Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
442
 

CHP'de senaryolar tükenmez

CHP'de senaryolar tükenmez
 

CHP’nin sihri galiba burada yatıyor;

Artık beni şaşırtamaz dediğiniz anda bile sizi şaşırtmayı başarıyor. Bunu politika zemininde genellikle sizin tahmininizden daha kötüsünü gerçekleştirerek yapıyor. Parti içi gelişmelerde ise kirli ittifaklarla, suç ortaklıkları ile ve hizipçiliğin en derin halinde sınır tanımayarak yapıyor bunu.

Ne tahmin ediyorduk?

Önder Sav ve yoldaşları Kılıçdaroğlu’nu asla genel başkan yapmaz!

Bu iddianın öznesi olan adam bugün tüm politbüroyu karşısına alarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan adaylığını desteklediğini söyledi. Bu adıma karşılık, Parti Merkez Yönetim Kurulu Önder Sav’ın istifasını istedi.

Önder Sav büyük olasılıkla Baykal’ın geri döneceğini ve döndükten sonra parti vitrininde değişiklik yapmak adına kendisini feda edeceğini tahmin etti. Parti içindeki iktidarını ters bir çalımla kurtarmaya çalıştı. Şu an için başarılı bir adım gibi gözüküyor. Ama burası CHP, hizipçiliğin, parti içi tuzakların ve ayak oyunlarının sonu yok.

Bugünden bakınca daha iyi anlaşılan bir gerçek var ki, o da Baykal’ın tüm hesaplarını dönmek üzerine yaptığı. Büyük olasılıkla kendisine çok da uzak olmayan çevrelerce planlanan, onu koltuğundan uzaklaştırmaya yönelik bir senaryoyu, onurlu bir istifa ve mağdur edilmiş bir genel başkan görüntüsü ile alt etmeye çalıştı. Ve hafta sonuna kadar bu planında bir nebze başarılı oldu.

Ne “kesinlikle dönmeyeceğim” diyerek, ne de birilerini işaret ederek ortamı bulanık tutmayı bildi. Bu bulanıklığın partiyi kilitleyeceğini ve kendisine mecbur kalınan bir ortamı var edeceğini hesaplıyordu. Ama zannedersem çok fazla hesaba katmadığı bir şekilde Önder Sav faktörü devreye girdi. Çünkü Önder Sav bu dönüşün kendisi için çok fazla hayırlı olmayacağını fark etti ve gemisini kurtaran kaptan olmayı tercih etti.

Tüm bu gelişmeler karşısında Kılıçdaroğlu’nun hiç mi ağırlığı yok diyebilirsiniz. Aslında var. Hak edilmiş bir şekilde ya da değil, bir şekilde Kılıçdaroğlu lehine, gerek kamuoyu nezdinde gerekse de CHP tabanında ve sol kesimde ciddi bir ilgi ve heyecan var. Kılıçdaroğlu’nun dışarıda sahip olduğu bu avantaj, ne yazık ki parti kapısından içerisi girince etkisini yitiriyor. Çünkü çok kereler söylediğimiz gibi CHP toplumdan etkilenen ve toplumun beklentilerine göre biçimlenen bir parti değil. Belirli bir çevrenin dar alanda kısa pas çalışması yaptığı bir hobi alanı.

Kılıçdaroğlu, parti örgütünde etkin olduğu söylenen Sav’ın desteğini hissetmese aday olur muydu, bunu bilmek zor. Ben Kılıçdaroğlu’nun o koşullarda, tüm parti MYK’sını karşısına alacak şekilde çok da cesur davranmayacağını düşünüyorum.

Bu gelişme ile Baykal’ın geri dönüş planlarının büyük olasılıkla suya düştüğü açık. Onun tüm planı kimseyi aday olmaya cesaret edemeyeceği bir pozisyona sokmak, bir aday çıksa bile çıkacak kişinin siyasi hayatını bitirecek bir söylemle dönüş yapmaktı. Şu an göründüğü itibari ile milletvekillerinden ve il başkanlarından oldukça geniş bir kesimin destek verdiği Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkmaya cesaret edemeyecektir. Bunu Kılıçdaroğlu’nu kurultayda yenemeyeceğinden değil, yense bile bunun anlamlı bir zafer olmayacağı bildiğinden tercih etmeyecektir.

Bu noktada Baykal için ara formül Kılıçdaroğlu'nun karşısına yine yenilik vaat eden, kendisine bağlı ve bir o kadar da simge bir ismi aday göstermek olabilir. Bu noktada Güldal Mumcu gibi bir isim devreye girebilir. Baykal aday olmasa dahi, bu onun için yolun sonu olmayacaktır. 12 Eylül referandumundan sonrası için yeni politik hesaplar güdecektir.

Ancak dediğimiz gibi, burası CHP ve yarın ne olacağını kimse bilemez. Kılıçdaroğlu’nun bu hamlesinden hoşnut olmayabilecek İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in ters bir hamle ile tekrar Baykal’a yönelmesi ve etrafında ciddi bir odak oluşturması söz konusu olabilir. Her ne kadar Gürsel Tekin ve Kılıçdaroğlu arasında bir ekip ilişkisi hissedilse de, son dönemlerde Gürsel'in de liderlik hesapları yaptığı biliniyordu. Kılıçdaroğlu'nun Önder Sav'la ittifaka girerek aday olması, onun cephesinde çok hoş karşılanmayacaktır. Ayrıca geriye kalan politbüro, aday olan ve ona destek verenlerin komplonun bir parçası olduğu konusundaki tezleri derinleştirip, delegeyi politik ve psikolojik anlamda kıskaç altına almaya çalışması da beklenebilecek hamleler arasında.

Partide büyük olasılıkla Kılıçdaroğlu dışında da aday olmaya niyetli insanlar var ve şu an itibari ile ciddi rakip Baykal değil, Kılıçdaroğlu’nun kendisidir. Ve politik anlamda bir ayağı çukurda olan Baykal, bu çevrelerce belirli bir geçiş sürecinde, Kılıçdaroğlu’nun rüzgarını kesmek için yeniden tercih edilebilir. Bu mevcut politbüro için zaten ele geçmez hint kumaşı değerinde bir çözümdür.

Sakın çok abarttığımı ve ayağı yer basmayan senaryolar ürettiğimi düşünmeyin. Emin olun şu an, bu akşam CHP’de benim basitçe öne sürdüğüm senaryoların onlarca misli derinlikte manevralar hesaplanıyordur.

Yani kısacası, burası CHP, burada senaryoların, hizipçiliğin ve koltuk kavgasının sonu yok.

Tüm bu olasılıkları bir kenara bırakıp, atılan somut adımlara bakacak olursak, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı CHP adına bir umut kırıntısıdır. Kılıçdaroğlu’nun arkasında Önder Sav olsa bile öyledir. Ama bu umut kırıntısı yaşamaya, nefes almaya, serpilip büyümeye fırsat bulur mu, işte o şimdilik bilinemez.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sağ ve neo sağ siyasetin ve bunlara sempati besleyenlerin ısrarla anlamını salt ırkçı milliyetçilikle özdeşleştirerek çarpıtmaya çalıştıkları ulusalcılığın tanımını illa da kendi anladığınız biçimde yapmanız durumunda ortaya bir kavram karmaşası çıkması kaçınılmazdır...Bu ülkede kendilerini bu kavram ile tanımlayanların bu kavrama ne anlam yüklediklerini önce bir zahmet buyrun öğrenin, sonra Oscar aday juriliği yaparsınız, unutmayın ki dil, kelime ve kavramlar yaşayan canlılar gibidirler, doğar, büyür, gelişir ve ölürler....... www.sodem.metu.edu.tr/3-21.html

ünalca 
 20.05.2010 23:31
Cevap :
Ben de sizinle aynı kanaatteyim. Bu nedenle kavramdan önce o kavramı kullanan insanların ne düşündüğünü, nasıl bir dünya hayal ettiğini ve neler yaptığını gözlemlerim. Mesela şu an partisinin ismini "ulusal" koyan insanların siyasal çizgisini, söylemlerini takip ediyorum. Önüme bildiğim faşizm çıkıyor. Ya da bundan 3-5 sene önce ortada pırtlak gibi çoğalan kuvvayi milliye derneklerine bakıyor, onların harıl harıl darbe tezgahlama çabalarını görüyorum. Önüme bildiğim totaliter rejim arzuları çıkıyor. Kendisine ulusalcı diyenlerle sohbet ediyorum, laikliği dinleştiren, kürtlere düşmanlaşan bir ırkçılıkla karşılaşıyorum. Yani anlayacağınız kavramların hayatta temas ettiği noktayı gözlemlemeye çalışıyorum. Bu tecrübe siz de takdir edersiniz ki, kavramın sözlük anlamından daha değerli ve daha derindir. Benim ulusalcılığı bu kadar büyük bir tehdit olarak görmem, onun sözlük anlamından değil, aksine insanların ona yüklediği anlamdan kaynaklanır sayın Ünalca. Saygılar...  21.05.2010 16:41
 

Çok güzellllll, bütün arızanın sebebini şimdi tespit ettik, demek ki ulusçuluk ile ulusalcılığı birbirine karıştırıyorsunuz, demek ki bu sebeble anti emperyalist duruşu anlatma anlamında kullanılan ulusalcılığa alerjiniz var, dolayısıyla da buradan da işi milliyetçiliğe hatta faşizme bağlıyorsunuz, eee sözlük feylosofundan beklenen performansda bu kadar olurdu, bakın ikisinin arasındaki fark birinin ırk esasına dayanması ki bu durumda siz haklı olurdunuz, diğerinin din, dil, ırk gibi faktörlerden bağımsız bir yapılanma olduğunu bilirdiniz, yine de çabalarınıza saygı duyuyorum, biraz daha zorlarsanız iyi şeylerde olabileceğine inancımı hala koruyorum, saygılar.

ünalca 
 20.05.2010 16:46
Cevap :
:-) Sayın Ünalca bana dil ya da siyaset bilimi literatüründe ulusçulukla, ulusalcılığın siyaseten farklı olduğuna dair bir kaynak gösterin sizi nobel araştırma ödülüne aday göstereyim. Nasyonalizm, ulusçuluk ve milliyetçilik aynı anlamlara gelen kavramlardır. Ulusalcılığın bu üçünden tek farkı, bir MHP'linin çok iyi tarif ettiği gibi Türkiye'de kendisine milliyetçi demekten utanan solcuların bir uydurması olmasıdır. Ulusalın çevrimi millidir. Yani bir millete, ulusa ait olan değerler. Ulusçu basitçe, bir ulus öznesi etrafında oluşan devlet organizasyonunu tercih etmek, ulusalcı da yaşamda o ulusa ait değerleri tercih etmektir. Hepsinin de çıktığı nokta milliyetçiliktir. Ulus, milliyetin sadece öz türkçe tarifidir. (Milliyet arapça olduğu için öztürkceciler ulusu tercih etmektedir) Diğer bir tercih nedeni de milliyetçilik, tüm dünyada olduğu gibi bu ülkede sağ bir siyasete denk gelir ve hep katliamlarla hatırlanır. Bu nedenle devletçi, otoriter "solcular" ulusalcı sıfatını tercih eder,  20.05.2010 21:45
 

Ulusalcılıkla nasyonalizmi çakıştırmanız gerçekten takdire şayan, eee, ezber üzerinden siyasi analizde bu kadar olur ancak...ne o ? Baykal'cı mı oldunuz şimdi de ? hem de anti emperyalist duruş falan ? kafanız veya ezberleriniz karışmış olabilir mi acaba ?...sayın bibliyofil, ne yazık ki ulusalcı fikir babalarının Kılıçdaroğlu'nun başkan görmek istemeyeceğine dair teziniz 48 saat bile yaşamadı, 3-5 gün içinde de çok büyük bir ihtimalle paranoyak varsayımlar çöğlüğünde yerini alacak...AKP'nin emperyalist taşeronlunun değirmenine mutlu mutlu su taşırken Kılıçdaroğlu'nun daha etkin bir pozisyon almasının ardından aniden anti emperyalist söylemler geliştirmenize şaşırmalı mıyım? gülünç mü ? yoksa trajik mi ? bulmalıyım karar veremedim doğrusu, bu konuda da yardımcı olursanız sevinirim...bu arada Baykal komplosunun müsebbiblerini uzakta aramanızı öneririm, bana sizinde pek sevdiğiniz yobaz orjinli, demokrat modifiyeli, türban müslümanları gibime geliyor

ünalca 
 19.05.2010 1:55
Cevap :
Size bir ödev vereyim; elinize aldığınız ilk sözlükte (mümkünse ilkokul düzeyinde bir sözlük olmasın) nasyonalizm kelimesinin karşılığına bakınız. Kelimenin karşılığının, tam türkçesinin ne olduğunu görünüz. Temel bir siyasal bilgiler kitabında da nasyonalizmin siyaseten hangi politikalara denk geldiğini inceleyiniz. Çıkardığınız sonuçları bir blog halinde yazınız. Gelelim diğer konulara. Ben ne Baykalcıyım, ne de sizin algı düzeyinizde bir antiemperyalist. Baykal olayını sizin anti emperyalizm algınıza örnek olsun diye verdim ama onu bile anlamamışsınız. Bu nedenle okuyacağınız sözlükleri de doğru anlayacağınızı düşünmüyorum. Siz önce biraz Yılmaz Özdil okuyun, ardında Onur Öymen'i takip edin, böylece ulusalcı babalarınızın bu olay karşısında ne düşündüklerini daha iyi fark edersiniz. Adamlar parti elden gidiyor, partide Kürtçü darbe yapıldı diye şimdiden paniğe kapılmış durumdalar. Merak etmeyin siz de çok geçmeden benzer bir düşünceye geleceksiniz. Çok düşünce zihninizi karıştırmış,  20.05.2010 16:17
 

Yaşadığınız toplumun gerçeklerinden ne kadar kopuk olduğunuzu ve ne kadar ön yargılarla konulara yaklaştığınızı son iki yazınıza bakınca çok daha net görüyorum ne yazık ki. Bu kadar gaddar olmayın. Beğenin beğenmeyin bu gün chp yi destekleyen insanlar bu toplumun en aydın. okumuş . düşünen ve bu ülkeyi seven insanları. Bakın bakalım bahsettiğiniz politbüro nerede yoksa sizin zihninizde mi?

kartal0634 
 18.05.2010 20:33
Cevap :
Sevgili Kartal, ben gerçeklerden kopuk değilim. Taraftar değil objektifim. CHP'lilerin çoğunu çok sever, saygı duyarım. Ancak sen de bilirsin ki, tek tek kişiler ve onların kişilikleri ile, onları biraraya getiren toplumsal ruh hali fark edebilir. Hani birebir örnektir diye söylemiyorum ama faşizm böyle birşeydir. Faşist güruhun çoğu sıradan yaşamında oldukça vicdanlı, aklı başında insanlardır ama toplum psikoloji, yenilgi, yok olma, paranoya psikoloji ile buluşunca, bir araya gelen varlık bambaşka birşey olur. CHP'lilerde örnek verdiğim düzeyde olmasa da benzer bir durumdalar. Tek tek oldukça şeker insanlar. Arkadaşlarımın çoğu CHP'lidir, oturur rakı içer sohbet ederim. Onlara karşı asla gaddar değil. Ama fikirlerine ve içlerinde bulundukları ruh haline karşı eleştiri yapmaktan çekinmem. Partiyi eleştirmek ise bambaşka bir konu. Ben kendi partisini eleştirmeyen CHP'liden şüphe duyarım. Düşünebiliyor musun parti MYK'sı kendi parti tabanını hiç tanımadığını ispatladı. Gel de eleştirme..  20.05.2010 16:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1706
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster