Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
58989
 

Cengiz Han; "Ben Tanrı'nın cezasıyım! Eğer çok büyük günahlar işlememiş olsaydınız, Tanrı benim gibi

Cengiz Han; "Ben Tanrı'nın cezasıyım! Eğer çok büyük günahlar işlememiş olsaydınız, Tanrı benim gibi
 

Cengiz Han


Bir çivi bir nalı, bir nal bir tırnağı, bir tırnak bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan bir vatanı mahvedebilir…

CENGİZ HAN

 

 

Cengiz Han’ın doğum adıTemuçin, Moğolca Tengiz deniliyormuş. Moğol Börçigin ailesindenmiş. Onunla ilgili duyduklarımız okuduklarımız bildiklerimiz bir hayli fazladır. Cengiz Han denilince kimse yabancılık çekmez. Onu bilmiyorum tanımıyorum demez. Sadece bizler değil dünyada çoğunluk onu bilir. Bazıları onun çok iyi hükümdar olduğunu söylerler, bazıları onun zalimliğinden söz eder. Muhakkak ki bu kadar büyük bir İmparatorluk kurulurken yapılan zalimlikler vardır. Cengiz Han’ın bu İmparatorluğu kurum sırasında yaptığı zalimlikler dahamı fazladır bunu en iyi tarihçiler bilebilir. Benim yaptığım araştırmalarda onun sadece bir devlet adamı, savaşçı bir lider olmasının yanı sıra yaptığı devrimlerle de büyük başarıları olan bir Hakan olduğudur. Bir yerden alıntı yaparak onun getirdiği yenilikleri aktaracağım:

 

Geniş sınırlara yayılan Moğol İmparatorluğu, Rusya ve Çin gibi Asya ülkelerinin kültürlerini derinden etkilemiş. Kontrol altına aldığı her bölgede aristokrasiye son veren Cengiz Han, üstün zekâlı ve kabiliyetli kişilerin yönetime geldiği bir idare biçimini (meritrokrasi) benimsedi.

Büyük bir posta sistemi kurdu.

Abaküs ve pusulanın Asya’da yaygınlaşmasını sağladı.

Evrensel bir alfabenin yayılması için çalıştı. Okur-yazar olmadığına dair genel bir kanı yaygınken, son bulunan Çin ve Moğol kaynakları Cengiz Han’ın oldukça kültürlü bir adam olduğunu gösteriyor. Cengiz’e ait olduğu kanıtlanan eski bir el yazısının içeriğine bakılırsa, Cengiz Han Tao vaaz metinlerinin bile okuyabiliyormuş.

Moğol İmparatorluğu’nun İpek Yolu’nu yeniden inşası çalışmalarında sağladığı politik istikrar Çin, Orta Doğu ve Avrupa arasında seyahat ve ticaretin gelişmesine olanak verdi.

İşkenceyi yasaklayan Cengiz Han, öğretmenleri ve doktorları vergiden muaf tuttu.

Hâkimiyeti altında bulunan kişilere din özgürlüğü tanıdı.

Koyduğu kuralları Moğolca bir yasa kitabıyla metinleştirdi.

 

Asya’da tek ve büyük bir devletin egemen olmasıyla iktisadi yaşamda önemli değişiklikler meydana geldi. Ülkeler arasında sınırlar ve gümrükler ortadan kalkarken, Asya’nın genelinde ticaret önemli ölçüde canlandı.

Cengiz, Şaman inancına sahip olmakla birlikte, siyasal olarak İslam ülkelerine yakınlaşmasıyla pek çok Moğol İslamiyet’i kabul etti. Böylece Asya’daki dinler mücadelesinde hatırı sayılır bir rol üstlenmiş oldu.

 

Cengiz Han’ın Yasaları olduğunu biliyordum. Okuyunca gerçekten çok şaşırdım. Onun suçlularının affı yok okuduklarımda. Her tür suçun bedeli idam! Haklı haksız fark etmiyor. Suç olarak saptanmışsa idam! Öyle konularda idam cezaları varki bu gün onları yapmamak gerçekten çok büyük kabahat. Yâda yapmak… Ancak  ayıplayabiliriz, kınayabiliriz hatta çokda kızabiliriz ama asla canını almayız. Bunların yanı sıra; bazı kararları muhteşem… Suyu kirletme adı altında yasalar çıkarmış ki bu çok ilerileri görme adına büyük bir yenilik fakat cezası yine ölüm. Bir yasası varki hiç aklım almadı; elbise tamamen yıpranmadan yıkanmayacak. Buradan anlaşılan suyun kıymeti olsa gerek… Bir hayli zalim kararlar var. Onları tek – tek yazmak istemiyorum. Akıl dışı, vicdan dışı olanlar var. Bunun yanı sıra olması gerekenler var:

 

Kasten yalan söyleyen veya büyücülük yapan veya başkalarının davranışları hakkında ispiyonculuk yapan veya kavga eden iki kişinin arasına birinin yanında diğerine karşı olarak girenler de idam edilirmiş.

 

Sahibinin iznini almadan bir esire yiyecek veya giyecek veren de idam edilirmiş.

Kaçan bir köleyi veya esiri bulup sahibi olan kişiye geri vermeyen de idam edilirmiş.

 

Cengiz Han Yasaları, yalanı, hırsızlığı ve zinayı yasaklar ve kişinin komşusunu kendisi kadar sevmesini emreder; insanların,  bir diğerini yaralamamasını ve saldırıları tümüyle unutmalarını, gönüllü olarak teslim olan ülke ve şehirleri bağışlamalarını, Tanrıya adanan tapınakları vergiden muaf tutmalarını ve yaşlı ve düşkün insanlara saygı göstermelerini emreder. Her kim bu emirlere aykırı hareket eder ise idam edilir.

 

Şimdi aktaracağım iki yasaya bakın lütfen:

 

Seferden döndüklerinde Sultanın hizmetinde belirli görevleri üstlenmelerini savaşçılara emretmiş.

Bazılarını kendisi ve çocuklarına seçebilmesi için her yılın başında bütün kızlarını kendisine takdim etmelerini emretmiş.

 

Benim aklımın almadığı o kadar çok yaptırımları varmışki, şaşırmamak mümkün değil. Taaa o zamanlarda yaşayanlara üzülmemekte pek mümkün değil.  Nasıl bir anlayış anlamak ise hiç olası değil. Tabii o günün koşullarını bilemeyiz, insanların ruh yapılarını da kestirmemiz ne kadar empati yaparsak yapabalım mümkün görülmüyor. Okuduklarımız aklımızı karıştırıyor bu bir gerçek. Büyük bir Hakan yaptıkları ve yaptıkları var. Her ikisinde de uçlar var. İyiler ve kötüler. Elbetteki yaşamımızda bunlar var. Fakat bizler daha çağdaş daha vicdanlı olan nesilleriz ki bazıları şart olsada o zamana göre büyük barbarlık olarak gelebiliyor bizlere. Eskileri çok seviyorum ama biliyorum ki eskilerde yaşamak gerçekten çok zor…

 

Moğol Oymak Beylerinden Bahadır Beyin oğlu,

Asıl ismi Temuçin,

1167’de doğmuş,

O aynı zamanda çok güzlü bir annenin oğlu,

Babası öldürüldüğünde annesi Ulan Hatun kabilenin başına geçmiş,

O sıralarda Cengiz Han on iki yaşındaymış.

Cengiz Han çocukluğundan itibaren bir lider vasfıyla büyümüş.

Komuta etme yeteneği çocukluğundan itibaren gelişmeye başlamış.

Uzun mücadelelerden sonra tüm moğol kabilelerine önderliğini kabul ettirmiş.

O zamanlar en ünlü devletlerden Çin’i ve Harzemşahları’nı bozguna uğratmış,

1206 yılında Moğolistan’ın tek gücü olmuş.

Onon ırmağı kıyısında tüm kabilelerin temsilcilerinin olduğu kurultayda Kağan ünvanını almış.

Aynı dönemde Cengiz sanını da almış.

 

Bu tarihten sonra Cengiz Han tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip imparatorluğun hakanı olmuş. Onda muhteşem bir zekâ varmış. Organize ve disiplin etme konusunda müthiş yeteneğe sahipmiş. Onun içindir ki dünyaya nam salmış, dünya tarihinin bitişik sınırlarına sahip en büyük imparatorluğunu kurmuş. Ordusu çok güçlüymüş, tarihe en başarılı ordu lideri olarak da geçmiş. Askerlerini özenle seçiyormuş. Sadece çok iyi bir asker olmaları yetmiyormuş, ona çok sadık olmaları gerekiyormuş. Güvendiği askerlerinin ise tabiri caizze sırtı yere gelmiyormuş. Yaşadıkları bölge çok sert iklimine sahipmiş. Bu da yaşamı oldukça zorlaluyormuş. Kuzeyde Sibirya olduğundan kışların çok soğuk olması yazların ise güneydeki Gobi Çölünden gelen kavurucu sıcak yaşamı çok zorluyormuş. Onun içindirki göçebe hayatı sürerlermiş. Kıl çadırlarda yaşarlarmış. Bu zorluklarda da Moğol Kabileleri birbirine saldırırmış. Cengiz Han bütün Moğolları birleştirip İmparatorluğu kurduğunda kendi içlerindeki savaşlarda böylelikle son bulmuş, birlikte güçlenmişler. Cengiz Han’la ilgili anlatılan en kötü olaylar fetihlerindeki kıyımlar ve kültürel hazinelerin yok edilmesi. Bu gerçekten çok büyük bir kıyım... Cengiz Han’ın savaş teknikleri de önünde kimsenin duramamasına neden oluyormuş.

 

Başa geçtikten sonra ki ilk yaptığı eylem; Çin’de Kitün – Chin Sülalesi’nin, Tatarlar’a karşı yaptıkları harakete katılmış.(1202’te Tatar kabilileri ile savaşmış ve onları yenmiş.)

Tangurlar’la savaşmış onları denetim altına almuş.

Şaman inancında olmasına karşın, siyasal açıdan İslamiyet’e yakınlaşmış ve destek vermiş.

Cengiz Han’la birlikte Asya’nın İktisadi yaşamı değişmiş.

Ticari ilişkiler gelişmiş.

Cengiz hanın kardeşlerinin isimleri:  Temuçin'in 3 erkek kardeşi Hazar Kasar, Kaçiunve Temüge'nin yanı sıra bir kız kardeşi Temulin, Bekterve Belgüteyisimli iki üvey kardeşi varmış.

Çocukları; Cengiz Han'ın imparatoriçesi ve ilk karısı Börte'den 4 çocuğu, Cuci, Çağatay, Ögeday, Tuluy.

 

 Cengiz Han’ın Liderlik Özellikleri:

 

1.      Cengiz Hanın liderlik becerileri sadakat kavramı etrafında şekillenir. Kaynaklara bakılırsa politik ve askeri hiyerarşisine bağlanabilecek yetenek ve istekte kişileri ordusuna katıyor, kendi liderlerine bağlılık gösteren kişilere -düşman ordudan bile olsalar- arka çıkıyor, onlara zarar vermekten kaçınıyormuş.

 

2.      Cengiz Han’a göre yetenekli olan herkes yükselmek ve terfi etmek konusunda eşit haklara sahipmiş. Göçebe olarak yaşamış olmanın etkisiyle kişisel servete pek metelik vermez ve fetihler esnasında eline geçen değerli malları kendisiyle savaşanlara ve bağlılık gösterenlere dağıtırmış.

 

3.      Orduyu tüm Moğol kabilelerinin üyelerinden oluşturmuş, bu da orduya belli bir kabilenin ya da zümrenin sadakatinden ziyade tüm Moğolların bağlılığını sağlamaya yarıyormuş.

 

4.      Ülke topraklarını düzenli bir şekilde organize eden Cengiz Han, halkı uzun süredir hasret kaldıkları birlik, nizam ve güvenliğe kavuşturmuş. İddia edilenlere göre seyyahlar ve tüccarlar Cengiz Han’ın egemenliği altındaki topraklarda korku ve tehlikeden uzak, özgürce gezebiliyorlarmış.

 

5.      Düşman askerlerini tek bir tercihle baş başa bırakmak üzere savaş meydanlarında yerini alırmış. Düşmanlar ya teslim olup esir düşmeli ya da ölmeyi göze almalılarmış. Diğer deyişle, karşı taraf için galibiyet gibi bir durum ihtimal dâhilinde değilmiş.

 

6.      Sistemli bir şekilde disiplini sağlaması, asi gelenleri gözlerinin yaşına bakmaksızın şiddetli cezaya çarptırması; öte yandan yetenekli, sadık ve başarılı kişileri ödüllendirmesi, Cengiz Han’ın kendi sanıyla birlikte kurduğu imparatorluğun sınırlarının da büyümesini sağlamış.

 

 

Cengiz’in Asya Fatihi Ordusu:

 

Cengiz’in ordusu onluk sistem ve hareketli birliklere dayanıyordu. Onlara, yüzlere, binlere ve on binlere (tümenlere) ayrılan orduda tümenler birbirlerinden bağımsız olarak hareket etme hakkına sahipti.

Hiç kimse ait olduğu birlikten başka bir birliğe geçemezdi. Bu emre riayet etmeyenler idam edilme ya da zincire vurulma gibi cezalara çarptırılırlardı.

Askerler savaş sırasında ihtiyaç duyacakları alet ve araçları temin etmekle yükümlüydüler. Yanlarında getirdikleri, yüksek rütbeli kumandanlar tarafından kontrol edilirdi.

Her askerin birden fazla atı bulunur ve atların yorulmaması için de savaş sırasında değiştirilerek kullanılırdı.

Cengiz generallere kendi yetkileri verir, bunlar önde düşmana saldırırken, asıl birlikler ileri teknolojinin kullanıldığı silahlarla geride beklerlerdi.

Standart bir hücum taktiği olarak atış toplarının yapımında çeşitli kimyasal maddeler ve sülfür kullanan Cengiz, böylelikle kuşatılan şehrin duvarlarına atılan bu topların, özellikle sülfürün etkisiyle büyük bir duman oluşturmasını sağlıyordu. Bu yöntem duman altında kalan şehirde, zahmetsiz bir şekilde kundaklanma olduğu hissi yaratmak için bire birdi.

Ordunun toplanması için emir çıktığında askerlik çağında olan erkekler hemen gösterilen yere gelmek zorundaydılar.

Orduda oldukça sıkı bir disiplin göze çarpıyordu. Suç işleyen tüm askerler rütbesi ne olursa olsun cezalandırılırlardı. Savaşta askerler yarı aç bırakılırdı. Çünkü tok olan askerin savaşta verimli olamayacağı inancı hâkimdi.

Savaşta elde dilen ganimetler askerler arasında eşit şekilde taksim edilirdi.

Bu yazıyı hazırlarken Wikipedi dâhil bir çok yerden ve Buğra Öner Kocukeli’nden alıntılar yaptım.

 

Bir büyük lideri anlatmaya çalıştım sizlere… Tarihte böyle büyük liderler çok fazla değil. Bunlar büyük İmparatorlar. Ben fırsat buldukça sizlere onları aktaracağım…

 

 

Nazan Şara Şatana

 

Birgül EKİM bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1094
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2130
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster