Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '16

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
4904
 

Çay bağımlılığından nasıl kurtulurum?

Çay bağımlılığından nasıl kurtulurum?
 

Çaysız kalınca böyle mi oluyorsunuz?


Gerçek anlamda bir bağımlılık olmaması ve sağlığınız açışından ciddi bir risk yaratmamasına rağmen sürekli çay içmenin bazı kötü yönleri olabilecek bir alışkanlık olduğunu söyleyebiliriz. Şahsen ben de kendimi bir çay bağımlısı olarak görüyorum ve kontrol altında tutmadığımda hayatımı olumsuz etkilediğini düşündüğüm bu alışkanlığın belli bir aşamada kalması için çaba sarfediyorum. Bu yazımda çoğumuzun çay tiryakiliği diye bildiği ve durmadan çay içme ihtiyacı ve çaysız duramama ile kendini belli eden bu alışkanlığa değineceğim ve bunu nasıl kontrol edebileceğiniz ve bundan nasıl kurtulabileceğiniz konusunda kendi tecrübemi aktaracağım. İlk olarak çay bağımlılığı tam olarak nedir, anlamaya çalışalım.

Çay Bağımlılığı Diye Birşey Var Mı?

Çay bağımlılığı diye tanımı yapılmış tıbbi bir durum yok. Ancak çayın içinde öyle bir bileşik var ki insan türü tarafından en yaygın olarak kullanılan uyarıcı madde olarak görülüyor ve bağımlılık yapabildiği de biliniyor. Bu maddenin adı kafein. Muhtemelen daha önce adını duyduğunuz kafein yorgunluk hissini azaltıyor,  beyin hücrelerinin daha hızlı çalışmasını sağlıyor, kasları uyarıp harekete hazır hale getiriyor ve solunumu hızlandırıyor. Kısaca kafein hem aklı hem bedeni aktif duruma sokuyor. Kafein çay dışında doğal ve suni bir takım içeceklerde bulunabilen bir bileşik. Sabah bir bardak hazır kahvenin yada öğleden sonra yudumladığınız Türk kahvesinin sizi kendine getirmesi kafein sayesinde. Ağır bir yemekten sonra yerinizden kalkabilmek için çay içmeniz de kafeinle ilgili. Enerji içecekleri ve kolanın insanı geçici olarak enerjik kılmasının sebebi de hep kafein. Kafeinin bağımlılık yapıcı etkisi de işte bu yorgunluğu giderici ve güç verici özelliğinden kaynaklanıyor.

Kafein Etkisi

Beynimiz vücuttaki herşeyi en ince ayrıntısına kadar kontrol edip düzene koymakla görevli bir organ. Ne zaman hareketli olacağımız ve ne zaman dinleneceğimizi de beyin belirliyor. Beyin vücudun yorgun olduğuna karar verdiğinde kendinizi bezgin ve uyuşuk hissediyorsunuz ve böylece bir yere uzanıp dinleniyorsunuz. Diğer zamanlarda ise işlerle veya eğlenceyle uğraşabiliyorsunuz. Beyin, yorgun olup olmadığınızı anlamak için çeşitli ölçümler yapar. Bu ölçümlerden birisi de vücuttaki adenozin adlı bir maddenin miktarıdır. Adenozin, hücreleriniz her türlü faaliyeti sonucunda üretilen bir tür atık maddedir ve uzun süre çalışırsanız yada başka bir faaliyette bulunursanız vücutta adenozin miktarı artar. Beyin hücrelerinde adenozin miktarını ölçen reseptörler mevcuttur ve bunlar adenozin moleküllerini algıladıkça siz kendiniz yorgun hissedersiniz. Uyarıcı olduğunu söylediğimiz kafein işte bu noktada devreye girer. Çayda bulunan kafein molekülünün bir bölümü adenozine benzemektedir ve beyindeki adenozin reseptörlerine bağlanıp onları devre dışı bırakır. Bir kilide yabancı bir cisim sokarak kapıyı açılmaz hale getirdiğinizi hayal edin. İşte kafein de tam olarak bunu yapar. Bu yüzden beyin yorgunluğu algılayamaz ve tüm vücuda “durmak yok yola devam” mesajını göndermeye devam eder. Normal de bu hiç de kötü bir şey değil çünkü kendinizi çok iyi hissetmenizi ve büyük bir motivasyon ile işinizi yapmanızı sağlayabilir. İş yerinde çay içmek işte bu sebepten size iyi gelmektedir. Ders çalışırken içtiğiniz kahve de işte bu yüzden konstantre olmaya yardım eder. Ve yeşil çay da kilo verdirici etkisini kafeine borçludur çünküyeşil çaydaki kafein evin içinde bile daha hareketli olmanızı sağlayıp kalori yaktırır. Öyle ki çayın faydaları çoğunlukla bu kafein adlı bileşikten kaynaklanıyor, demek bile yanlış olmaz. Ancak az olduğunda iyi olan birçok şey çok olunca kötü etki yapabiliyor ve kafein de bunlardan birisi.

Kafein Bağımlılığı

Kafein, yorgunluk reseptörlerini bloke ediyor ama beyin de bu durum karşısında boş durmuyor. Yorgun olup olmadığınızı anlayıp ona göre vücudu yönetmekle görevli insan beyni kafein tarafından engellenen yorgunluk reseptörlerinin yerine yenilerini üretir. Bu yüzden çok çay yada kahve içen insanların beyninde normalden çok yorgunluk reseptörü vardır. Elbette bunlar arttıkça yorgunluk hissini baskılamak için daha çok çay içmeniz gerekir. Siz beyninize daha çok çay gönderdikçe beyinde daha çok reseptör üreterek cevap verir ve böylece bir kısır döngüye girmiş olursunuz. Eskiden bir bardak çayın verdiği enerjik olma hissini elde etmek için şimdi belki beş bardak çay gereklidir. Üstelik bu artık bir seçeneğiniz de yoktur çünkü bir gün boyunca çay içmeseniz vücuttaki bütün kafein biter ve normalin üç beş katına çıkmış olan yorgunluk reseptörleri hep birlikte harekete geçerek size o zamana kadar hiç bilmediğiniz bir yorgunluk duygusu yaşatır. Eğer siz de benim gibi çay tiryakisiyseniz neden bahsettiğimi biliyor olmalısınız. Çay içemediğinizde hiçbir iş yapamayacak hale gelirsiniz. Ayaktayken sanki uykuda rüya görüyor gibi olursunuz ve en küçük bir şey sinirlerinizi alt üst eder. Çay tiryakisi çay içemediğinde uyku da size fayda etmez çünkü sinirleri bu kadar bozukken uyumak da pek mümkün olmaz. İşte çay bağımlılığı böyle olur.

Çay Bağımlılığı Kötü Mü?

Çay bağımlılığının tam olarak kötü bir şey olduğunu söylemek zor çünkü çay bir sürü faydası olan bir içecek ve sürekli çay içerek de gayet sağlıklı ve iyi bir hayat yaşamak mümkün. Çay, bağışıklık sistemi güçlendirir, kansere neden olan serbest radikalleri ortada kaldıran bir antioksidandır, kolesterol ve obeziteye karşı etkilidir ve ağızdaki bakterileri yok eder. Dahası sizi güçlükler karşısında daha enerjik yaptığı için çay içtikçe hem daha verimli hem de daha az stresli olursunuz. Bu yüzden çay tiryakisi olanların, çay bağımlılığından nasıl kurtulurum, diye panik yapması çok da gerekli değil. Ancak, yine de çaya olan sevgimizin kontrol altında tutulması gerektiğine inanıyorum çünkü çok içildiğinde çayın zararları da kendini göstermeye başlayabiliyor. Şimdi bu yan etkilere bir göz atalım.

1-) Çayın Uyandırıcı Etkisi Azalıyor: Çay içmemizdeki amaç zaten kendimize gelmek değil mi? Oysa sürekli ve çok miktarda çay içtikçe bu etki azalıyor ve sonunda istediğimiz etkiyi göremez hale geliyoruz. Benim çay alışkanlığını kontrol altında tutmak istememin en önemli sebebi de bu. Çayı boşuna içmek istemiyorum. Bilakis çay içince bana iyi bir katkısı olmalı. Oysa çay bağımlısı olunca artık çay bir işe yaramaz oluyor.

2-) Çay İçmediğiniz De İş Yapamıyorsunuz: Gün boyu insanın birçok yere gitmesi gerekebiliyor ve bu koşuşturmaca içinde günlük çay dozunu alamayan bir çay tiryakisinin işi zor. Eğer beyniniz kafeine bağımlı hale geldiyse ve gün boyu verimli çalışmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız risk altındasınız çünkü çay arzı kesildiğinde işleriniz de yarım kalabiliyor.

3-) Çay Dişleri Boyuyor: Sürekli çay içiyorsanız ve dişleriniz sarıysa suçlu çayın rengini veren ve dişlerinizin üstünde donup kalan pigmentler olabilir. Çay içtikten sonra ağzınızı çalkalamak bunu engelleyebilir ama günde 20 bardak çay içiyorsanız her seferinde ağzınızı yıkamak zor gelebilir.

4-) Çay Kansızlık Yapabilir: Dişlerinizi boyayan tanin adlı bileşik bağırsak duvarlarını da boyuyor ve çay içtiğiniz zaman besinleri emmeniz zorlaşıyor. Bunun iyi bir yönü yağ ve kolesterolün emilmesini engellemesi. Kötü yönü ise çeşitli minerallerin emilimini engelleyip mineral eksikliğine sebep olması. Mesela demir eksikliği ile çok çay içme bağlantılı olabilir. Demir, kana kırmızı rengini veren mineraldir ve demir olmayınca kanınız dokulara oksijen götürmekte zorlanır. Bu yüzden kendinizi sürekli yorgun hissedersiniz. Yani, az içildiğinde dinç yapan çay çok içilince uyuşuk yapabilir.

Bu saydıklarım arasında insan sağlığında pek bir zararı olabilecek belki sadece demir eksikliği ama onun da doğrudan çayla ilişkili olduğu kesin değil. Et yememek çok daha önemli bir demir eksikliği sebebi. Ancak yine de çayın üzerimizdeki hükümranlığını azaltmak iyi bir fikir. Bunun için en yapabiliriz?

En Büyük Problem Konsantrasyon

İster okula gidin, ister masabaşı, ister teknik bir işte çalışın. Hepimizin gün boyu ifa etmek zorunda olduğumuz sorumluluklarımız ve işlerimiz var ve bunun için sürekli konsantre olmak zorundayız. Eğer çay tiryakisi olduysanız konsantre ve dinç kalabilmek için durmadan çay yudumluyorsunuz. Oysa çay bağımlılığından kurtulmak veya onu azaltmanın tek yolu çayı bir süreliğine içmemek. Bu çelişki nedeniyle kafeine çok alışanlar onu bir türlü bırakamıyor. Yoksa işlerinin aksayacağını biliyorlar. Eğer siz de bu durumdaysanız çalışmadığınız zamanlarda kesinlikle çay içmemek işe yarayabilir. Böylece işleriniz aksamaz ve çay tüketimini biraz da olsa azaltmış olursunuz.

Ben akşam saatlerini, hafta sonlarını ve bayramları çaydan uzaklaşmak için bir fırsat olarak görüyorum. Bu zamanlarda yorgun ve uyuşuk olmamın bir sakıncası yok. Bu zamanlarda hiç çay içmeyerek hem çay bağımlılığımı azaltıyorum hem de çalışma verimim de bir azalma olmuyor. Bu şekilde kafeine daha az bağımlı hale gelmek mümkün çünkü vücut kafeinsiz kaldığı zaman beyin durumu yeniden değerlendiriyor ve yukarıda açıkladığım fazladan oluşturduğu yorgunluk reseptörlerini iptal etmeye bağlıyor. Yani vücut dengeleriniz normale dönmeye başlıyor. Eğer bir hafta hiç çay içmeseniz kafeinden tamamen kurtulmuş olursunuz ve vücudunuz deyim yerindeyse kendini reset edip hiç çay içmemişsiniz gibi olur. Benim dört beş gün süren bayram tatillerinde yaptığım da işte tam olarak bu. Bu tatilleri bir tür kafein detoksu yapıp normale dönmek için kullanıyorum ve tatilden sonra yeniden çay içtiğimde kendimi gerçekten dinç hissediyorum.

Kuşburnu Çayı İçin

Çay içmek bir yönüyle de ağız alışkanlığıdır. Yediklerinizin çözülmesi için sıcak bir sıvı içme ihtiyacı hissedersiniz ve o sıvı sıcak çaydır. Akşam yemeğinden sonra yada televizyon önünde atıştırırken midenizi bastırsın diye sıcak çay içmek yerine sıcak başka bir şey içmek çay tüketimini azaltıp tiryakiliği kontrol etmenin iyi bir yolu olabilir. Ben çay yerine kuşburnu çayı içiyorum. Siz de kendinize uyan ve kafein içermeyen bir bitki çayını tercih edebilirsiniz. Seçebileceğiniz bir sürü çeşit var.

Direnin

Konsantre olmanız gereken iş saatleri dışında çaydan uzak durarak çay bağımlılığını azaltabileceğinizi söylemiştim. Ancak misafirlikte yada arkadaşlarınızın yanında olduğunuzda iş saati olmasa bile çay içmeniz için üzerinizde baskı oluyor. Çay tüketimini azaltmak istiyorsanız buna direnmeniz şart.

Kolayı da Bırakın

Kola da kafein içerdiği için çay bağımlılığını çoğaltabilecek bir içecek. Gereksiz kaloriler ve sizi hasta eden saf şekerle dolu bu meşrubatı tümüyle hayatınızdan çıkarmakla bir şey kaybetmezsiniz. Kola içmeyince kafein tüketiminiz de düşecek ve kafeine daha az bağımlı olduğunuzu göreceksiniz.

Az Demli Çay İçin

Bence çay bağımlılığının en önemli aşamalarından birisi gittikçe daha koyu ve demli çaylar içmek ihtiyacı hissetmektir. Böylece hem daha yoğun kafein alarak daha çok bağımlı hale gelirsiniz hem de dişleriniz daha çabuk sararır. Bunun tam tersi ise açık çay içmek. Mutlaka çay içmek zorunda olduğunuz zamanlarda açık çay içmek ve normal zamanlarda da çaylarınızın daha az demli olmasına gayret etmek, zamanla çaya olan bağlımlılığı azaltacaktır.

Şekersiz Çay İçin

Şeker, çayın acılığını örtüp onu çok daha lezzetli bir içecek haline getirir ve çayı çok sevmenizin en önemli sebebi de muhtemelen şeker. Şekerli çaydan şekersiz çaya geçiş üzerine ayrı bir yazı yazmak gerek aslında ama neticede bunu bir kez başardınız mı, çayın tadı sizi kendine bağlayacak kadar güzel olmayacaktır artık. Üstelik çaydaki şeker de ayrı bir bağımlılık unsuru. Şekerli çay kan şekerinizi yükseltip geçici olarak fazladan bir dinçlik hissi yaratıyor. Ancak bu uzun vadede vücudu zayıf düşüren bir şey. Bu yüzden çaya şeker atmayı tümüyle bırakmak iyi bir adım olabilir.

Çay Bağımlığından Kurtulmak Mı, Onu Kontrol Etmek Mi?

İtidal ile içilen çay sağlığa birçok faydaları olan bir içecek. Bu yüzden çayı tümüyle bırakmak diye birşeyi önermiyorum ve bunun kendim yapmayı da hiç düşünmedim. Bence önemli olan çayın sizi kontrol etmesi yerine sizin çayı kontrol etmeniz. Ben de işte bunu sağlamaya çalışıyorum ve bu yazımda çaya neden bağımlı hale geldiğimizi, bunun zararlarını ve bunun yerine çayı uygun miktarda içtiğimiz ve faydalarını gördüğümüz bir hayata nasıl başlayabileceğimizi anlatmaya çalıştım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6509
Kayıt tarihi
: 11.10.15
 
 

Sağlıklı ve lezzetli gıdalarla beslenmek, temiz ve huzurlu bir ortamda sade ama keyifli bir yaşam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster