Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
394
 

Bir nefes Anadolu

Bir nefes Anadolu
 

Roman bir Alman vatandaşı, Türkiye’de yaşıyor ve bir Türk bayanla evli. Türkiye’ye 1984 yılında gelmiş ve Avanos’a yerleşmiş.

“Dünya’ya yüz yıl önce gelecektim” dediğinde, Roman’a nedenini sordum,

“Anadolu’daki yüz yıl önceki yaşamı görmek için” dedi ve devam etti;

“ Türkiye’ye 1984 yılında geldim. O zaman yaşam Anadolu’da doğaldı. Anadolu’ya sinmiş , doğal yaşam ve eski uygarlıktan bir nefes çekme şansına eriştim. Bu nefes, ucundan, kıyından bir görünüm, bir lezzet, bir tat idi. Orijinal bir şeyler hala vardı 1980’li yılların başında. Her şeyden önce, insan ilişkileri sıcaktı. Çoğu eski yapılar ayaktaydı.”

Düşündüm. Roman’ın anlattığı yıllar, “ çağ atladığımız” Özal’lı yıllardı. İletişim alanında; telefon, renkli ve çok sesli kanallar, bilgisayar. Bunlar fena şeyler değildi. Ama insanların zengin olma hırsları pahasına acımasız bir şekilde doğayı tüketmeleri, plansız, programsız yapılan inşaatlar, turizm adına kıyı yağmacılıkları, yaşamda bir dağınıklılık, adam kayırmalar, adam zengin etmeler yani terlemeden , kargaşa içinde büyük para kazanmalar, yitirilen insani değerler, acımasızlık içinde bencillik, o yıllarda başlayan şeylerdi.

Sokaklarımızı, mahallemizi, kıyılarımızı, kısacası doğamızı ve insan ilişkilerindeki sıcaklığı koruyamadık. O cendere ve sıkıntıları yaşamış, yani kendi güzelliklerini yağmalamış ülkeler vardı önümüzde. İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerden örnek alamadık

Ormanlarımızı koruyamadık. Kıyı şehirlerimizin ciğerleri ormanları yok ettik ve hala etmekteyiz.

Türkiye gelişmeyecek, büyümeyecek miydi? Elbette gelişecek ve büyüyecekti. Ama çevreye, dokuya zarar vermeden.

İnsanlar birdenbire değiştiler, tıpkı çevreyi değiştirdikleri gibi. Çıkar her şeyin önüne geçti. Ne toprak, ne güzellik, ne ülke düşünüldü. Bunu hep birlikte yaşadık, hep birlikte bu çarpık değişime tanık olduk.

Güzelliği bilmeyen, tatmayan, dar görüşlü yöneticiler seçtik ve onların güzellikleri korumalarını bekledik.

Umutlar, bekleyişler çoğu kez boşa çıktı. Gün geldi yağmur damlaları sel oldu ve bizler içinde boğulduk .

Anadolu’yu yaşamak için yüz yıl önce dünyaya gelmeyi isteyen Alman arkadaşım Roman haklı mıydı bilmiyorum.

Teknoloji açlığı çeken ülke vatandaşları için yüz yıl önce değil, yüz yıl sonra dünyaya gelmek isteği ağır basardı herhalde.

Hüseyin Seyfi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 502
Toplam yorum
: 466
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1452
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster