Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
295
 

Boş yatak

Uyanmıştı aslında, insanların kapıya gelişini dinlemişti nefretle, içeri girmelerini istemiyordu.
“hayır gelmeyecek sizinle o burada huzurlu mutlu benim yanımda . defolun!.”
gözlerini sımsıkı kapalı tutuyordu ne bir ışık huzmesinin girmesine tahammülü vardı nede bir başka görüntünün.
Biliyordu gözlerini açarsa gerçeklerle yüzleşecekti. Gözlerini iyice kıstı gözyaşlarının dahi akmasına izin vermiyordu.
Titriyordu, ürkek bir kedi gibi kıvrıldı. Yorganın içinde kayboldu ama saklandığı sadece kendisiydi her şey ortadaydı.
(Komşular son derece kaygılılardı.)
“Barış!! Oğlum kapıyı aç herkes seni bekliyor!!”
Bu oğlanla ne yapacağız biz, zaten duygusal bir çocuk annesi de gitti aklını kaybetmese bari.
Ne olacak yahu koskoca adam herkes yakınlarını kaybediyor zamanla alışacak biz gerektiği kadar destek oluruz ama iş
kendisinde biter.
Densiz kadın ne kadarda rahat ve yüksek sesle konuşmuştu. barış konuşmaları duymuş dişlerini sıkıyordu.
“Allah belanı versin Zeynep teyze. O zaman geber de senin yokluğuna alışalım pek fazla zorlanacağımızı sanmıyorum.”
Bir an için içinde bulunduğu vahim durumdan sıyrıldı sanki yanında kimse yoktu sadece gözleri kapalı bir şekilde anne
babasına küsen yaramaz bir çocuk gibi sımsıkı gözlerini kapamış annesinin onu öperek “yeter artk bırak surat yapmayı”
demsini bekliyordu. Perdeler kapalıydı içeriye girmeye çalışan güneş ışığı hafifçe perdeyi aralayan rüzgarın yardımıyla
barısın yüzüne dokunuyordu. “kalk” dercesine. Ama o gözlerini açamıyordu. “Allahım ne olur her şey bir rüya olsun ne olur
yaşadıklarım sadece kabus olsun gözlerimi açtıran aşağıda kızaran ekmeğin kokusu olsun “
Barış oğlum kalk hadi bak daha temizlik yapıcam kahvaltı hazır ekmek kızarttım soğumasın. Ulen yağını bile sürdüm değerimi
bil.
off anne yaaaaa neden sen kalkınca herkesin kalkması gerekiyorki sanki. bırak ben yatayım biraz daha zaten uykusuzum bak
uykumu alamazsam ne kadar lanet olduğumu biliyosun dimi!
Aaaaa temizlik yapcam o nemrut suratını al başka yerde ekşit uğraşamam senle oğlum yaa hadi nolur kahvaltıya bak ıımmmmm
nefis kokuyo ekmekler bak sevdiğin zeytinden göndermiş halan gel de ye bak alacam ayağımın altına . annesinin şakayla
karışık tehditlerine için için gülümseyerek kalktı barış. Zaten bu konuşmalar her sabah olurdu. Çok severdi annesini
böyle kızdırmayı annesi de barışın bilerek yaptığını bilir ve o da bu oyuna katılarak gayet sinirli cevaplar vererek
hazır cevaplılılğıyla oğlunu şaşkına çevirir ve güne eğlenceli atışmalarıyla başlarlardı.
Sıcak bir öpücük. Günaydın sarı kedi.
Oğlum hadi kahvaltını yap bak sevdiğin diziyi koymuşlar yayına onu da izlemiş olursun bu arada. Ahaa Zeyna tamam tüm ev
halkı sussun sıkıyönetim ilan ediyorum dizi izlerken televizyonun önüden geçeni vururum.
Ben şimdi elimin tersiyle bir vururusam zeyna bile gelse kurtaramaz seni.
Zaten sen zeynanın azılı düşmanı olan sarışın hatun var ya ona benziyosun adını da bir türlü öğrenemedim. Gülüştüler.
Sor bakalım o sarısın hatuna fırında tavuk yapmasını biliomuymuş
Ne fırında tavukmu yapacaksın evet yaaaa ama beni oyalarsan büyük ihtimalde fırında tavuk değil sahanda yumurta yiyeceksin.
Hahahah barış içten bir kahkaha patlatı. Gerçekten annesi hazır cevaptı.
Birden bire gök gürledi sanki kapı yumruklandı.
Oda karardı bir anda. içine saplanan acıyla uyandı uykusundan. Korkuyla ve acıyla irkildi yerinden. Yorganı açtı hızla ve
tavana baktı. Sonunda gözlerini açmıştı. Kapıda birisi var gücüyle kapıyı yumrukluyordu.


Barış kapıyı kırdırma bana aç artık. İnsanlar senin için geldiler buraya yeter artık. Uzatma çocuk gibi, sinirlenmeye
başlıyorum. Hepimiz acı içindeyiz ama senin gibi yapmıyoruz. Bize saygın yoksa annene saygın olsun onu bekletmeye hakkın
yok o şekilde. Gerekenin yapılması lazım.

Anneme mi saygısızlık yapıyorum asla. yo hayır. 25 yıllık hayatında hiç saygısızlık yapmamıştı ne kötü bir laf söylemişti ne de ahını
almıştı. Annesi her zaman bunu dile getirmişti. Zaten.
“değil mi annem seni hiç üzdümmü ben hiç ağlattımmı o güzel mavi gözlerini. Annesi çok güzel bir kadındı alımlı ufak tefek zayıf sarı saçlı
mavi gözlü sarı kedisiydi. Her şey yakışırdı ona bir tek ölümü yakıştıramamıştı. Büyük gelmişti bedenine küçük ellerine, gözleri parlamıyordu.
Yok hayır yakışmamıştı. Boğazına düğümlenen hıçkırıklarıyla beraber annemmm dedi. Kaçamazdı artık cisminden başını çevirdi annesine doğru.
ANNNNNEEEEE!!!!!
Ne annesi vardı nede elleriyle örttüğü beyaz kefen yatakta…!!!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 21.07.10
 
 

İletişim fakültesi reklamcılık bölümünü bitirdim. Kitap okumayı ve dergi karıştırmayı çok severdim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster