Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '07

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
519
 

Çocuğum ben

Çocuğum ben
 

Anne olmak, baba olmak, birey olmak hepsinin hayatta belli bir yeri ve sorumluluğu var. Kadın olmak, erkek olmak zor. Peki ya çocuk olmak?

Hepimiz bir zamanlar çocuk olduk. Onlar kız erkek ayrımı yapılmaksızın başımızın tacı, gönlümüzün vazgeçilmezi, hayatımızın çiçekleri değil mi?
İstisnai durumların ve insanların dışında varolduklarını öğrendiğimiz andan itibaren coşkuyla karşıladığımız çocuklar. Anne karnına düştükleri andan itibaren doğuma dek süren süre zarfında en şaşalı dönemlerini geçirirler.

Ağlamak nedir bilmezler. Bu yüzden pek çoğu bebek, doğduğunda garip sesler çıkarmaya çalışır. Çünkü onları içeride ağlatacak, herhangi bir unsur bulunmamaktadır. İstedikleri anda beslenirler, uyurlar, uyanırlar, ihtiyaçlarını giderirler. Hatta abartıp annelerinin aşermesini sağlayıp, değişik yiyecekleri talep ederler. İstedikleri hareketi yapmakta tekmelemekte, diledikleri pozisyonda yatmakta özgürdürler. Yapılan tüm bu hareketler güler yüzle karşılanır. Ama her şeyin bir sonu olduğu gibi saltanatında bir sonu vardır. Ve günü gelip dünyaya geldiklerinde onu dokuz ay taşıyan anne ile her ikisine bakmakla yükümlü babasının dışında bilmediği tanımadığı bir çok yüzün kendine yöneltilmiş bakışları ile karşılaşırlar.

Şaşkındırlar. Tanımadıkları insanlara bakmaktansa uyumayı tercih ederler. Dokuz ay onu karnında besleyen kocaman anne emzirmek için zorlanırken. Göbeğinden beslenen ufacık bir bebeğe “Hadi annem neden emmiyorsun ”serzenişlerinde bulunur. Eğer bebek sütü beğenmişse yada zorlama gerekmeden alabiliyorsa emmeye devam eder. Ama zamanı gelince zorla verdiği memeyi çeşitli yöntemlerle bırakmasını ister. Ağlamadan isteklerini yerine getirmediklerini fark etmesi zaman almaz. Ağlamayı ve bunu kullanmayı kısa zamanda öğrenir. Özel ihtiyaçların karşılanmasından sonra çeşit çeşit insan yaklaşarak kendini tanıtır. Ama o anne ve babasından başkasını aklında tutma gereği duymaz. Onunla vakit geçirmek isteyen insanlar, öylesine komik hareketler ve sesler çıkarırlar ki. Bebek , anlamadığı bu dile ve hareketlere katıla katıla güler.”agu hu , hanimiş egucuk egucuk" vs

Yavaş yavaş büyümeye başlamıştır. Her şeyi saate göre düzenleyen titiz anneye sahip bebekler dışında kalanlar için ağlayarak istemek kaçınılmazdır.
Ne kadar büyürlerse büyüsünler sıkıntılar bitmez. Her isteyen istediği gibi kucağına alır sever oynar bırakır. Bebeğin oynamak isteyip istemediği düşünülmez. Ama çocuk, oyun çağına geldiğinde genelde onunla oynayacak yada zaman ayıracak kimseyi bulamaz. O koltuk senin bu yatak benim evin içinde gezer durur. Kimi kucağına alır, kimi bırakır.
Sıkıldığını istemediğini ağlayarak anlatsa da anne bunu anlamak istemez ya tekrar tekrar doyurur ya uyutur yada sonradan “acı kaka pis”dediği emziği tıkıştırmaya çalışır. Bebek büyüyüp çocuk halini almaya başladığında sorunlar bitmez. Yemeğini bitirmeden sofradan kalkamaz, dilediğini dilediği saatte yiyemez, istediği vakitte uyuyamaz. Canı istediği gibi hareket edemez onun canının sıkılmaya hakkı yoktur. Çünkü bir sürü para harcanarak alınmış oyuncakları vardır. Asla kapıyı vurmasına izin verilmez. Hep uyarılara maruz kalır

• Taşa oturma
• Terlik giy
• Bağırma
• Sessiz ol
• Yemeğini bitir
• Dersini yap
• Televizyonu kapat
• Dişini fırçala

Vs. istekler hiç bitmez. Bazı aileler de, kendi yapamadıklarını yaptırmak isterler. Örneğin bale;spor müzik vs. onlarında bir birey olduklarını onlarında istek ve arzularının olduğunu asla unutmamalıyız. Evet karakterlerini ve geleceklerini şekillendirmenin bizim doğru davranışlarımızla olacağını biliyorum. Ve her ne kadar bende bir anne olarak bu uyarıların çoğunluğunu gerçekleştirsem de düşündüğümde onlarında bazı hakları olduğunu ve bunları biz büyüklerin göz ardı ettiğimizi düşünüyorum. Karşımızdakinin sadece oyun düşünen minik varlık olduğu aklımızdan çıkarmamak gerekiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 894
Kayıt tarihi
: 18.05.07
 
 

1971 İstanbul doğumluyum. Evliyim, dört yaşında bir oğlum var. Her ne kadar şu an ev hanımı olarak g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster