Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
22466
 

Bodrum - Kos - Santorini

Bodrum - Kos - Santorini
 

Günbatımı


Geçen yıl sadece 1 gün kalıp çok sevdiğimiz Santorini adasına bu kez 1 hafta için gitmeye karar verdik. Daha önce görmediğimiz Perissa plajına yürüyüş mesafesinde 18 odalı küçük, şirin bir yer ayarladık. İnternet sitelerinden birinden bu işi çok kolay hallettik. (Sakıncalı değilse booking.com) Ulaşım işini de yine oturduğumuz yerden internet aracılığıyla hallettik. ( feribot net) Bodrum’a gidip oradan Kos’a ardından da Santorini’ye ulaşmayı hedefledik. Böylece Kos adasında da yaklaşık 2 gün geçirebilecektik. Sabah 09:30 da Kos feribotundaydık. (Fiyat bilgileri de vereyim gidiş dönüş kişi başı 25 Euro). 1 saat sonraysa Kos’ta… Türk turistler çok yoğun. İnce kumlu, çok güzel ve kalabalık plaja sahip Kos şehrinde sizi, Kos kalesi karşılıyor. Plaj boyunca yer alan kafeterya ve tavernaların şezlong ve şemsiyelerinden ücretsiz olarak yararlanabiliyorsunuz. Biz plajın sonlarına doğru yer alan Sofi’nin Yeri’ni tercih ettik. Orayı o kadar çok sevdik ki, dönüşte de başka bir yer aramayıp aynı yere gittik. Çalışanlar üzerinden 1 hafta geçmesine rağmen bizi çok sıcak karşıladılar. Santorini feribotu (Kişi başı gidiş dönüş ekonomik sınıf 63 Euro) 20:35’te hareket etti. Yıllar önce Kıbrıs’a giderken bindiğimiz feribota hiç benzemiyordu. Neredeyse geçen yıl Yunan adalarına gittiğimiz yolcu gemisinden daha büyüktü ve rahatlık olarak da ondan aşağı kalmıyordu. Dinlenme bölümü dışında, pastane, kafeterya ve restoran vardı ve yolcuların çoğu dinlenme koltukları yerine buralardaki koltuklara yayılıp uzanmayı tercih ediyordu. (Not: gemilerin havalandırmaları çok yoğun çalıştığı için içerisi çok serin oluyor. Yanınıza alacağınız hırkalar da yetersiz kalıyor. Çocuğunuz varsa ince polar bir örtüyü yanınızda bulundurun derim. Biz plaj havlularıyla kızımızı sarıp sarmaladık). Saat 01:00’de Santorini adasındaydık. Yolcu gemilerinin yanaştığı Fira’daki Old Port’a değil kendilerinin kullandığı limana yanaştık. İnternetten rezervasyon yaptırmanın tek sorunu, karşılamaya kimselerin gelmeyecek olması, başımızın çaresine bakacak olmamızdı. 20 Euro’ya bir taksi ile bu işi de halledip otele geldiğimizde saat 02:30 olmuştu bile… Otele giriş saatimiz 07:00’di. Ama biz saat 02:30 de oteldeydik ve otelde resepsiyon ve lobi bulunmuyordu. İlk kez böyle bir şeyle karşılaşıyorduk. Taksi şoförümüz rezervasyon belgelerindeki otelin iletişim telefonunu aradı ama kimse açmadı ve biz yanlış otelde olduğumuz için karşı tarafın çalması gereken telefonunun sesini de duyamadık. Taksici gidince, (otel adının farklı olduğunu anlatmaya çalışmış ama adamı bir türlü ikna edememiştik. İki otelin adının da ilk kelimesi aynıydı. Size çok ironik gelebilir ama, o kelime İra…) otelimizin, bulunduğumuz otelin arkasında olduğunu fark edip kendi otelimizin havuz başına geçtik. Demek ki buralarda böyleydi. Otellerde lobi ve resepsiyon yoktu ve gün ağarana kadar beklemekten başka yapılacak bir şey de yoktu. Şezlonglara uzandık ve gecenin serinliğinden plaj havlularına sarınarak korunmaya çalıştık. Daha fazla dayanamayarak saat 06:00’ da bu kez biz arayalım dedik ve oteli işleten kişiye nihayet kendimizi duyurabildik(!). Otelin alt katında kendileri için bir daire yapmışlar ve orada kalıyorlarmış. Ne güzel, hem ev, hem iş, hem de dinlenme yeri . Kapılarının önünde olduğumuzu bilseydik daha önce çalmaz mıydık o kapıyı? Perissa 7 km. boyunca siyah kumlu plajı olan şirin, bakir bir köy aslında. 70-80’li yılların Alanya’sı, Kemer’i gibi. Plajda tüm yerler tavernalara ait ve 2 yer dışında şezlong bedeli ödemeden başka bir yerden yememe içmeme koşuluyla ücretsiz yararlanabiliyorsunuz. (O 2 yerde hem şezlong ücreti veriyor hem de ilgili kafeteryaya bağlı oluyorsunuz) Yok, ben kendi yiyecek ve içeceğimi kendim getiririm diyorsanız ağaçların altına yayılabilirsiniz. Unutmayın o zaman 2, 5-3, 5 Euro ödeyeceğiniz içeceğe sadece 1, 30 Euro’ya sahip olabilirsiniz. Bir de Perissa’da denize girişte eni 1-2 metreyi bulan plaka halinde taş var. Taşı geçtikten sonra kumluk alan oluyor. Siz de bizim gibi sadece kum olsun diyorsanız buranın denizi ilk başta size hoş gelmeyecektir. O zaman sizin için doğru adres, dağın hemen arkasında kalan Kamari… Biz geçen yıl Kamari’ye gitmiş ve çok sevmiştik. Bu yüzden 2 gün için araba kiralayıp ( Dimitros’a gidebilirsiniz fiyat bize daha uygun geldi) Kamari, Oia, Fira ve Red Beach’e gittik. 1 gün için 30 Euro, 2 gün için 50 Euro ödeyerek adayı rahatça gezebilirsiniz. 2 Kişiyseniz adada çok tercih edilen 4 tekerlekli motorlar size daha cazip gelecektir. Santorini’ye ilk gelişinizse şaraphaneleri ve şarap müzesini de gezmelisiniz. Biz yarım gün Kamari’de yüzüp, Red beach’e, akşama doğru güneş batışını izlemek için Oia’ya gittik ve kalabalığa karışarak izleyenlerin çığlıkları(!) eşliğinde güneşi Ege’de batırdık. Arabalı 2. günümüzü tam gün Kamari’de geçirdik. Kamari’de fiyatlar Perissa’yla aynı. Ancak, burası daha hareketli ve kalabalık. Bir de, şezlong fiyatları geçen yılkiyle aynı; 2 şezlong, 1 şemsiye 7 Euro. Burada sizi kimse rahatsız etmiyor. İster marketten aldığınız şeyleri için, isterseniz kafeteryalardan yararlanın. Perissa’ya gitmeden önce nerede yemek yenebileceği konusunda internetten bir ön araştırma yapıp 3-4 yer belirlemiştim. Ama seçtiğim yerleri deneyemedik(!) İlk akşam ilgimizi çeken “Cyclades Tavern” bize o kadar cazip geldi ki, Perissa’da olduğumuz her akşam (2 akşamı Kamari ve Oia’da geçirdik) yemeğimizi Cyclades’te yedik. Personel çok hızlı ve güler yüzlü. Yemekler çok lezzetli ve doyurucu. Bazı menülere de dahil ettikleri sofra şarapları çok güzel. Burada 3 kişilik, çok doyurucu akşam yemeği için 30-40 Euro ödüyorsunuz. Menülerinde kuzu eti, balık, kalamar, ahtapot, zeytinyağlı sarma, soulaki dedikleri bizim Adana Kebaba benzer kebap, mousakkaki ve bizim mezelere benzer mezeleri var. Yalnız musakka bizim musakkamıza benzemiyor. Kıyması bol, patlıcanı az, başamel soslu ve üzeri bol peynirli olarak küçük güveçlerde hazırlanıyor. Bu arada Grek usulü salataları bizim çoban salatanın daha iri doğranmışı ve üzerinde kekik ve sızma zeytinyağı gezdirilmiş Feta (beyaz peynir) peyniri var. Tatil deyince aklınıza deniz ve güneş geliyorsa ve hala bakir kalabilmiş plajlar var mı diyorsanız, Santorini sizin için biçilmiş kaftan. Üstelik çok popüler olmasına rağmen yüksek sezon fiyatları bile bizim popüler yerlerimizle kıyaslanamayacak kadar uygun. Not: Feribot iptalleri yaşanabiliyor ama mutlaka iptal edilen seferden 1 gün önce ve sonrasında sefer olduğu için sıkıntı olmuyor. Ona bağlı olarak aldığınız Kos-Bodrum feribotu da her gün var ve onu da sorunsuz kaydırabiliyorsunuz. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 5194
Kayıt tarihi
: 21.06.11
 
 

1970 İzmir doğumluyum. 1990 yılında Ege Üniversitesi Basın Yayın Y.O. Gazetecilik ve Halkla İlişkile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster