Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
580
 

Ciddi bir yağmur var dışarıda…

Ciddi bir yağmur var dışarıda…
 

İnceden başladı, marketin önündeyken akşam saati, alışkanlık işte Ege’de yazdan kalan, üst katlardan birinin klimasından geliyor zannettim, alış veriş sonrası yakmışken market önünde sigaramı…

Başımı kaldırıp sokak lambasının önünde inceden atışan damlaları gördüğümde burnumun üstüne düşen yağmuru silme gereksinimi de hissetmedim, doğrusu!

Market ve ev arasında ıslanmama izin vermeyen yağmur, eve girdiğim saatten beri sorumluluk sahibi bir memur gibi sürdürüyor mesaisini…

Ahh… Bu yağmurlar… Bilmezsiniz, ne şiirler yazdırdılar…

Kah aşk acımı depreştirdi, kah yalnızlığıma küfretti!

Rahmetli babamın ellerini istetti ıslak saçlarımda ve sevgilimin sıcaklığını özletti…

Sevmezdim eskiden yağmurları, bozardı balköpüğü rengi uzun saçlarımın akışını!

Korkardım, kirpiğimdeki rimel akar mı?

Yağmurlarda ıslanmanın keyfini geç fark ettim işte bu yüzden!

Ve bereketini…

Kuraklık korkusu dayanmasaydı kapımıza, İzmir bereketinde, şiirlerden aklımda kalan kadarıyla yer alırdı Harran Ovası, ya da yaş ilerledi diye mi, hani tırnaklarımdaki ojelerin ufacık bir noktası bozulmuş diye insan içine çıkamayacağımı düşündüğüm günlerde hasıl olsaydı kuraklık korkusu, estetiksel kaygılarımın ne kadar önüne geçebilirdi ne hümanistliğim, ne Ahmed Arif’i usta bilişliğim!

İlle de tırnaklarımın ojesi, kirpiklerimin karası…

Bir garip kız karmaşası!

Bir yanı lümpen, bir çok yanı acayip sosyalist, duygular ille de varlar, insan var olabilir mi duygulardan yoksun ve mantık konmalı ille de bir teraziye, o nedenle sevemedim işte hayal dünyasında yaşayanları, hayal kurmayanların insanlığından şüpheye düştüğümce…

İlle de bir denge…

Ne duygularımızdan sıyrılabiliriz, ne mantığımızdan!

Yağmur bir aşk acısını da hatırlatabilir, bir babanın sımsıcak elini de…

Annenin “Üşüyor musun?” deyişi gibi, sevgilinin ılıcık bir öpüşü… Bir kol atması, göğsüne yaslaması ve alnına bir öpücük kondurması, küçülüp der top olan bedenine inat!

Kadınlar pek severler bazen, küçücük, der top olmayı, güvendiği ve sevdiği adamın koynuna saklanmayı!

Küçücük bir kız saklanır o koyunda, yaşı hiç sorulmamacasına, sekseninde de olabilir, yaşı hiç de mühim değildir o anda!

Koynunuzda der top olan bir kadını, lütfen, yalnızca koynunuzda barındırın!

Koynunuzda o anda barınabilen kadın, bu barınmanın karşılığını inanın size kat be kat verecektir…

……

Yağmur mesaisine devam ediyor…

Bilmiyor, kaç yıllar arası koşuşturduğumu ve altı üstü bir doğa olayının bir insan üzerinde neleri tartıya koyma eğilimi yarattığını…

Hangimiz biliyoruz ki, bir sözümüz, bir gülüşümüz…

Bir kaş çatışımız, bir yere bakışımız ile…

Kimlerin yaşamına müdahil oluyoruz!

Kimleri yaşamımıza sokuyoruz, kimleri kovuyoruz, farkında bile olmadan!

Ve… Kimleri nelere itekliyoruz, kimler tarafından itekleniyoruz!

Bilmiyoruz!

……...

Bir zamanlar aşık olan genç, hani hiç de yüz vermediğin, neler yaşadı, biliyor musun?

Yerine birilerini koymaya çalıştı da, ama becerdi ama beceremedi… Hiç tanımadığın bir kadının kabusu olduğun aklına gelir miydi?

Ahh.... Bu yağmurlar neler söyletiyorlar…

Yatakta yanında yatan karısını dövmüştü bir gece önce, yağmur tetikledi işte, sevişesi geldi adamın, kadının hali hazırda aklı ağrıyan etlerinde ve elbette ki en önemlisi kırılan kalbinde desem de… Onur var ya, ne bedensel acılar, ne kırılan kalpler… O ne müthiş bir acıdır!

Terslenen adam, ya döver, ya söver, bir önceki geceden dolayı tırsabilir de, şikayet edilebilir diye…

Ertesi gün, hıncını ve de azgınlığını bir yavru ceylanı yaralayarak tedavi de edebilir kendini, ki, kendince savunması geçerlidir, göz süzdüydü geçenlerde! Yemenisi de düşmüştü hafiften, suçsuzum, o ayarttı!

………

Yağmur ile ilintili sahneler bitmez, yağmur da kesildi zaten, sus… Diyor sanki! Sakil olamaz yaşattıklarım bu denli!

Haklı belki…

Susmak belki de şu an için en iyisi…

……

Ah.. Bu yağmurlar… Nefesimi daraltırlar…


Gülgün Karaoğlu
Kasım,18/08

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

girdiğimiz o sisli dünyaya ne demeli Gülgüncüm.Duygularını çok güzel akıtıyorsun.Eline sağlık canım.

zirve özden özpınar 
 18.11.2008 20:45
Cevap :
Doğaya karşı sen benden daha hassassın Özden'ciğim, Thomas Hardy'yi anımsattın bana... Özelliğidir, tüm romanlarında havanın durumu ile insan psikolojisini özdeşleştirir... Tüm olumsuz gelişmeler onun romanlarında hep kötü hava koşullarında gerçekleşir... Bak, düşündürdün şimdi beni de... O sis içinde ne elim kolum ne de ruhum huzur bulamaz bir şekilde... Bir şeyler ya eksik gelir, ya da gereğinden fazla bana... Ah evet... Yağmur öncesi duyumsadıklarım tam da bunlar!... Teşekkür ederim canım, katkılarından dolayı! Beni şımarttığın için de teşekkür ediyorum! :))) Sevgilerimle...  19.11.2008 2:55
 

2001 Kışında Antalya'ya 15 gün boyunca hiç durmadan yağmur yağmıştı...İşte o süreç hariç, hep sevmişimdir yağmurları...Siz de yağmurun getirdiği çelişik duygularınızı, ruhsal karmaşalarınızı ne güzel ifade etmişsiniz...Gönlünüze sağlık!

fatma iyibilgin 
 18.11.2008 9:30
Cevap :
:) Çok teşekkür ederim Fatma Hanım'cığım... Her şeyin kararı gibi, elbet yağmurun da fazlası zarar! Yıllar önce İzmir'de de yoğun bir yağış nedeniyle sel olmuş, yetmiş kişi hayatını kaybetmişti, her aşırı yağışta aklıma gelirler, tüylerim ürperir. Katklılarınız için teşekkür ediyorum! Sevgilerimle...  19.11.2008 2:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1287
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster