Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '10

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
714
 

Bu helâ başka helâ

Bu helâ başka helâ
 

Helâ kapısı ve kullanım ücretleri resim internetten alıntı


Türkenschanzpark/ 1683/ İkinci Viyana kuşatması…

Şövalyelerin yoğun bir şekilde Osmanlı Ordusuna karşı saldırıya geçmesi sonucunda; (savaş taktiğini rahatça gözden geçirmek için olsa gerek) Türkler kuşatma eylemini yarıda keserek geri çekilmişler.

İşte karargâhlarını kurdukları bu alan; Avusturyalılar tarafından daha sonra yüzyıllarca ekin tarlaları olarak kullanılmış.

Avusturya İmparatoru Franz Joseph: Türklerin geri çekilerek karargâhlarını kurdukları bölgeyi devasa bir park haline getirdikten sonra 30.Eylül 1888 Senesinde açılışını yaparak Viyanalıların beğenisine sunmuş.

Adı da “Türkenschanzpark” olarak vaftiz edilmiş.

Doğrusunu söylemek gerekirse kimse bu ismin tam olarak ne anlama geldiğini bilemiyor; tahminler yürütüyor.

Benim de tahminlerim var lâkin dediğim gibi sadece düşünceler…

Verschanzen: Kaçmak, saklanmak vb.

Avusturyalılar: Korkulu günlerin verdiği sıkıntıyı azaltmak unutmak için “Türklerin kaçarak sığındığı yer” anlamında mı yoksa…

Kuşatma sırasında Osmanlı Ordusunun; Viyana surlarından; içerden bakıldığında haşmetli görünüşünü( Yüksek, sağlam bir tepe; bir set gibi “Die Schanze”) yâd etmek arzusuna mı kapıldılar nedir…

Anlamı şeffaf olmayan bir isimde karar kıldılar; anlamadım gitti!

Zamanla genişletilen; envai çeşit ağaçlarla; çiçeklerle zenginleştirilen bu alanda; günümüzde, farklı iklimlerin yeşil çocukları coşkuyla yaşamlarını sürdürüyorlar; her ne hikmetse…

Küheylanların köpük köpük terleri ve gübreleri…

Fantezi sınır tanımıyor işte…

Dünyanın, sırrını çözemediği; bazen de kendi kendini çözemeyen bu insanlar… Mağlup ayrılırken Viyana kapılarından belli ki arkalarında bir şeyler bırakmışlar.

Yenilgiler ile zaferler…

Kardeşler…

Savaşlar ise; anaları…

Farklı babalardan da olsa; yenilgi ve zafer kardeşler.

Nerede bu Osmanlı Tarihinin mirasçıları?

Mirasçısı olmadan da tarihin raflarında tutunamaz mı?

Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır…

Kurban olam kuzuna kekliğine…

Sen ne anlatacaktın bizlere… Ruhunu kaptırdın kuşatmalara; kuşatmadan ziyade Viyana’nın parkına; parkından ziyade; parkın ne anlama geldiği belli olmayan adına…

Ve üstüne “Yunus Emre Çeşmesi”

Konsolosluğun hediyesi “ Türkenschanzpark” için; niçin?

Tüm bunlardan söz etmek istememiştim ama taksim yapmadan da helâya giremezdim.

Adamlar 150.000 metrekare büyüklüğünde park alanı yaparlar da WC meselesini unuturlar mı?

Sağa sola; ağaç altına; çalıların arasına hıçtırırlar mı?

Zamanında yapmışlar. Sınıflara ayırmışlar.

Birinci sınıf bölümü: El yıkamak için lavabolu…

İkinci sınıf bölümünde lavabo yok; mantıken ücreti daha düşük olmalı.

Ayakta işemek ücretsiz bu da demek oluyor ki kadınlar ister birinci ister ikinci sınıf bölümünde hacet gidersinler; bedel ödemek zorunda kalıyorlarmış eskiden…

Başka türlü olsaydı şaşardım bu işe…

Bu helâ başka bir helâ!

Türkenschanz parkının başına bela…

Nostaljik, özgün, koruma altında.

Dünyada eşi benzeri vardır mutlaka…

On senedir insanlığa hizmet veremiyor.

Kapalı.

Elden geçmesi; içine edilecek hale gelebilmesi için Viyana Belediyesinin 300.000 Euro gibi cüzi bir harcama yapması gerekiyor.

Viyana halkı isyanlarda…

“300.000 Euro’nun içine nasıl edilir bu zamanda” diyerek mızmızlanıyorlar.

Valla Avrupalı kafası işte…

Bizi örnek alsalar…

Referandumla işi çözüverseler…

Yok, anam babam; kendi bildiklerini okuyorlar.

Aman bize ne; ne halleri varsa görsünler.

Zamanında; Viyana’yı bize teslim etmiş olsalardı şimdilerde ottan yoktan yere uykuları kaçmazdı.

5. Ağustos 2010 Perşembe Acayip sıcak köyden Alev Meisel

Kaynak: Avusturya’nın yazılı ve görsel medyası

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bize bıraksalardı Viyana'yı o parkın yerinde yeller eser ve mutlaka büyük başlardan pardon büyük müteaahhitlerin zenginlere peşkeş çekecekleri apartmanları olurdu. Bazen geri çekilip güzellikleri yerinde bırakmak faydalı olur gibime geliyor. Ayvalık'tan dönerken sanki ben dökmüşüm gibi yol kıyılarındaki pisliklerden utandım Alev Hanım. Her ağaç dibinde bir çöp yığını ve bu yollardan geçen insanlar nispeten mürekkep yalamış cinsindenler, öylesine çirkin bir görüntü daha fazla dökmeyeyim içimi siz anlayın işte. Sevgilerimi yolluyorum bulunduğunuz yerlere hemde üç kişilik (bebekler ikiz)

kevser şekercioğlu akın 
 05.08.2010 10:51
Cevap :
Çöpler: Çok üzüyor; nasıl kıyabiliyorlar doğaya nasıl vicdan sızlaması olmadan başlarını yastığa yaslıyorlar pes etmemek mümkün değil. Temizlik evin eşiğinde başlamıyor ki...Analara çok iş düşüyor onların da vakti kalmıyor besbelli; en önemli konulara zaman ayıramıyorlar. Çok sevindim...Allahın bir lutfu biri kız biri erkek mi yoksa tek yumurta ikizleri mi? MB de bir ilk tebrikler; e ne olacak şimdi yazıp çizmeye vakit kalacak mı dersiniz? Kalmasa da... Arada bir resimleriyle avunuruz. İsim sıkıntısı çekmezsiniz umarım. Tebrikler selamlar sevgiler...Sabırla bekliyoruz, kendinize çok ama çok iyi bakın...  05.08.2010 17:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 846
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster