Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
614
 

Çaresiz ev kadınları

Çaresiz ev kadınları
 

Bir zamanlar ev ve aile düzenine adanmış olan ev kadınları, çaresiz olmadıkları gibi çarenin ta kendisiydi . Bizim nesil de çoğunlukla böyle kadınların çocukları olduğu için pek şanslı idi kanımca.

Öyle güzel bir çocukluktu ki bizimkisi, anahtarın elimize sığmadığı bir yaşta kapıyı açıp eve girmeyi, sonra kilitlemeyi, kim olduğunu sormadan açmamayı öğrenmek zorunda kalmadık çünkü. Dolaptaki yemeği çıkarıp ocakta ısıtmamıza hiç gerek olmadı lise bitene kadar. Okul dönüşü gömleğimiz bir tarafta, forma sandalyeye yayılmış, çorapları kirliye fırlatıp, 'ne yemek vaaaaar?' diye sormak bizim için bir lüks değildi. Hazırda 'pişirilen değil, pişirilmiş olan' bir yemek mutlaka olurdu. Sabahları 'hazırlanmış' kahvaltı masalarında sevmediğimiz sütümüzü öğüre öğüre içmek gibi şımarık bir zorunluğumuz vardı ayrıca. Akşam baba eve gelince yapılan törensel karşılamaları, sofranın kuruluşunda ayrı, kaldırılışında ayrı törensel özeni yaşama şansımız oldu.

Çünkü o zamanlar da şimdiki gibi, ev kadınları çarenin ta kendisiydi, ama halinden memnundu.

'Çaresiz olanlar bu eli öpülesi kadınlar değil, çalışanlardır' demem gerekiyor belki, ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü bugünün kentli ev hanımları annelerimizden çok farklılar ve gerçekten çaresizlik sınırında bir yerlerde yaşıyorlar.

Bir kere onlar, yüzyılların biçmiş olduğu o elbiseye artık sığmıyorlar :

Kendi öz varlıklarının ve özvarlıklarına katabileceklerinin kıpır kıpır farkındalar. Adanmışlığın kimliksizliğinden hoşlanmıyorlar. Bu insanlar kendilerini genişletmeye, envari çeşit olasılıkla bezenmiş yeni dünyada bireysel adanmışlık sınırlarını daraltmaya ihtiyaç duyuyorlar.

Ve tabii, içinden çıkamadıklarında, çaresizliği gayet içten yaşayabiliyorlar. Bu kesimin çaresizliği hepimize bir şekilde yansıyor, toplumsal kaybımız olabiliyor.

Dolayısıyla, günümüzde ev kadınlarını 'ev kadını' diye tanımlanmaktan vazgeçmeye, toplum içinde etkin rollerde görevlendirmeye, ustası oldukları ama sadece kendileri için kullandıkları bir dolu alanda onlardan faydalanmaya fazlasıyla gerek var.

Nasıl mı? İlk etapta aklıma gelen bir iki şey oldu bile;

Etraf sistemsizlikten yıkılırken, sistem kurma ustası bu kadınlar gerek eğitim, gerek sosyal yardımlaşma, gerekse kentsel temizlik ve çevresel etkinlikler gibi konularda aktif olarak toplumsal yaşama katılabilirler. Böylece bireysel adanmışlık damgasından kurtulup, kimlikli bir üretim elemanlığına geçebilir, çaresizliklerini günümüz koşullarında hepimize yarayan çarelere dönüştürebilirler.

Öyle geliyor ki, bizlere düşen sadece kapıyı açmak, onlar açılan eşikte yapacaklarını fazlasıyla iyi yapar, bir de oracıkta saksı saksı sardunya bile yetiştirirler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

haklısınız belki de hiç bişey yapmıyor gibi görünüyorlar ama aslında en büyük yük onlarda.Hem çocuk yetiştirmek,yemek yapmak,iş yapmak ve sürekli birşeylerle uğraşmak çok zor bence...Dışarda çalışabilmek için çocuklara bakıcı lazım eğer lise mezunu falansa alacağı maaş zaten bakıcıya gider yani ben üni. mezunu olarak bile boştayım ve ben evimde çocuklarımla mutluyum.Tabi çalışmayı da çok isterim ama az ücret çok emekle asla!

deniz rüzgarı 
 16.09.2007 22:09
Cevap :
Zor iş gerçekten. Ama keyifli yanları olduğuna eminim. Sevgilerimle  17.09.2007 9:29
 

Zaman zaman nostaljik duygulara kapılıp eskiye ait güzel şeylerin özlemini çekmemek mümkün değil. Keşke eskini güzelliklerini tutup sadece yetersiz olan kısmını değiştirebilseydik. Ama maalesef bu mümkün değil. Her yerde de olduğu gibi burada da kurunun yanında yaş yaşın yanında da kuru yanacak. Anneniz gibi olsaydınız en azından doktor olamazdınız. Bir şeyler değişiyorsa, bu mutlaka onun olumsuz yanının da fazlasıyla olmasındandır diye düşününüyorum. En iyisi eskiyi unutup, yeninin nasıl yaşanılabilir bir hale sokulabileceğini keşfetmek. Saygılar

Matilla 
 05.04.2007 13:14
Cevap :
Kesinlikle katılıyorum efendim. Saygılarımla  05.04.2007 14:06
 

Bizim sıkıntımız da bu ya zülal hanım. Bizler evlerinde yemek kokan anneler tarafından aman sen benim gibi eve mahkum olma mantığıyla yetiştirildik.Daha sonra bir baktık ki hayat farklı. Biz çalıştıkça hayat bastırdı yukarıdan bir yerden.Hep söylerim bu devirde ne kadın kadınlığını yaşayabiliyor nede erkek erkekliğini.Cinsiyetler sorumluluklar birbirine karışmış durumda.Ehal böyle olunca çocuklarımızda ne yapacağını şaşırıyor.Anne evde yok baba seyahatte.Ev desen allaha emanet. Ama bunlar hep hayat standartlarımızın yükselmesiyle oldu.Şimdi düşünüyorum benim annemin evlenirken harcadığı para ile ilgili ilginç bir tespiti var.Kısaca o dönemdeki ekmek fiyatıyla harcadığı parayı kıyaslamış.Şimdi aynı kıyaslamayı yapınca ortaya dehşet sonuçlar çıkıyor. Ev hanımlarını topluma kazandırma projelerinin bence bir an evvel hızlandırılması gerekiyor.Önce bizler insanız makina değil çalışan kadının yüklerinin azalması için ev hanımları pratik işler bulmuşlar. Örn ; hazır yemek yada ütü vb...

HAYAL ARSLAN 
 05.04.2007 12:35
Cevap :
Ev kadınlarının modern koşullarda, sahip olduğu güzel özelliklerle toplumsal yaşama katılması, belki çalışan kesimi de biraz olsun rahatlatacaktır. Katkınıza teşekkürler:).  05.04.2007 14:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1054
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster