Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
264
 

Bugün babalar günü, ama yine mahzundum

Bugün babalar günü, ama yine mahzundum
 

Konuşmalıyız, ama değişmeliyiz de...


Çocukluğumda canı çeken, alamayan, heveslenen olur diye elimizde yiyecekle dolaşmaya ne ''yüreğimiz'' elverir, ne de büyüklerimiz ''cevaz verirdi''; löpür löpür ''götüremezdik'' kendi yiyeceğimizi bile... Önce mazlumu, imkansızı, mağduru, bizden daha fakiri düşünürdük. Yazılı olmayan halk anayasasının mutlaka uyulan bir maddesi idi.

Bugün Babalar Günü, büyük bir keyifle aileleri izledim; onlar kadar değilsede çocukların anlamlı her davranışını, sevincini, mutluluğunu hissettim. Ailelerde özel bir gün yaşamanın belirtileri çok açıktı, hepsi heyecanlı idi; özellikle çocukar '' uçuyordu''. Babalara ilgi belirgindi; onlar da hafiften ''kasılıyorlardı'', mutluluk böyleydi,'' adamın ayağını yerden keserdi''.

Bazı aileler yarımdı (özür dilerim, ağlamadan yazacaktım, ama elde mi) ; baba ve kızı ya da anne ve oğlu veya baba ve oğlu... Bunlar asla tam mutlu olamayacaklar diye içimden geçirdim. Belki de mahkeme babasına özel günleri çocuğuyla geçirebilme hakkı vermişti, oğlan çok mutlu baba ise dalgın ve tutuktu. Boşanmış olabilirlerdi. Şu kısa boylu, esmer anne; oğluyla parkta dolaşırken içinden geçirmişmiydi (tam aileleri izlerken) ''babası da yanımızda olsaydı''.

Bugün Babalar Günüydü; hemen herkes için özel ve mutlu bir gün olmalıydı. Çocuklarını ve eşini yanına alıp, şu güzel haziran pazarında bir kırıntı bile olsa mutluluğu yakalamak isteyen, yüzünde pek de alışık olmadıkları tebessümle gezmeye çıkmış insanları görünce çocukluğumdaki birşeyler yiyerek sokağa çıkanların yaratacağı sakıncayı hatırladım. Babasını kaybetmiş, hiç baba şefkati görmemiş, genç yaşta babası şehit olmuş veya benzer durumdaki bazı insanın yarası depreşir diye tam aile olanlar neden kendilerini küçük bir mutluluktan yoksun etsinlerdi, bu gün gizli yaşanmaz ki; sokağa çıkılır, parka gidilir, eğlenmeye, birlikte hoş vakit geçirmeye çalışılır. Aile bağları daha da sıkılaştırılır.

Hayır, hayır kendimle çelişmiyorum; sadece derin yaralarıyla dolaşan insanların da aramızda olabileceği aklıma geldi. Onlar için çok zor günler olabileceğini düşündüm; Anneler Günü benzeri bu özel günlerde TV daki artan tanıtım programları, etkinlikler kimilerinin kabuk bağlamış yarasını yeniden deşmekte, yoksunluğun acısını tazelemekte diye düşündüm.

Mediha Kubali bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba; Yürek bu daynmıyor işte düşünüyorsun istemesende sevgili Sarp bey; Aslolan kutlayabilecek ve hatta kutlamaya değecek baba bulmak aynı şekilde okşayabilecek küçük başlar, tutabilecek küçük eller bulmaktır. Biyolojik olmasa bile "Baba" sıfatını sırtında onurla taşıyanların sayısıda az değil hani daha da artmasıdır dileğim ve tüm babaları kutluyorum saygıyla selamla

Cemile Torun 
 18.06.2012 18:38
Cevap :
Benim dikkatimden kaçan,daha farklı baba örneklerini de hatırlattınız Cemile Hanım. Teşekkür ederim. Görüyorum ki; etraflıca ele alınabilecek, çok yönlü, değişik boyutlu bir konu. Çok içten bir selam, sevgimi gönderiyorum.   18.06.2012 21:32
 

Düşünmemek elde mi? Yüerğinize sağlık efendim.Uzun zamandır yoktunuz sizi görmek güzeldi.Sevgilerimle.

Şennur Köseli 
 18.06.2012 8:46
Cevap :
Özlenmiş olmak, hele sizin gibi bir sevgi elçisi tarafından özlenmek büyük bahtiyarlıktır.   18.06.2012 10:26
 

ne annler günü ne babalar günü kutlamalarından hoşlanmıyorum, evladı olmayan analar babalar, anası babası olmayan çocuklar varken, üstelik bu kadar yoksulken vatanım,yoksulken bütün çocuklar bu göstermelik kutlamalar... değmez. faydasız ve emici buluyorum bu günleri, Allah sevdiklerimizi başımızdan eksik etmesin hepsini duayla, sevgiyle, rahmetle anıyorum...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 18.06.2012 0:33
Cevap :
Bu yerinde yorumunuz vesilesiyle ilk kez karşılaştık, sayfanıza dönüp hakkınızdaki yazınızı okuyunca hayran oldum, imrendim ve birazda kıskandım. Umarım ki ben de birgün Nazım Baba'nın yaşamak hakkındaki öğüdünü tutarım. Engin duygularımla selamlarım, müşerref oldum.  18.06.2012 10:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1165
Kayıt tarihi
: 11.11.11
 
 

İyi-kötü, kendimize göre bir Fırat idik, ama artık okyanusa karıştık, emekli memurum. Dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster