Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '13

 
Kategori
Anılar
 

Çocukluğumdaki gurbetçiler

Çocukluğumdaki gurbetçiler
 

Yanaklarından şıpır şıpır sevinç gözyaşları dökülüyordu: ''Şükür kavuşturana'' sözleri
dudaklarından kutsal bir dua gibi dökülüyordu. Sınır kapısı panayır yerini andırıyordu. Gurbetçilerimiz izinli dönüyorlardı. Üç çocuk annesi Selma Hanım da gurbetçiler
kervanında yerini almıştı.
Beraberinde on yaşındaki Ahmet, beş yaşındaki Arzu ve kaderini paylaştığı sevgili eşi Ford
fabrikasının sevilen işçisi Murat Bey'in alnına biriken terleri mendiliyle sildi. Hadi hayatım
işlemlerimiz bitti. Bir an önce yola çıkalım'' bizimkiler meraktan çatlamışlardır'' dedi.
Otomobilleri asfalt yolda gurbet türküleri çalar gibi kilometreleri yutuyordu. Selma Hanım
derin bir nefes alıp, ohh Türkiye’min havası bile güzel vatan gibisi yok, diye söylendi.
Yol üzerindeki benzinciden benzin aldılar. Küçük yaştaki çocuklar otomobillerin
camlarını silmeye başlayıp bahşiş istediler. Selma Hanım kocasına seslendi ''üzerimde bozuk
Türk lirası yok.'' Çocuklar ''abla para yerine sigara verebilirsiniz, biz sonra bu sigaraları
satıyoruz''dediler. Selma Hanım'ın gözleri doldu. ''Hatırlıyor musun Murat, biz de ekmek
parası uğruna gurbetçi olmuştuk, vatanımızdan ayrılıp Almanya'nın yolunu tutmuştuk. Dile
kolay tam yirmi yıl olmuş.'' Murat Bey otomobilin gaz pedalına biraz daha sabırsızca
basarak ''haklısın Selma'' dedi. Bir sigara yaktı. Biz tam on yılan beri Türkiye'ye ayak
basmadık. Komşularımızı, manavımızı, kasabımızı özledim.

Selma Hanım yol kenarında duran otomobillere elleri eşya yüklü insanlara baktı ''Benim garip
vatandaşım eşya değiş tokuşu yapıyor'' dedi. Ne yapsın garipler yol masrafını ucuza çıkarmak
için birkaç aile bir araya gelmişler. Masrafları bölüşmüşler. Yurda getirdikleri eşyaların bir
bölümünü eşe dosta hediye yapıp, bazı malları satıp kendilerine kazanç sağlayacaklar.
Arkadan sürekli bir korna sesi duyunca, otomobilinden başını uzattı. Öfkeli bir kişi
söyleniyordu ''yürü be Almanyalı, trafik kurallarına Almanya'da uyarsın. Burası Türkiye,
yürü işimiz acele!'' Murat, ''görüyorsun hanım trafik kurallarına uymak suç oldu'' dedikten sonra kendisine laf atana ''hemşerim ben Almanyalı falan değilim. Türk'üm Türk!''
İzmit'teki bir evde de hummalı bir koşuşturma başlamıştı. ''Ahhh nihayet geldiler, hoş
geldiniz gözümüz yollarda kaldı. Haydi konuşmayı bırakın da yemekler soğudu, bak annen kendi elleriyle dolmalar yaptı. Kıymetini bil emi Selmam sevdiğin mangalı Türk işi yaktım. Haydi çilingir sofrasına hem içelim hem dertleşelim. Sümer İlkokulu'nun eski müdürü Mehmet Bey’in kardeşi idi Almancı Murat. Gurbetçilerin gelişi evi düğün havasına sokmuştu. Selma Hanım birlikte söylenen şarkı türkülere eşlik edip dans ettiler. Mehmet Bey yeğenlerini sevdi sonra, ''bana bakın bundan sonra kom kom yok Türkçe konuşacaksınız burada. Siz Türksünüz tamam mı?''

Murat Bey yol yorgunluğunu unutmuştu. Şimdi bırakın her şeyi de size getirdiğim hediyelere
bakın. Viskiler, mayolar, kravatlar, çikolatalar, çocuklara oyuncaklar. Ne zahmet ettiniz sözleri
arasında dağıtıldı. Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi İzmit'te bir evde gurbetçiler
yüzünden gündüzler gece, geceler gündüz oldu. Hasretler giderildi.

 
Toplam blog
: 77
: 789
Kayıt tarihi
: 03.12.12
 
 

Bir kadın, bir anne, kırk yıllık eş... Resim yapmak, yazı ve şiir yazmak, her gün yeni şeyler..