Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
320
 

Çok mu istedik?...

Çok mu istedik?...
 

Diyorlar ki “İktidara ve özellikle ERDOĞAN’a (Yani başbakana) niye bu kadar yükleniyorsun?”

Soru bu…

Hadi, cevap verin de göreyim sizi… Öyle bir cevap vereceksiniz ki, evelemeye gevelemeye ve kekelemeye gerek olmayacak. Millete “Yerseniz” diye de yutturmaya kalkışmayacaksın. Eğri otursan bile bu soruya oku doğrusuna cevap vereceksin.

O zaman ben de oku doğrusuna, evelemeden, gevelemeden ve kekelemeden “NET” bir şekilde ve de isterseniz “Göl”e şey etmiş gibi cevabı vereyim…

Ben… Yani Millet olarak biz, acaba “Devlet adamı” niteliği taşıyanlar tarafından yönetilmeyi hak mı etmiyoruz yoksa bir günah işledik de cezasını mı çekiyoruz?

Şimdi “Hadi oradan… Soruya soru ile cevap verme…” gibi klasik bir cevap vermeyin. Hem soruyorum ve hem de “Ben devlet adamı niteliği taşıyanlar tarafından yönetilmek istiyorum” diye cevap vermiş oluyor ve bu arada da millet olarak size de şööööyle bir göğsümde topu yumuşatarak “Pas” atıyorum (Mehmet EREN’e inat)[1] ki, sizler de boş durmayın diye…

Ben, yaşım gereği “Devlet adamı” niteliği taşıyanları da yaşadım, devletin çivisini çıkaranları da…

Yaşamadığım bir tek “Atatürk” dönemi var ki, keşke hayata o zamanlar gelseydim de bu günlere kadar da sağlıklı (!) yaşıyor olabilseydim.

Rahmetli İsmet İNÖNÜ’nün cumhurbaşkanlığı dönemini, aklım ererek olmasa da yaşadım ama Başbakanlığı dönemine iyice aklım erer. Nesli tükenmiş “İsmet İNÖNÜ” hastalarından biriyimdir ben. Evimde koca koca fotoğrafları vardır. Hele o kafasını arkaya atarak “kahkaha” atan fotoğrafına bayılırım.

Şimdi sorarım size... Siz İnönü rahmetliğin kaç çocuğu vardır bilir misiniz? Hadi bir Erdal İNÖNÜ, siyaseti ve bilim adamlığı tarafından onu bildiniz ya başka?...

Bilmezsiniz, çünkü “Devlet adamları” bebelerini “ulu ortaya” salmazlar. O nedenle de Ömer İNÖNÜ’yü kimse tanımaz, ne iş yaptığını da bilmez. Kızını, meşhur bir gazetecinin (Metin TOKER) eşi olması nedeniyle hayal meyal hatırlarlar. Tabi Gülsüm (TOKER) BİLGEHAN olmasa siyasetle uğraşan, torunu olduğunu bile kimse bilmez. Siyasete çıkana kadar kimse bilmemiştir kim olduğunu…

Peki ya ondan sonrakiler…

Celal BAYAR’ın kaç çocuğu var ve ne iş yaparlar? Adnan MENDERES’in çocuklarından rahmetlik olanına kadar kimse bilmedi. Aydın MENDERES de siyasete başladığında duyduk üç oğlu olduğunu.

Ondan sonrakilerin de hemen hepsi öyle…

Ta ki, Turgut ÖZAL’a kadar.

İşte orda pusula saptı. Şimdi onun eşi ve çocukları konusuna girersek olmaz (!) çünkü bu yazı yayına alınmaz. Ancak “yakın tarih”tir çoğu kimse bilir.

Kenan EVREN’in ve Ahmet Necdet SEZER’in çocuklarını da kimse bilmez.

Onlar “Devlet adamı” gibi davranmışlar ve çocuklarını ulu ortaya salmamışlardır. Toplumun ilgisinden hep kaçırmışlar…

Diğer taraftan…

Geçmişe doğru gittim araştırdım. İsmet Paşa, zaman zaman kızar ve döne döne çizmesini arardı. Rahmetli eşi hep saklar mıydı bilmem ama eline geçirse ayağına da geçirip bazılarına hadlerini bildirmek istediğinden çok eminim ama o sinirli halinde bile milleti hiç azarlamadı…

Diğerlerinden de hiç “Azar” işitmedi “Aşağılanmadı” bu millet…

Yine sorabilirsiniz ki “Devlet adamı” olmanın bir prototipi mi var?...

Yok… Prototipi elbette yok. En azından “Fiziki” görünüşü ile prototip yakalamak mümkün değil. Anacak olmazsa olmazları var.

Devlet adamı, bilgisi, yeteneği, deneyimi, öngörüsü ve çevresi ile kendini “Millete adamış” bir kişidir.

Devlet adamı, gelişmeye açıktır. Ama “Genleşmeye” değil. Gelişirseniz, millet fayda görür, genleşirseniz maazallah kendinizle birlikte çevreniz de zarar görür.

Devlet adamı, milleti için var olduğu için, milleti ile “Sohbet” eder, dinler, kafasında çözer ve uygular.

Devlet adamı, özü ile sözü ile açık ve “Net” kişidir. Yoruma gerek bırakmaz.

Devlet adamı, milletin bir ferdine “Terbiyesiz” demez, bu güne kadar dememiştir de…

Devlet adamı, ileri ve geniş görüşlü, milleti için refah ve mutluluk getirecek görevlerin sahibidir. Ne diyorlar ona, vizyon ve misyon sahibidir yani…

Meseleleri hep beyninin arkasında değil, önünde çözer. Saklısı, gizlisi ve başka hesapları olmamıştır.

Daha bir sürü meziyet (Özel nitelik) saymak mümkündür.

Ben, böylesi “Devlet adamları” tarafından yönetilmek istiyorum. Bu nitelik kimde varsa, ben ondan yanayım. Bu kişi Recep Tayyip ERDOĞAN da olur, Deniz BAYKAL da olur, Devlet BAHÇELİ de olur, Abdullah GÜL de olur, ya da bir başkası da… Hiç önemli değil. Yeter ki “Devlet adamı” niteliğine yaraşır, yakışır kişiliği, bilgisi, becerisi, deneyimi, vizyonu ve misyonu olsun.

İşte bizler “Millet” olarak 22 Temmuz 2007 Pazar günü sabah oy verme saatinden başlayıp bitme saatine kadar bunları seçeceğiz.

Çok mu bir şey istedik?


13 TEMMUZ 2007


Not: Benim gördüğüm ilk “Devlet adamı”nın aile fotoğrafı…

[1] Sevgili kardeşimiz eski futbolcu ya, onun sahasına girmiş oluyoruz diye “Ona inat” oluyor…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İbrahim ağbim nedemek herzaman bir büyüğüm ve tecrübeli bir ağbim olarak herzaman sahamızada girer pasta atar ben eski bir kaleci olarak, bu şutları tutmak, kurtarmak. bazende senin dediğin gibi şu sıralar sakat olduğumuzda gol yemek zorunda kalıyorum, nacizane saygılarımla..

Mehmet EREN 
 14.07.2007 19:01
Cevap :
Sayın EREN... Ben de 1957 yılından itibaren 3 yıl Antalya Otottoros Spor takımında lisanslı olarak "Kaleci" oynadım. Ancak benim özelliğim, top ile kaleye giren ilk ve son kaleci olmamdır. Daha sonra diz dönmesi" nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kaldım. Saygı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  14.07.2007 19:59
 

Gelişmeye evet, genleşmeye hayır... Ne çok şey anlatıyor bu sözünüz. Elinize sağlık.

Nilgün Akad 
 13.07.2007 20:19
Cevap :
Sayın Nilgün AKAD... Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  14.07.2007 4:40
 

Ben tesbitiniz yanlış derken mecazi dedim elbette ne anlatmak istediğinizi iyi anladım espiriler malum yazıda mimik olmayınca net olmuyor :) Can Dündar ın linkini de buradan koymuş olayım gerçi resimlerden yorumlar zor görünüyor ama ;) Saygılar. http://www.milliyet.com/2007/06/17/pazar/yazdundar.html

sedataydın 
 13.07.2007 18:16
Cevap :
Sayın S.Aydın... Link için teşekkür ederim... Yazıya nasıl yerleşır bilmiyorum ama, yerleştirmeye çalışacağım. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  13.07.2007 18:59
 

Yazınızı okudum siftahı benden bereketi allahtan ))). 1- Yazınızın sonuna geçende Can Dündarın yayınladığı Erdal İnönü nün babasına yazdığı mektupların linkini koymanızı öneririm. 2- Bir tesbitiniz çok yanlış. Onlarda çocuklarını ulu orta salmışlardır, onların çocuklarıda herkes gibi toplumla içiçedir. Ancak onlar çocuklarına varlığın maddiyat değil doğruluk olduğu felsefesini aşılamış, aile terbiyesi vermişlerdir. Saygılar.

sedataydın 
 13.07.2007 16:15
Cevap :
Sayın S. Aydın... 1) Bulabilirsem o "Linki" koyayım. 2) "Ulu orta salmamışlar" derken sizin dediğiniz anlamı vermek istemedim. Diğer (örneklerinde olduğu gibi) manada alın lütfen. Elbette onlar toplumun en içinde olanlardı. Ama kimse onları "Ayrıcalıklı" kabul etmediği gibi, onlar da ayrıcalıklı olmak istemediler hiç. Sayı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  13.07.2007 17:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 882
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster