Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '17

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Bonzai Mutfaklarımızda

Bonzai Mutfaklarımızda
 

Geçen akşam haberlerde bir ailenin bonzaiden zehirlendiğini ve aile bireylerinden birinin vefat ettiğini izledim.  Yemeği yapan kişi bonzaiyi kekik sanarak tavuklara sürüyor ve mangal yakıyorlar, yedikten kısa bir süre sonra da tek tek zehirleniyorlar. Biri hariç diğerleri tedaviden sonra iyileşiyor.

Bu haberden sonra şunları düşündüm:

1. Bu aile bir torba bonzaiyi nasıl elde etti?

2. Yemeği hazırlayan kişi bunun kekik olmadığını nasıl anlayamadı?

3. Bu bonzai denen illet nasıl bu kadar çoğaldı ve etrafta bol bulunur hale gelebildi? Çünkü bununla ilgili benzer birkaç vaka daha olduğunu söylüyordu haber.

4. En önemlisi bununla mücadelede çeşitli çalışmalar olmasına rağmen nasıl önleyemediğimiz?

Bu konu ile ilgili kamusal alanda ve sivil toplum örgütlerinde pek çok proje ve çalışma olduğunu biliyorum hatta bu önleyici, bilgilendirme ve koruma amacıyla yapılan projelerin bizzat içerisinde görev alıp çalışmış biri olarak pek çok faaliyet olduğunu da söyleyebilirim.

Ancak bir yer de bir terslik var. Bu maddeyi alıp yemeğe koyan kişi farkını nasıl anlayamaz?

Acaba sabah kuşağında çeşitli programlar yapılacağına bunlarla ilgili bilgi verilen program mı yapılsa?

Anneler, bir dantelle nasıl dönüşüm yapacağını öğreneceğine zararlı maddeler hakkında bilgi sahibi mi olsa diye düşünmeden edemedim. Bununla ilgili Yeşilay TBM projesi kapsamında çok güzel çalışma hazırlamıştı birkaç yıl önce ve daha da genişletip güncelliyorlar çalışmalarını. Üstelik yetişkinlere göre de bilgilendirici videoları mevcut.

Bu kadar yaygın ve kolay ulaşılabilen bir maddeye karşı anne babalar olarak çocuklarımızı korumak istiyorsak önce kendimiz bilinçleneceğiz.

Anne babalar bonzai ile ilgili bilgi sahibi olduktan sonra gençlerimizin genel tavırlarını takip etmekle işe başlayabilirler. Şüphelendiğiniz durum olduğunda direk soru sormanız size fayda sağlamaz. Önce davranışlarını takip edin, giydiği eşyalara bakın, üzerinde kusmuk lekesi ya da idrar lekesi olduğunu gördüğünüzde ceplerine bakarak madde kırıntıları arayın. Sarıldığınızda, kokusuna dikkat edin. Ev ödevlerinde yanında olun gerekirse birlikte yapın. Böylelikle zihinsel performansını, algı ve dikkatini takip etme şansınız olabilir.

Kullanılan göz damlaları, ağız ferahlatıcı spreyler ya da parfümler, kokuları ve belirtileri saklamak için en sık kullanılan yöntemlerdir. Giydiği kıyafet tarzı da sizin için ipucu olabilir. Ani davranış değişimleri, arkadaş çevresi de önemli ipuçlarıdır.

Şüpheleriniz bu yönde ise direk ‘Sen madde mi kullanıyorsun?’ diye sormayın. Sohbet esnasında konuyu dile getirin ‘Çevrende kullanan var mı’ diye sormak sohbetin devamını sağlamak bakımından daha faydalı bir yoldur.

Eğer çocuğunuzun bağımlı olduğundan eminseniz,  anne baba olarak öncelikle bu alanda çalışan bir psikiyatri uzmanı tarafından yönlendirilmenizi ve süreci destek alarak yönetmenizi tavsiye ederim.

*Çocuk ve ergen psikolojisi hakkındaki sorularınızı mail yoluyla ya da Facebook ve İnstagramdan iletebilirsiniz.

Sevgilerimle,

Dilek Söylemez

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne yazık ki uyuşturucu gençler arasında oldukça yaygın. Öyle ki "bazı" lise öğrencileriyle şöyle ufacık bir sohbetten sonra neredeyse nokta nerede ne var ve ne satılır, nereden ne bulunur söyleyebilecek durumdalar. Bu çok ilginç, ilginç olduğu kadar da acı bir durum; lise öğretmenleri ve öğrencilerin velileri hatta belki de polislerden birçoğu belki de uyuşturucu ile en ufak bir fikre sahip değiller. Buna ben de dahilim. Veliler, öğretmenler hatta toplumla gençler arasındaki hayata bakış çok farklılaşıyor, farklılaşmakla kalmıyor aynı zamanda da yabancılaşıyor. Bu habere göre de görüldüğü gibi sözde tüm tedbirlere rağmen toplumun değerleri de hızla değişiyor. Para odaklı bir hayat ise herkesi sardığından bu uğurda kullanılmayacak hiçbir şey yok!

ilhan Aydın 
 25.03.2017 23:26
Cevap :
ilhan Hocam söylediklerinize kesinlikle katılıyorum. Hepimizin üzerimize düşen görevleri yerine getirmesi gerekiyor. Anne babalar kendilerini eğitmeli, öğretmenler kendini geliştirmeliler. Gençlere gelince, -ergenlerle çalışan biri olarak- derin bir iç çektim şu an. Ancak şöyle de bir durum var sosyal medyada, televizyonlarda gençlere sunulanlara bakınca, ün, para vb. ödüllerle yükseltilen insanları gördükçe bizim yayın politikalarımızı da gözden geçirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. En nihayetin de toplumun çekirdeğini oluşturan aile bireylerinin sığ fikirlerden kurtulması gerek diye düşünmeden de edemiyorum. Saygılarımla  27.03.2017 16:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 414
Kayıt tarihi
: 13.01.17
 
 

 İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunuyum Kişisel gelişim, ruh sağlığı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster