Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
261
 

Danışıklı dövüş...

Danışıklı dövüş...
 

Yazımızın adı " Danışıklı Dövüş"

Nedir bu danışıklı dövüşün anlamı?

Tartışan veya dovüşen kişi/grupların aslında daha önceden birbirleriyle anlaşmıs olup her iki tarafın kazanç sağlayabileceği şekilde tartışmayı etrafa sunmaları...

Yukarıda anlamına kavuştuğumuz bu danışıklı dövüş, acizane fikirlerim doğrultusunda şu an malesef AKP ile DTP arasındadır.

Yazdıklarım tabiki de beni bağlar bunlar mantığımın bana anlattıklarıdır.

Peki mantığım bana ne anlatmaktadır?

AKP'li sayın Dengir Mir Mehmet Fırat bey ile DTP'li vekillerin "şans eseri" aynı yemekte buluşmaları ve ardından doğudaki olayların patlak vermesi bende soru işaretleri var etmeye başlamıştır.

Dengir beyi internetten araştırma gereği duyan ben, dengir in anlamına Türkiye Dil Kurumu sözlüğünde karşılık bulamamış, Mir'in Baş, kumandan, amir ve bey anlamına geldiğini görmüşümdür.

Ardından Mir beyin biografisini de gözden geçirme arzusunda bunulup araştırmışımdır.

Sonuç; 1943 Kahta doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İngilizce, Almanca - Serbest Avukat - İhracatçı, Çiftçi, Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Bir çok internet sitesinde bilgilere rastlamış olsam da tarafsız bir şekilde yazmak kişiliğimi yansıttığı için burada sizinle paylaşmama kararı verdim. Ayrıca MHP liler ve muhalefette ki bazı isimler sayın Mir'in şeyh sait torunu olduğunu da iddaa etmektedir.

Bizi ilgilendiren kısmı ise bu iddaalardır.

Tayyip beyin eşi Emine hanım her ne kadarda Şeyh sait bey efendiyi övüp, o okunmalı ve yolundan gidilmeli dese de, Şeyh Sait beyefendinin kürt ayaklanmasındaki rollerini tarih yazmıştır.

Gelelim danışıklı dövüş konusuna...

Şans eseri bir araya geldiklerini belirten AKP ve DTP'li yetkililerin sohbetlerinin ertesinde doğuda ve güney doğuda ayaklanmalar daha sert bir şekilde yer bulmuştur.

15 milyon kürt vatandaşımızın bulunduğu ülkemiz de, 1.5 milyondan rey alan DTP den hiç şüphesiz ki kürt vatandaşlarımızda nefret etmektedir.

DTP kendini açıkca PKK ve Terörist başı Öcalan sözcüsü ilan etmiş, bununla yetinmeyip, Barzani ve Talabani'yi de liderleri olarak göstermiştir.

Kısaca gayeleri sözde kürt sorunu ile Türkiye Cumhuriyeti üniter devletini bölmek ve baş kaldırmaktır.

Peki bu gayeler ve amaçlar içinde olan bu partiyle yemeklerde bir araya gelen AKP nin amacı nedir?

Kimi okuyucuların seslerini duyar gibiyim, " Demokrasi var bu ülke de neden bir araya gelmesinler?"

Tabiki de bu ülke de demokrasi var, peki öyle ise gizliden gizliye görüşmelerin sebebi nedir?

Bu karşılıklı atışmaların sebebi nedir?

Sanki biz size laf atacağız, siz bizi kalaylayacaksınız ve gündem değişecek, iktidarı biz doğuda güçlü göstereceğiz dercesine...

Gündem şu an da Başbakan ve DTP tarafından yer bulmaktadır.

Deniz feneri, ergenekon ve doğu da ki olaylarla al aşağı edilmiş, halka unutturulmuştur...

Başbakan meydan okumaktadır.

Halka, bakın nasıl da Van'a, Diyarbakır'a gidiyorum dercesine...

Devletin tüm olanak ve imkanlarını ardına alıp, tüm güvenlik güçlerini seferber edip, oradaki cep telefonlarını bile susturmak pahasına olsa da doğuya gitmek kolaydır değil mi sayın Başbakan?

Geçelim...

Olayın özü ise, iktidar partisi DTP'yi bu söylemleri ile oradaki tek güç olarak ilan etmektedir.

1.5 milyon seçmenden rey alan DTP nin seçmenini arttırırcasına.

Kısa ve öz olarak iktidar, DTP ye görünen kısmı ile bu söylemlerle yardım etmektedir.

Bu olanlar ise DTP nin hoşuna gitmektedir.

Çünkü kaileye alınmakta, her medya gurubunda boy boy PKK lehine söylemlerini açık ve seçik dile getirebilmekte ve Türkiye Cumhuriyetine meydan okuyabilmektedir.

Yarın Diyarbakır'da eylem yapabilecek DTP ye çok demokratik görünen AKP, 1 mayısta işçilerimizin tekme tokat dövülmesine müdahale etmemiştir.

Cumhuriyet mitinglerine giden Türk halkına çok demokratik tepki gösteren sayın başbakan, oradaki Türk halkına " Bindirilmiş kıtalar, cavur İzmir " diyerek demokrasiye olan inancını bir kez daha dile getirmiştir.

Pkk sözcülüğü yapan DTP, AKP'nin isteği ile şu an meclistedir.

AKP şu an istese bir gen soru ile tüm DTP li vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırabilecek durumdadır.

Ama bunu yapmak istememektedir...

Sebebini geçmişte aramak mümkündür.

Doğuda seçim kampanyaları " Ya dinine, ya diline rey ver " olan partilerin danışıklı dövüş içinde olmadığının kanıtı nedir?

Bu soruyu siz değerli okuyuculara soruyorum...

DTP iktidar partisinin söylemleri ile doğuda tek güç haline getirilmiş, diğer 1 milyon ya da üzeri seçmen olan partiler kaileye bile alınmamış ve DTP, dolayısı ile PKK ideali iktidar tarafından da kabul edilmiş durumdadır.

Bunu görmek için K.Irak ta iktidarın izlediği politika tekrar irdelenmeli, K.Irak'ta iş yapan iktidar yanlısı firmalar gözden geçirilmeli ve iktidar da bulunan DTP'nin fikirleri doğrultusunda olan vekiller tekrar tekrar araştırılmalıdır.

Şu an da bir tiyatro doğuda sergilenmektedir.

DTP - AKP kavgası bana göre danışıklı dövüştür.

Al gülüm - ver gülüm, al gülüm - vur gülüm senaryosu icraa edilmektedir.

Son olarak çok sayın reisi Cumhurumuz AKP ve DTP'ye seslenmiş ve bir araya gelip konuşmalarını önermiştir.

Onun öncesin de ise kürtlere ayrımcılık yapılmıştır sözleri ile kimi güçlere de güç vermiştir.

Bu durumlar karşısında, AKP kimin yanındadır?

Bölünmez bütünlüğü ve üniter devleti savunan bir AKP mi vardır karşımız da?

Yoksa tam tersi mi...

Daha yazılacak çok ama çok şey var...

Lakin yayınlanmaması korkusundan dolayı yazmayı uygun görmüyorum...

İnsanlara Türk - Kürt, Dindar - Laik , Sağcı - solcu olarak bakan birisi değilim.

Aksine bu ülke de bunları bölücük olarak da görmekteyim.

Ne mutlu Türküm diyene sözüne sonuna kadar katılanlardanım.

Siz değerli okuyucumlarımdan, eleştirilmeden önce, AKP partisinden doğudan vekil olanları araştırmalarını temenni ederim.

AKP neden dokunulmazlıklarını kaldırmıyor bunu da irdelemelerini isterim...

Başbakanın,

Bu ülke de 27 etnik gurup var, bunların her birine hakları verilmeli.

Bu ülke de alt kimlik - üst kimlik var bunlara dikkat edilmeli.

Sözlerine dikkat çekip,

Türkiye'mizin doğuda olan sosyal, kültürel, işsizlik ve yoksulluk sorununu " Kürt sorunu olarak" kabul eden tek başbakan olduğunu da hatırlatırım...

Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 481
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

Yazmak, gerçekleri belgeleri ile dile getirmek, yorumlarımı sizlerle paylaşmak için buradayım. Antal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster