Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
444
 

Çok şekilciyiz çook..!

Çok şekilciyiz çook..!
 

İşten eve gelince eğer oğlumuz uyumuş ise TV' yi açıp haberlere şöyle bir bakarım. Öyle ya hayat sadece iş değil. Türkiye' de ve Dünya' da olup bitenlere çoğunlukla maalesef seyirci kalsak da en azından bilgi sahibi olmak azmindeyim. Hangi kanalı açtımsa bir "delik çorap" muhabbeti gidiyor. Neymiş efendim Dünya Bankası Başkanı milyarca dolara muhmediyormuş ama ayağındaki çorabı delikmiş.

Bir defa ben bu bağlantıdan birşey anlamadım. Bu dolarların sahibi bu adam mı yoksa Dünya Bankası mı? Benim de defalarca başıma gelmiştir evden sağlam çorapla çıkarsınız günün ilerleyen saatlerinde eğer ayak tırnaklarınızı bir süre kesmeyi ihmal etmişseniz başparmağınız giydiğiniz çorabın işini akşama kadar bitirmiş olur. Eğer çorap daha önceden zaten aşınmışsa bu süreç daha da kısalır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalınmadığını bilen var mıdır?

Diyelim ki adam bu çorabı yırtık olduğu halde giydi. Bu onun tercihi değil midir? Dikkat ettiniz mi adam son derece rahattı. Çünkü yabancıların dünyasında bizim gibi bir şekilcilik yok. Bu insanlar kendileri için yaşıyor; bizlerse başkaları için. Aman görenler ne der, aman komşum ne düşünür endişesiyle kendimiz gibi olamadan, rahat bir hayat süremeden yaşayıp gidiyoruz. Eminim eğer kendisiyle ilgili bu haberleri duyduğunda çok şaşıracak ve anlam veremeyecektir. Bir yırtık çorap için onlarca insanın kafa yormasını bir türlü çözemeyecektir.

Haberlerin hemen hemen tamamını dinledim. Hiçbirinde bu adamcağızın yaptığı temasların detayı, içeriği, nasıl karşılandığı ve hedeflere ulaşıp ulaşmadığı hakkında en ufak bir açıklama yoktu. Varsa yoksa bir çorap almış başını gidiyordu. Oysa asıl verilmesi gereken haberler bunlardı. Çünkü benim ne bu adamın yırtık çorabına bir ilgim vardı ne de ayaklarının kokuk kokmadığına:)

Toplumu bu kadar şekilci olunca basını da böyle oluyor demek ki. Yıllar önce üniversite yıllarında dersimize kendi alanında uzman çok değerli bir hocamız gelmişti. İlk ders hocamız derse gelip:

-Arkadaşlar merhaba, ben sizin .... dersi hocanızım..!

dediğinde bizim çocuklar:

-Hadi canım sende, git işine..!

demişlerdi. Neden mi? Çünkü bu hocamız onlara göre bir hoca gibi giyinmemişti. Saçları dağınıktı. Kıyafeti çok sıradandı. Bu yüzden. Şekilcilik o kadar kanımıza işlemiş ki üniversite gibi çok özgür mekanlarda bile etkisinden kurtulamaz olmuştuk. İşin tuhaf tarafı bu hocamız ilerleyen dönemde bu farklı giyinişine rağmen herkesin çok sevdiği ve değer verdiği bir kişi oldu. Bunu elbisesiyle değil, beyni ve kalbiyle yapmıştı.

"Çünkü elbiseler insana birşey veremez; çalışan ve üreten beyinler ancak size fayda verebilir..!"

Umarım gün gelir; bizim gibi düşünmeyen bir topluma dönüşürüz..!

Hoşcakalın..!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatımız boyunca şekilci ve kalıpcı olmamız bize sanki dogarken enjekte edilen bir aşı gibi...Adamın çorabı neden delik bunu düşünmeden deliklere diktik gözümüzü valla hiç ayırmadık da... Belki adam kendi deldi çoraplarını , parmaklarında bir sorun var... Bu olayı bu kadar abartmanın alemi ne? Hazinemizeki delik bu delik gibi binlerce deliği içine alır ....Esen kalınız

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 02.02.2007 14:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 410
Toplam yorum
: 458
Toplam mesaj
: 89
Ort. okunma sayısı
: 3268
Kayıt tarihi
: 13.04.06
 
 

Bilgisayar, elektronik, internet alanındaki son gelişmeler. Tüketici elektroniğindeki trendler. Otom..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster