Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1776
 

Çocuklukta öğrenme tutkusu

Çocuklukta  öğrenme tutkusu
 

Meraklı Zihinler ön kapak


"Doğu Afrika'da geçen çocukluğumun beni genel olarak doğal tarihe, özel olarak da insan evrimine yönelttiğini keşke söyleyebilsem. Ama öyle olmadı ben bilime sonradan girdim. Kitaplar aracılığıyla."

Yukardaki paragrafı , Popüler Bilim Kitaplığından yayınlanan, editörlüğünü John Brockman' ın yaptığı Meraklı Zihinler adlı TÜBİTAK popüler bilim kitabından alıntıladım. Kitap Ülker İnce tarafından çevrilmiş dilimize.

Alıntıladığım denemenin yazarı ise son günlerde Türkiye'den İnternet sitesine girmeye çalışıldığında " Mahkeme kararı ile erişim engellenmiştir" yazısı ile karşılaşılan bilim adamı Richard Dawkins.

Dawkins'in sitesinin yasaklanmasını "Kırmızı kırmızı harfler var artık" başlıklı bloğumuzla duyurmuştuk.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=132950

Şimdi de kitabın editörü John Brockman' a kulak verelim:

"2002'de Noel günü, Santa Fe'de öğleden sonranın büyük bölümünü Murray Gell-Mann -Nobel ödüllü fizik profesörü- ile birlikte geçirdik, uzun uzun, dereden tepeden konuştuk, onun çocukluğundan söz ettik. Bu kitabı ilk o zaman düşünmeye başladım."

Bir kitap projesine esin veren kaynağın çocukluk anılarından çıkması güzel bir olay.

Kitabın tam konusu ise bir akşam yemeği sohbetinde belirleniyor. Evrim biyolojisi, yapay zeka, bilişsel bilim, nöroloji bilimi , müzik algısı gibi konuların konuşulduğu ve Brockman'ın "bundan daha iyi bir sofra sohbeti olamaz "diye düşündüğü bir akşam sohbeti.

Konuşmacılar bilim adamları ve içlerinden birisi, Dan Dennet'e dönüp:

"Bu konuları ne zaman düşünmeye başladığını hatırlayabiliyor musun?" diye soruyor.

"Kaç yaşındaydın? Düşüncelere tutku duymaya ne zaman başladın?"

Dan yanıtında 6 yaşındayken bir yetişkinin kendisine söylediği şeyi aktarıyor.

O yetişkin Dan'a: " Bu kadar ilginç sorular sorduğuna göre, sen bir filozof ol." demiş.

Oradaki diğer bilim adamları da hatırlayabildiklerini anlatıyorlar.

Söyler misiniz acaba altı yaşındayken kaçımız, bu tür güzel yanıtlarla özgüven kazandık? Ailelerimiz ne kadar sevse de çocuklarını, çok fazla soru sorulmasından pek hoşlanmazlar. Bir de cız bız aman da dokunma kırarsınlar bozarsınlar... Hele günümüzde, kaygan zeminli küresel ekonomi koşullarında, evinde bile işini düşünen insanımız, tek çareyi televizyon karşısında yığılıp, sözümona kafa dinlemede bulur.

Zaten işten eve yorgun argın dönmüşlerdir ve bütün gün iş yerinde kafa patlatmış ya da laf anlatmaya çalışmışlardır. Onlara göre öğrenme yeri okuldur. Oysa çocuklar henüz okula başlamadan çok önce, geleceklerini belirleyen alışkanlıkları kazanıp kırılma noktaları yaşayabilirler.

"...Çocuk olarak hepsinde ortak olan şey, MERAK, ARAŞTIRICILIK ve ister çok özel , ister çok genel anlamda DERİN BİR ÖĞRENME TUTKUSU idi." diye anlatıyor kitabın editörü Brockmann.

"Kitapta 27 deneme yer alıyor. Bunlardan bazıları dünyanın önde gelen üçüncü-kültür bilim adamları. Yani bir zamanlar fen ile sosyal bilimler arasında var olan o büyük uçurumu yazılarında kapatan, halkın tanıdığı entelektüeller tarafından yazılmış denemeler."

Burada aktarmaya son verip nerede durduğumuza bakalım biraz daha.

Dünyanın ilgi ile okuduğu ve tartıştığı web siteleri tehlikeli görülüp kapatılabiliyor, kitaplar tehlikeli görülüp yasaklanabiliyor, yazarlar sakıncalı görünüp tutuklanıyor. Olağandır her ülkede oluyor demeyin.

Ya küçücük çocuklar dağ başındaki denetimsiz binalarda ve ne olduğu ne aşılandığı bile tam olarak bilinmeyen izinsiz kursların kamplarında papağana çevrilerek mi öğrenecekler bilimsel düşünceyi?

Bilimsel düşünceyi bırakın düşünmeyi sadece düşünmeyi öğrenebilecekler mi? Eğitimsiz kişilerden yanıt alabilecekler mi? Aldıkları yanıt öğrenme tutkularını coşturacak mı yoksa dogmalarla mı bastıracak ?

Bilimsel düşünce, öncelikle tutku ile öğrenme isteği ile başlar. Çocuğun bu tutkulu sorularının yanıtını alması gerekir. Çocuğun o tutkusunun, denetimsiz cahil ellerde, gerçekten dinlerin değil uygarlık düşmanlığının öğretildiği kurslarda, nasıl bastırıldığı ve sırası ile korku ve saldırganlığa dönüştürüldüğünü de görelim artık.

Sanırım bunu görmenin en iyi yolu da başka yaşamlarda bilimin, sorgulamanın nasıl doğup, nasıl filizlendiğini görmekten, öğrenmekten kaynaklanıyor. Çünkü bizleri yaşamboyu eğitmesi ve çıtayı yükseltmesi gereken diğer kaynaklar örneğin televizyon yayınları sadece reyting amaçlı ve tüketim ekonomisine özendiren- ne yazık ki kitap tüketimi yok- programların çoğunlukta olduğu bir cangıla dönüşmüş durumda.

Bir de ille bilim insanı olsunlar demiyorum ama çocukluktaki merakın ve tutkulu öğrenme isteğinin karşılanması mutlu bireyler yetişmesine de neden olacaktır. Karar verme ve düşünme yetisi gelişmiş bir genç , kendi ayakları üzerinde daha rahat durur.

Bu kitap, Meraklı Zihinler, okurken verdiği hoş duyguların yanı sıra, eğitimcilerin ve yetişkinlerin çocuklara olan davranışlarını da değiştirip düzenleme konusunda uyarıcı olabilir. Genç okurlara da iyi bir rehber olacağına inanıyorum.

Hepinize iyi okumalar...

How a Child Becomes a Scientist - 2004

MERAKLI ZİHİNLER

Editör: John Brockman
TÜBİTAK POPÜLER BİLİM KİTAPLIĞI 237
çeviren :Ülker İnce


Bu bloğu sonuna değin okuma sabrını gösteren sevgili okur. Uzaklardaki bir öğretmenimizin çağrısına kulak verirsin değil mi? Linki aşağıda:


http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=130286



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

obur bir veliyim. Okumasınlar, resimlerine baksınlar; zamanla okurlar... Kıvılcım olur, diye düşünüyorum. Özellikle ilköğretim 4'teki cadım bilimsel kitaplara merak salmaya başladı. Şu sıralar iskelet aldım eve, inceliyor... Önerdiğiniz kitabı da edinmeye çalışacağım... Bu sıralar iyi veli olma konusunda eksiklerimi görmekteyim. Çoğunlukla iyi öğretmen, iyi veli olamıyor. Çocuklarımı yeni fark ettim, desem inanın. Tanıtımınız için teşekkürler... Şimdi İstanbul'da olmak vardı:) Selam ve saygılarımla...

murat ertaş 
 21.09.2008 15:17
Cevap :
Murat Bey, eğitim konusunda görüşünüzü paylaşıyorum. Gerçekten de terzi söküğünü dikemez, mum dibine ışık vermez deyişlerini kırıp atma zamanı. Siz hele yolun başında olan özenli bir veli olarak ve eğitimcisiniz de kimbilir ne güzel ilgi göstereceksiniz yavrularınıza. Bu da gerekli. Okusunlar. Okumaktan ne zarar gelir seçtiğiniz beğendiğiniz eserler olursa. Bloğumda var mıydı unuttum şimdi Hazine Adası'nı okudum bu yaşta. Enfes bir çeviriydi. İş Kültürden kesintisiz. bayıldım. Heidi'ye başladım şimdi.Çocuk kitapları ama çok da güzeller yani. İstanbul sonbaharlarda çok güzeldir. Ama sizin oradaki ormanlar dağlar da güzel olmalı. sağlıcakla.  21.09.2008 20:45
 

Sanırım bu devirde çocuğu olan bizlerin alıp okuması gereken bir eser. Meraklı oldukları konusu kesin. Meraklarından bizim aklımızın kabul edemeyeceği şeyler yapıp söylüyorlar. Çocuklarımızın başarılı olması için onlara kulak vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Meraklarını da elimizden geldiğince gidermeliyiz. Sevgilerle

Gülün içinden 
 20.09.2008 14:27
Cevap :
İşte saf ve duru yaratıcılık o, bizim aklımızın almayacağı şeylerden yarattıkları müthiş sorular.. bazen ilk bakışta çok anlamsız gözüken soruları bile çocukların, içinde bir dizi merak ve felsefe taşıyor.Dediğiniz gibi hep kulak vermek ve yanıtlamak. Beğeneceğinizi umuyorum. Sağlıcakla.  20.09.2008 23:04
 

Çok memnun oldum bu kitapla tanıştığıma. :) En değerli bilgi kaynağımız olmaya devam edebilseydi keşke kitaplar :( Hani 'bizleri yaşamboyu eğitmesi ve çıtayı yükseltmesi gereken diğer kaynaklar' adına, bir örnekleme olarak ele aldığınız televizyon yayınları var ya? Mesleki olarak özellikle yakın durduğumdan biliyorum.. Keşke dediğiniz gibi sadece ''Daha çok insan izlesin ve daha çok tüketsinler'' gibi bir özendirme içinde kalabilseydi! O beyaz(!) ekranlar gerçekten artık öyle bir 'cangıl' halini aldı ki; içindeki kapkara bataklığa çekip yok etmeye başladı tüm insani ve kültürel değerleri. Aile kavramını, insan ilişkilerini, terbiyeyi, kültürü ve (her toplumda kendine özgü bulunması/korunması gereken) değerleri büyük bir hızla içine çekip yok eden sayısız bataklıklarla doldu nerdeyse.. Düşenin nerdeyse hiç kurtulma şansı yok! Umarım kurutmayı başarırız bataklıkları ve umarım 'kitaptan baltalarımızla', biraz çeki düzen verebiliriz o vahşi cangıla. Olur mu dersiniz? :)) Sağlıcakla kalın..

Leyla ÖNDER 
 20.09.2008 11:32
Cevap :
Katılıyorum anlattığına gönülden. Bir şeyler verebilmeli programlar. yazık ki sadece belki de asla ulaşamayacakları yaşamlara özenerek bilenen gençler de kurban oluyor. Hep özenirim BBC nin gece yarısından sonraki açık üniversite programlarına. Dediğin gibi kitaptan baltalarla bu yozlaşmayı engellemek. sağlıcakla.  20.09.2008 23:08
 

Hayati bir noktaya dokunmuşsunuz. Çözümbozarımızı bozacak önerilerden biri olarak kabul ediyorum bu alıntınızı. Selam ve sevgiyle... MS

Mehmet Sağlam 
 20.09.2008 8:02
Cevap :
Önerilerinizi okumuştum. Haklısınız. Okuma tutkusu gerçekten güzel bir duygu değil mi? yani listenize uyar. sağlıcakla.  20.09.2008 23:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1309
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster