Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Şubat '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
860
 

Bu yaratığı mutlaka görmelisiniz

Bu yaratığı mutlaka görmelisiniz
 

Yaratık dendiğinde kuşkusuz hepimizin aklına Amerikan yapımı filmler geliyor. İzleyen herkesi ürküten hayal mahsulü sıra dışı canlıları hep onların açtığı pencereden izledik bugüne kadar. Kullandıkları animasyon teknolojisi karşısında hayranlığımızı gizleyememiş, bu tür sinema filmlerinin de hep müşterisi konumunda olmuştuk. Dünyayı kasıp kavuran, milyonları ekran başına kilitleyen, kitleleri dilediği şekilde yönlendirebilen filmleri çekmek bize hiç nasip olmamıştı ki. Cüneyt Arkın imkansızlıklar içinde çektiği “Dünyayı Kurtaran Adam” ile dünya sinemaseverlerinin ilgisini çekmeyi başarmıştı ama ne yazık ki onlar da bu yapımla alay ediyorlar, gülmek, eğlenmek gayesiyle filmi izliyorlardı. On yıl önce gün gelecek Türk yönetmenler de tüm dünyanın beğeniyle izleyeceği kaliteli filmler yapacaklar deseler inanır mıydık acaba?

Kültür Bakanlığı’nın sinema sektörüne verdiği ciddi maddi destekler sonrasında Türk sinemasından da çok kaliteli yapımların çıktığını görmeye başladık. Daha önceleri izleyici çekemeyen Türk filmleri son dönemde yaptıkları başarılı işlerle Amerikan yapımı filmleri gişe hasılatında gerilerde bırakmış durumda. Müthiş bütçelerle ve gelişmiş teknik imkanlarla çekilen yabancı filmlerin yerine son dönemde çekilen yerli yapım filmlerin tercih edilmesi de gerçekten sinemamız adına çok sevindirici.

Geçtiğimiz yıl ilk filmini izlediğimiz bir genç yönetmenimizin çektiği ikinci filmden sizlere bahsetmek istiyorum. Film yeni vizyona girmiş olmasına rağmen sinemaseverlerin ilgisini çekmeyi başardı. İlk filmi D@bbe’nin 600.000 kişilik gişe hasılatını yakalaması aslında sonraki güzel işleri de müjdeliyordu. Aynı zamanda genetik uzmanı olan genç yönetmen Hasan Karacadağ fizik olimpiyatlarında da şampiyon olmuş sıra dışı biri. Sinemaya büyük ilgi duyan Hasan Karacadağ Japonya’da da sinema eğitimi almış.

Gerçek bir hikayeyi konu edindiği ikinci filmi Semum’da genç yönetmen alışık olduğumuz yaratık filmlerinden çok farklı bir senaryo ile bizleri korkutmayı başarıyor. Türk-İslam korku filmlerinin ilki olan Semum’da yönetmen dini kaynaklarımızdan beslenerek oluşturduğu senaryo ile içinde büyük sırlar barındıran bu aleme farklı bir gözle bakmamızı sağlamaya çalışmış. Bilinmeyen bu alemle insanoğlu arasındaki ilişki dünyada ilk kez bu film ile çok farklı bir şekilde işlenmiş oldu.

Filmi izlerken çok gerildiğimi ve korktuğumu söylemeliyim. Bazı sahnelerde çığlık atanları, yerinden zıplayanları görmek insana filmin başarısı hakkında bir fikir veriyor. Hemen arkamda oturan gençler hayatımda hiç bu denli korkmamıştım derken hiç de şaka yapar gibi görünmüyorlardı. Film arasında dışarı çıktığımızda hepimizin gerginliği yüzlerimize yansımıştı.

Öncelikle başta Hasan Karacadağ olmak üzere tüm film ekibini ve oyuncularını bize böylesi güzel bir film izlettirdikleri için kutluyor, kendilerine teşekkür ediyorum. Animasyon ve efektler de dahil olmak üzere filmin tamamıyla yerli bir yapım olması bizleri ayrıca sevindirdi.Bu film bence kendi ahlaki ve kültürel değerlerini öne çıkartmaya çalışan Türk sinemasının köşe taşlarından biri oldu.

Filmle ilgili çok az da olsa eksik gördüğüm yanlar yok değil ama gördüğüm diğer tüm güzellikler bunları dile getirmemi önemsiz kılıyor. Sadece birini söylemek bence yeterli: Filmin başında Canan Karaca'nın başından geçenlerin gerçek olduğu vurgulanmalıydı. Böylelikle film bu detayı bilmeyen seyircileri (herkes filmin web sitesini veya afişlerini detaylıca incelememiş olabilir) daha da çok etkileyebilirdi.

Filmin ilk yarısı Rabbinden uzaklaşmış insana akıl erdiremediği sıradışı olaylar karşısında çaresizliğini hissettirirken ikinci yarı ise insana bu alemde yalnız olmadığını eğer her yerde var olan yüce Rabbine sığınırsa da çaresiz olmadığını gösteriyor. Canan Karaca rolündeki Ayça İnci’nin performansı ise gerçekten çok etkileyici ve görülmeye değer. İnsan bir an olan biteni gerçekten o yaşıyor zannediyor.

Filmi küçümseyenlere de bir sözüm var: "Türk sinema tarihinin bu kalitede görsel sinema efektlerini tamamıyla yerli insan kaynağıyla yapmış ilk filmi sanırım SEMUM'dur.Yapılanı takdir etmek yerine acımasızca eleştirmek, alaya almak bence emeğe yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Kendimizi küçümsemekten artık vazgeçelim. İmkan sağlanır, destek de verilirse Türk insanı da çok güzel eserler ortaya koyabilir, koyuyor da. Bu tür yapımlara ve yönetmenlere destek olmak lazım. Filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 832
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1977 yılında Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde dünyaya geldim. 1998 senesinde Yıldız Teknik Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster