Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '20

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
23
 

ÇİLİNGİR

  Kelimeler ne kadar önemlidir? Ne kadar güçlüdür?

 Hani filmlerde olur ya, bir mucit ya da bilim insanı bir şey bulur ve der ki "Kötü niyetli insanların eline geçmemeli"

 Kelimeler için de bunu söyleyebiliriz. Belki şöyle demek daha doğru olur: "Kelimelerin gücünü inşallah kötü niyetli insanlar keşfetmez."

 Kelimeleri, derdimizi, isteklerimizi, durumumuzu, düşüncelerimizi anlatmak için, iletişim için kullanırız.

 Genellikle, düşünürken aklımızda oluşan kelimeler ile dilimizden çıkan kelimeler farklı olabiliyor. Belki biraz filtre ve sansür uyguluyoruz, belki de abartıyoruz.

 İşte bu gelmek istediğim nokta.

 İnsanların çoğunda bu sanırım otomatik oluyor. Tabi öğrenerek bu otomatikleşiyor.

 Büyükler, küçükleri "Öyle söylenir mi çok ayıp" diyerek uyarırlar. Buradaki uyarı söylenen kelimeler içindir. Öyle düşünmenin ayıp olduğu ya da yanlış olduğu konusuna değinilmemektedir. Hatta bazen hem uyarırlar hem de hafiften bi tebessüm yaparlar. Ya da o an kızdıkları konuyu, başka bir zaman, o çocuğun yanında gülerek anlatırlar.

 Ve böylece o çocuğun bilinç altına, öyle düşünmenin değil, öyle konuşmanın yanlış olduğu kazınmış olur.

 Kelimeler doğru seçildiğinde ve doğru zamanda doğru duyguyla söylendiğinde, önünde hiçbir güç duramaz.

 Kelimeler; savaş başlatır, aşkı anlatır, dertlendirir, gönül alır, gönül kırar, teselli eder, kızdırır, güldürür, ağlatır, gaza getirir, manipüle eder, kitleleri peşinden götürür.

 İnsanı bir ev gibi düşünürsek, bu evin kapısını açacak kelimeler maymuncuk anahtarıdır. Bu kelimeleri doğru kullanan kişi ise çilingirdir. Tabi her çilingir aynı maharete sahip değildir.

 Nasıl ki bir eve hırsız girdikten sonra evin kilidi daha da sağlamlaştırılırsa, insan da üzüldükçe, kırıldıkça kapısını daha da sağlamlaştırır ve her çilingir artık açamaz.

 Lütfen şu düşünceden uzak duralım: "Ben istemediğim sürece kimse bana bir şey yapamaz/yaptıramaz."

 Eğer bir çilingir işinde ustaysa yani kelimelerin gücüne sahipse ve sizin kapınızı açmak istiyorsa kesinlikle açar.

 Kapınızın açılmasını istemiyorsanız, kapınızda kelimelerden oluşan anahtarı hissettiğiniz an, o ortamdan ayrılıp, çilingire gerekli olan zamanı ve fırsatı vermemeniz gerekir.

 Ana kapı açıldıktan sonra ise içeride bulunan, zayıf yönleriniz ve zaaflarınızın bulunduğu odadan başlayarak, diğer tüm odaların kapılarının açılması an meselesidir.

 Eğer çilingir iyi niyetli değilse, evinizden çıktığında kapıya yine daha güçlü kilit takmanıza neden olacaktır.

 Bu çilingir, gönlünüze girmeye çalışan karşı cinsten biri olabilir, sizi yüreklendirmek isteyen biri olabilir, sizi kullanmak isteyen biri olabilir veya sizinle arkadaş/dost olmak isteyen biri olabilir.

 Burada maharet, çilingirin kapısını açmaktadır. Ancak bu şekilde niyetini öğrenebilirsiniz. Yani siz de kelimelerin gücünün farkına varmalısınız.

 Kelimelerin gücünü en çok bilenler arasında, ilk sıralara şairleri koymak gerekir. Çünkü onlar, az ve uyumlu kelimeleri kullanarak, çok şeyi etkili bir şekilde anlatırlar.

 Bütün şairler değil tabi ki kastettiğim, maharetli olan şairler.

 Yine usta çilingirlerin başında atasözlerinin bilmediğimiz sahipleri gelir.

 Sonra bir cümle ile sayfalar dolusu düşünceyi anlatan bilge insanlar gelir.

 Yazarlar, gazeteciler, hatipler, siyasetçiler, din adamları. Hepsi kelimelerin ne kadar güçlü olduğunun farkında olan insanlardır.

 Bu güce nasıl sahip olunur?

 Öncelikle okuyarak. Sonra dinleyerek ve araştırma yaparak.

 Yani önce kelimelerin gücünü keşfetmiş ve bunu kullanan insanların, nasıl kullandıklarını inceleyerek başlamalıyız.

 Şu an bir türkçe sözlüğü elimize alsak, eminim ana dilimizde bilmediğimiz çok fazla kelime olduğunu fark ederiz.

 İletişimimizde çoğu zaman bizi bir kelime kurtarır: "Şey"

 Bu kelime imdat çekici gibidir. Bunu söyleyince zaman kazanırız, karşımızdakinin tamamlamasını isteriz, sansür koymuş oluruz.

 Güçlü bir kelimedir "şey". Joker gibi diyebiliriz. Nereye koyarsanız orayı doldurur.

 Bir isteği belirtmenin, bir derdi anlatmanın, bir insanı teselli etmenin, kısacası kafamızdakileri karşımızdaki insana anlatmanın birden fazla yolu vardır. Doğru yolu seçerseniz, istediğiniz sonuca varırsınız.

 "Ben doğru yolu seçtim ama istediğim sonuca ulaşamadım." diyorsanız, o yol doğru olan değildir. 

 Sizin aklınıza gelmeyen ya da öncesinde gidilmesi gereken bir yol daha vardır.

 

Kemal Alkan, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 21
Kayıt tarihi
: 03.09.20
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster