçte fena olmaz diyeceğim ama hiçte umutlu değilim!

Neden umut yok! Çünkü Derneklerin ve Dernekçiliğin içinde bulunduğu çöküntü, aslında her alanda karşımıza çıkan bir çürümenin su üstüne çıkan kısmından başka birşey değil. Nerede ve ne zaman bulaştığını bilmediğim bir toplumsal hastalığın, toplumun bütün organlarına yayılmasının kaçınılmaz sonucu.

Nedir bu hastalık? Bu hastalık, işi kitabına uydurma hastalığıdır. Halbuki doğru olan, işi yaparken kitaba uymaktır ama kimbilir bu anlayış hangi asırda kaldı.

Yıllar önce biriktirip artırdığım üç beş kuruşla bir ev aldım. Ödediğim para o zamanın parasıyla 17 milyar. Sıra emlak beyanına geldi. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle bir arkadaşımdan rica ettim. Beyanname vermek için belediyeye giden arkadaşım telefonla beni aradı ve şyle dedi; “17 milyar fazlaymış, evin rayici 11 milyarmış, buradaki görevli neden fazla gösteriyorsunuz diye soruyor” Bende olmaz, evi 17 milyara aldım ve bu fiyattan gösterilsin dedim. Memur bey ikna olmamış ve benle konuşmak istemiş. Aynı şeyleri banada anlattı ve 11 milyardan gösterelim dedi. Yok olmaz dedim ve ev 17 milyardan beyan edildi. Sonra nemi oldu? Anlatayım. İki sene sonra evi satmak istedim, vergisi fazla diye onlarca alıcı geri döndü ve evi tam bir sene sonra zor bela satabildim. On tane daha evim olsa yine aynı şekilde beyan ederim! Şimdi sorun bende mi yoksa diğerlerinde mi? (Kim hakkımda ne düşünüyorsa aynen iade edilir)

Şimdi soruyorum? Hangi ticari işletmenin envanteri gerçektir? Çoğu hikaye değil mi? Hangi vergi levhası gerçek ticareti gösteriyor? Herşeyi kitabına uydur, yürü git. Biz işi yapalım belge arkadan gelir! İstim gibi. Onlarca yıldır uzmanların dilinde tüy bitti. Ekonomi kayıt altına alınmalı! İşçi, memur ve gerçek kurumsal firmalar dışında kim gerçekten kayıt altında? Yahu bu Ülkede kalite belgelerinin bile suyu çıktı!

Ülkenin tepesindekiler THY için Airbus anlaşması yaparken “Bizde adettir” diyerek Devlet uçağını bedavaya getirmeye çalışmadı mı? Benim söylemeye dilim varmıyor, adet olan şeyi siz tahmin edin. Tapudaki rüşvetin adına bahşiş denilmedi mi?

Gelelim Derneklere. Adam derneği açıyor. Bir yer kiralıyor. Muhtasar beyanında yarı yarıya gösteriyor ve hatta hiç göstermediği de oluyor. Çünkü mal sahibi derneğe yardım olsun diye bedava vermişmiş! Aradaki para, mal sahibine nereden ödeniyor! Açıktan! Yani birileri cepten ödüyor. Neden kayıt altına alınmıyor? Az vergi vermek için. Neden böyle yapılıyor? Zaten gelir yok, böyle yapmazlarsa Dernek işletilemezmiş. İşletme o zaman! Dernek kurmaya mecbur musun? Ya adam gibi işlet, ya da git başka iş yap! Daha baştan, gönüllülük hileye yalana dolana dönüşüyor. Dürüst adam da doğal olarak bu işten uzak duruyor.

Sonuç: Avrupa’da her vatandaş en az üç sivil toplum örgütüne üye olurken bizde sadece nüfusun %15’i sivil topluma katılıyor. Gel sivil iradenin olmadığı yerde Demokrasi ara! Sonra dernekçiliğin sözde duayenleri ortaya çıkıp; “Derneklere kimse gelmiyor“ diye şikayet ediyor. Sen önce bir ayna al eline ve kendine bak! Ne görüyorsun? İşte o gördüğün şey yüzünden insanlar uzak duruyor derneklerden ve dernekçilikten!

Sonra gazetede bir manşet okuyoruz; “Yardım paralarının bir kısmını harcadık, özür dileriz!” Ne bekliyorduk! Seni, senin gibiler affeder etmesine de, yarın birgün sivil toplumun hayatın can damarlarından biri olduğunu idrak etmiş ancak çöktüğünü gören çoluk çocuk affeder mi bilmiyorum!

Bu Ülkede hala dürüst kalmış milyonlar var! Ya da ben öyle olduğuna inanmak istiyorum. Lütfen Arayın, adam gibi çalışan bir sivil toplum örgütü bulun ve katılın. Aradım yok hepside aynı diyorsanız, inandığınız insanları bir araya toplayın ve beyaz bir sayfa açın. Bu Ülkenin aydınlık geleceği, dürüst insanların dürüstlükten taviz vermeden çalışmasına bağlı.

Bir milletin tek geleneği asla taviz vermediği dürüstlük olmalıdır!
Kaynak:Kastamonu Postası Yazar: Levent Zihnioğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba güzel blog yazınız için çok teşekkür ederim ellerinize sağlık benim ve benim gibi düşünenlerin tek istediği şey dürüst siyaset anlayışı ve her konuda dürüstlüktür gelecek ancak dürüstlükle aydınlanabilir,dürüstlük olmaz ise karanlık düşüncelerin bugün olduğu gibi esiri oluruz,zihniyet farklı icraat farklı olur. saygılar sevgiler

Ömer SÜMER 
 09.10.2008 16:43
 

Beni kimse değiştiremez. Haram lokma yemedim gibi geliyor bana. Allah da göstermesin

Ahmet Balcı 
 08.10.2008 0:07
Cevap :
Allah görmesin Ahmet Bey Hepimiz öyleyiz genelde ama zorla yedirmeye çalışanlarda yok değil çevremizde saygılar...  08.10.2008 12:02
 

gösterdiğiniz gazetenin sosyal konulara olan duyarlılığı çok ilginç ve anlamlı. Avrupadaki 8 milyon nüfuslu bir ülkede derneklere üye sayısı 24 milyon diye okumuştum. Önce afalladım, sonra bir kişinin birkaç derneğe üye olduğu gerçeğini öğrendim. Bizde ise ; '' Aman bana karışmayan YILAN + ÇIYAN + HIRSIZ bin yaşasın'' düşüncesi bizleri bu günlere getirdi. Mesela blog yazarlarına bakıyorum, özellikle eğitim yazarlarına, üye olduğu dernekler diye soran bölüme , hiçbirine üye değil diye yazarken adeta rahatlıyor sanki yazar arkadaş. Bence düşünülmesi gereken bir konu aslında. Sonradan da birilerinin bu işleri düzeltmesini bekleriz, ama elimizi taşın değil hiçbir şeyin altına sokmayız. Bu anlamda örnek bir çalışmaydı paylaşımınız, teşekkürler, selamlar...

Yalnıztürk 
 07.10.2008 22:57
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim Hocam. Çok haklısınız. Levent Beyin yazılarını hayranlıkla takip ediyorum sizlerlede paylaşmayı istiyorum. Saygılar..  08.10.2008 8:30
 

Sayın Feraye Hanım, siyasi partileri de sivil toplum örgütlerinin, yanı derneklerin dışında değerlendiremeyiz.Sivil toplum kuruluşları olmadan demokrası olmaz. Ülkemizde kendilerini örgüt güvencesi altına alan kesim,sermaye kesimidir. Yönetim üzerinde her türlü kamuoyu baskısını oluşturarak,kanunları kendi menfaatleri doğrultusunda çıkarmakta daima etkilidirler.Yeni kurulan hükümetler, bakanlıkları ile ilgili ilk açıklamaları TUSİAD,MÜSİAD gibi derneklerde yaparlar.Yüzlerce iş adamları derneği var ama fakirler derneği hiç yok.Toplumun en kalabalık kesimini oluşturan dar gelirli kesim, örgütlenme hakkını ekonomik nedenlerle kullanamadıkları için, demokratik haklarını kullanmaktan da mahrum birakılmışlardır. Bu durum demokrasımızın en büyük açığı ve ayıpıdır. Temiz toplum, temiz siyaset sloganı bu gidişle toplumumuzda her dönem geçerli olacaktır.Demokrasiyi yerleştirmek için, dar gelirli fakat namuslu ve dürüst kesimin siyasi haklarını tam olarak kullanmasını bekleyeceğiz galiba..Selamla

Hızır Kabil 
 07.10.2008 21:33
Cevap :
Çok haklısınız Hızır Bey, daha ne kadar bekleyeceğiz bakalım. Saygılar..  07.10.2008 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 497
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 3264
Kayıt tarihi
: 04.09.07
 
 

Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamıysa kibirlendirir.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster