Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
526
 

Cüneyt Koryürek de öldürüldü!

Cüneyt Koryürek de öldürüldü!
 

http://www.atletik.org/izresim-koryurekcuneyt.jpg


Katili kim? Öncelikle çağdaş olmanın gerektirdiği asgari kurallara uymamayı kural haline getirmiş olan bu ülkenin fertleri, hepimiz, sonrasında ise bunların oluşturduğu en üst örgütlenme olan devlet. Teröristi dağlarda aramaya gerek yok. Onların milyonlarcası vatandaş görüntüsü ile aramızda. Neden mi? Cevabı çok basit. Günlük yaşamdan tek bir örnek vereceğim. Karayolları Trafik Yönetmeliğine göre yerleşim yeri içinde motorlu taşıtlar için en yüksek hız 50 km/saat dir. Buna göre yerleşim yeri kapsamındaki Ankara – Eskişehir Yolu’nda da bu hız limiti geçerlidir. Buna karşılık, her sabah ve akşam kullandığım bu yolda, trafik sıkışıklığı yaşanan anlar dışında, aramızda serbest gezen yaratıkların tacizine uğramaksızın 100 km/saat den yavaş otomobil kullanmak olanaklı değil. Bu basit kurala uymak ise, trafikte insanların katledilmelerini önleyebilecek, insan aklının bulduğu ve asgari düzeyde algılama yeteneği ile kavranabilecek bir önlem. Bu basit trafik kuralına uyum sağlanmış olsaydı Cüneyt Koryürek ve benzeri şekilde cinayete kurban giden pek çok insan bugün hayatta olacaktı.

Cüneyt Koryürek kim? Gazeteci, spor yazarı, atlet ve 77 yaşında bir atletizm otoritesi. Televizyonda her sesini duyduğumda ekrana odaklanmama neden olan bir isim. İzleyenlerden esirgemediği derin ve en güncel atletizm bilgisiyle, atletizm yarışmalarını onun sesinden izlemenin keyfine doyum olmazdı. Onun yok edilmesiyle doğan boşluk doldurulabilir mi? Hayır. Görünürdeki katil kim? 27 yaşında bir tekstilci diye geçiyor boyalı medyada. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8062720.asp?m=1.
Diğer bir deyişle, nüfusunun ortalama eğitim düzeyi ilkokul dahi olmayan toplumun çoğunluğundan, büyük olasılıkla. http://www.egitimsen.org.tr/down/130907_2007-2008egitim%20raporu.doc. Tam da yeride, 2. Trafik Şurası'na sunulan bildiriler arasında yer alan "Uygarlık Göstergesi Olarak Trafik" başlıklı bildirisinde Nihat Aycan şu saptamayı yapmaktadır:" Uygarlık düzeyinin bir başka göstergesi, kaza oluş yeri ve oluş türüdür. Türkiye’deki bütün kazalar, en çok caddelerde olurken (% 55), bunu il yolu izler (% 31). Ölümlü ve yaralamalı kazaların % 32 si yayaya çarpma, % 31 i yandan çarpma, % 25 i şeride tecavüz ve % 12 si arkadan çarpma ya da duran araca çarpmadır. Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama ne­deniyle, ölümlü ve yaralamalı kazaya neden olma şehir içinde % 16, şehir dışında % 33 ’dür. Buradaki yüksek oranlardan, Türkiye’nin uygarlık düzeyine henüz ulaşmadığı anlaşılır." http://www.trafik.gov.tr/icerik/bildiriler/2nci_Trafik_Surasi_Serbest_Bildiriler_II.doc)

Ortada bir cinayet var. Yasal olarak işlenen suç ise "taksirle adam öldürmek". Cezası, en ağır kusur halinde 3 yıldan 15 yıla kadar hapis olarak geçiyor. Son düzenlemelerle artırılmış olan bu ceza caydırıcı mıdır? Hiç sanmıyorum. Etkin çözüm ise testiyi kırmadan önlem almaktan geçiyor.
http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/makale/116.doc

Saptama basit. Bir ülkede en basit yasa emrine uyumu sağlanamaması halinde devlet öncesi toplum düzeyinde dahi bir otoritenin varlığından söz edilemez. Çözüm de basit. Yerleşim yerlerinde motorlu taşıtlar için belirlenen hız sınırları trafik yoğunluğuna göre yeniden gözden geçirilerek, bu sınıra uymayanların en kısa sürede belirlenip hukukun gerektirdiği en ağır şekilde cezalandırılması için gereken neyse o. Bunu sağlayamayan devletin ise çağdaş dünyada yeri yok. Bundan ötesi ise sözün bittiği yer.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her trafik terörü benim de acımı bir kez daha alevlendiriyor. Babacan görünüşlü bir hakimin pek de umursamayarak baktığı bir davanın sonucunda açıkladığı "24 ay hapisle cezalandırılması, bu cezanın da yasa gereği 16.400 YTL para cezasına çevrilmesi" kararını duyan babamın ölümünden sorumlu failin hiç bir nedamet duymadan sevinç içerisinde duruşma salonundan ayrılması tekrar tekrar gözümün önüne geliyor. Yasalarımızda insan hayatına biçilen değer bu kadardı 2006 yılında. Şimdiki değerini bulmak içinde söz konusu tutarı "yeniden değerleme oranları" ile çarpmak yeterli olabilir yasa koyucu ve uygulayıcılarımıza göre. Ülkemizin kanayan bir yarasını ayrıntılı ve araştırmacı yaklaşımınla dile getirdiğin için kalpten teşekkürler Hakan Üstad.

Adem DAVARCI 
 25.01.2008 12:40
Cevap :
Acını tazelemek istemezdim. Ancak artık sessiz kalmak ağırıma gitti. Sevgi ve saygılarımla.  25.01.2008 20:20
 

Acaba, insanların diri diri yakıldığı bır ülkede,insan hayatı kaçıncı sırada yer alıyor. İstanbul'un göbeğinde finans merkezi yapılması düşünülen kentimizde insanların katledılmesi,hakarete uğraması,kaçınılmaz yazgımıdır? Kanunların caydırıcığının olmadığı aşikar olduğuna göre daha kaçbin insanımızın ölmesini beklıyecegiz.Düzeltmek için..

Hasan Göksu PBahçe 
 24.01.2008 14:30
Cevap :
Haklısınız. "Düzeltmek" eylemi, gerekli olan her alanda güçlü, kararlı, iyi işleyen çağdaş bir devlet örgütünü ve adil, sosyal adaletten yana, demokratik bir devlet anlayışını gerektiriyor. Ancak yaşadıklarımıza bakınca, belki de artık hukukun uygulayıcısı ve sosyal adaletin sağlayıcısı olarak çağdaş bir devletin hayalini dahi kurmamak gerekiyor ne yazık ki.  24.01.2008 17:29
 

Bu yazınızı link olarak bütün köşe yazarlarına gönderdiniz mi?.. Selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 21.01.2008 6:28
Cevap :
Bazılarına göndereceğim. Bu konuya yine ve gerekirse defalarca duyarlılık talep etmek bir hak. Teşekkür ederim  21.01.2008 11:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1077
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster