Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2218
 

Çok başlı dershanelere emniyeti de katmak

Çok başlı dershanelere emniyeti de katmak
 

Gazeteci,yazar ve milletvekili Ş.Tayyar ile imam,vaiz ve yazar Fethullah Gülen


Bir türlü gazetecilikten kurtulamayan yazar ve milletvekili Şamil Tayyar, Taraf Gazetesi’nin bugün sürmanşetinde yer alan 'Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı' başlıklı habere ilişkin görüşünü (twitter)'deki alanından kamuoyu ile paylaşmış. Aşağıdaki açıklamalara ve yazmak zorunda olduğum pek çok kaygılarıma göre değil bazı güç odakları (baskı grupları) karşı karşıya gelmiş bulunuyor.

Özellikle son yirmi günden bu yana dershaneler üzerinden yaşanılan belirsizlik belirli kesimleri germiştir. Türk toplumu da olan bitenleri ilgi ile izlemektedir. Çünkü kökleri derinde olan nice sorunlar ve kimi ilişkiler bir bir açığa çıkmaya başlamış bulunuyor.

‘Emniyet cemaate bağlandı, dershane ve okul sayısı patladı’ mı gerçekten?

Habere göre Ş. Tayyar mesajında, 'Doğru. Cemaati bitirme kararı 2004'de alındı; sonra emniyet cemaate bağlandı, dershane ve okul sayısı patladı, Ak Partiye kapatma davası açıldı. Fitneye destek verenleri görünce sorunun fitneciyle sınırlı olmadığı anlaşılıyor' yorumunda bulunmuş.

Dünyada böyle bir düzen var mı? Ş. Tayyar’ın açıkladığı ‘emniyet cemaate bağlandı, dershane ve okul sayısı patladı’ tespiti iktidarlar, sermaye ve toplum ilişkileri bakımından ne anlama geliyor? Bu konuda başta MEB olmak üzere YÖK ve TÜİK ne gibi çalışma yapmıştır bilen var mı?

Özellikle demokrasi ile yönetilen toplumlarda 'şeffaflık', 'liyakat', 'eşitlik' ve özellikle 'fırsat eşitliği' yok mudur? Ne yazık ki özelikle AKP iktidarları ile birlikte gelişen olaylar ve gözlemlerime göre bu gibi Anayasal, temel insani özlemler ve olması gereken açıklık (şeffaflık ve fırsat eşitliği) ancak AKP seçmeni çevresi ile sınırlı kalmıştır. Onların dışındaki atamalar, görevlendirmeler, işe yerleştirilmeler, yeterlik sınavları, mülakatlar, KPSS ve özel işe girişlerdeki bazı istisnalar ise kanımca 'devede kulak' benzetmesine uygun bir içerik taşımaktadır.

Peki, gazeteci ve milletvekili Ş. Tayyar'ın yukarıda çok özlü bir biçimde sergilediği durumlar OSMANLI ile ABD'de ve FBI'da böyle imiş de haberimiz yok muymuş?

Osmanlı’dan miras ‘idare-i maslahat’ nedir?

Öte yandan bir başka haberde Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan konuyla ilgili olarak yine (twitter) yayın alanından yaptığı açıklamada '2004'teki MGK kararı hükümet tarafından yok hükmünde kabul edilmiş, hiç bir bakanlar kurulu kararı alınmamış, hiçbir işlem yapılmamıştır' diyerek AKP iktidarının önce kabul edip sonra da uygulamadığı kararlara işaret etmiş olmuyor mu?

Toplum nereye gidiyor?

İnanın böylesi bir toplumda ve böylesi bir yönetimde atalarımızın belki de bin yıl önce buyurduğu gibi 'altta kalanın canı' çıkmaz da n e olur? Böylesine çekişmeci, çıkarcı, giderek zenginleşen, belirli sembollerle birbirini tanıyabilen, benim adamın iyidir anlayışındaki baskı grupları içerisindeki kişiler çok mutlu olsa bile onların varlığından kaynaklanan nice yansımaları gören on milyonlarca yurttaşımız hiç mutlu olabilir mi? 

Bu gibi derinden derine geliştirilen nice tasarılar ile onların pek çok yansıması karşısında kamuoyu adalet, insaf, merhamet, acıma, vicdan, yurttaşlık, Müslümanlık, fırsat eşitliği, pastadan pay almak, dürüstlük, namus, haya, göstermelik tavır alışlar, zenginin malı züğürdün çenesi, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, fitne, desise, tefrika ile işe adam değil adama iş bulmak gibi nice durumları değerlendirerek nasıl bir birikimle donanır değil mi?

İşte o zaman ‘bir dokun bin ah işit’ türünden nice aile içi şiddet, arkadaşlar ve akrabalar arası tartışma, alacak verecek çatışmaları, nakitsizlik, zenginle fakir arasındaki uçurumun derinleşmesi, iflaslar, intiharlar ve toplumsal huzursuzluk artmaz mı?

1970'lerdeki kargaşayı yeniden yaşamaya başladığını gözlediğim Türkiye; çok gizli kapaklı yönlerinin bir gün ne gibi sonuçlar doğuracağını tam olarak bilemediğimiz on binlerce yurttaşımızın canını alıp giden terör örgütünün şimdilik beklemeye geçmesinin ardından, bir de neden bu gibi açmazlara sürükleniyor Allah'ım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Darbe de yapılmamıştı ama darbe yapacaklardı, cami bombalayacaklardı diye ülkenin değerleri içeri atıldı yıllardır hücrelerde çürütülüyor. Şamil Tayyar o zaman neredeydi? Ya işin baş rolünde olan cemaat? İftiralarla, sahte dijital verilerle binlerce kişinin ocağını söndürdüler. Dert sahibi yaptılar. Bakalım nasıl verecekler bunun hesabını Allah katında.

Ayrıntıda gezinmek 
 30.11.2013 11:34
Cevap :
Ne kadar haklısınız efendim.Çok yönlü ve korkunç bir kaç senaryo uygulaması ile yüz yüzeyiz son on yıldan bu yana. Bu senaryo ile çekilerek gösterime sunulan filmlerden nasıl ki herkesin kendi kişiliği,umutları ve değer yargılarına göre değişik dersler çıkartılması gerekir ise bizler de bu durumu yaşıyoruz.Ancak 'kuvveden fiile çıkmamış' yani bir zamanlar kafamın içindekiler ile bazı yerlerde konuştuklarımın birleştirilerek hakkımda verilebilecek hiç bir yargı kararı (ki işin içerisine olaylara dıştan bakan ya da bazı duyumları olan gizli tanıklar da girmiş ise)adil olamaz.Benzer senaryo Osmanlının Bulgaristan ile Rusya'nın saldırıları karşısında İngiltere'ye zorunlu olarak bırakılan atalar mirası Kıbrıs Adasını Londra ve Zürih Anlaşmaları ile kazanan A.Menderes, F.Rüştü Zorlu merhumların yoğun çabaları ile yeniden kazandığımız için asıldıklarını biliyor muyuz?Sorunun içine Hasan Polatkan'ı da katılarak yepyeni bir senaryo ile Türkiye'nin önü tıkanmıştır.Bu son senaryo biraz sıkıntılı.  30.11.2013 22:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster