Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
440
 

Darbeden sonra (I Bölüm)

Darbeden sonra (I Bölüm)
 

Demokrasi tarihimizde kirli bir sayfa olarak yerini alan 15 Temmuz ihaneti, Türk Halkının birlik ve beraberliği, demokrasiye olan tutkusu, mücadeleci azim ve iradesi ile, Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli personelinin geri plandaki çabaları neticesinde önemli ölçüde önlenmiştir. ihanetin içinde yer almayan ve daha kalkışmanın başından itibaren, ihanete edenlere karşı cephe açan TSK, bırakın destek olmayı, canları pahasına karşı koyarak, kalkışmayı önemli ölçüde sekteye uğratmıştır.

Halkın ve kolluk kuvvetlerinin, olayın ilk dakikalarından, içinde bulunduğumuz şu ana kadar geçen zamanda ortaya koyduğu tablo günlerden beri birçok televizyon kanalında yer almıştır ve almaya devam etmektedir. Dünya’da eşine az rastlanır bir biçimde büyük bir kısmını canlı olarak izlediğimiz görüntüler üzerine yoruma ve fazla söze gerek duymuyorum. Girişimde bulunanların silahlı gücü karşısına dikilerek o anı bizzat yaşayanlar ile uzak noktalarda televizyon başındaki milyonlarca vatandaşımız olayların bizzat şahididirler.

15 Temmuz ve sonrasında gerek çatışmalarda, gerekse sonrasında hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyorum.

Olayın yaraları sarılmaya devam ediyor. Bunun yanında yıllardan beri yapılmayan, ya da yapılamayan FETÖ temizliği nihayet yapılıyor. Bu kapsamda ki faaliyetleri de yakından izlediğinizi tahmin ediyorum. Çünkü 15 Temmuz’dan beri gündemimizdeki en önemli ve neredeyse tek konu. Bu olay dışında Türkiye’de an itibarıyla PKK terörünün, ekonominin, ya da diğer güncel konuların konuşulmasına neredeyse zaman bile kalmıyor.

Şu ana kadar FETÖ’nün yoğun biçimde yuvalandığı kurumlardan Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel müdürlüğü başta olmak üzere İç İşleri bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Yargı Organları kısmen arınmış durumda. Kısmen diyorum çünkü ilişkilerin ve bağlantıların boyutu tam belli değil bana göre. Şu anda Hükumet’in elinde var olan bilgiler doğrultusunda seri olarak bir yerlere varılmaya çalışılıyor. Olayların boyutunu ilerleyen günlerde belki daha açık görebileceğiz.

Olayların boyutu derken, örgütlenmenin boyutunu kastediyorum. Özellikle 70’li yıllardan başlayıp, 80’lerden sonra artarak devam edegelen bir örgütlenmeden söz ediyoruz. Örgütlenirken dönemsel olarak mevcut iktidarların siyasi gücüyle birlikte, halkın dini duygularının istismarından doğan maddi gücü bir araya getirilmiştir. Başlangıçta yardım ve bağış yoluyla elde edilen bu güç, zaman içerisinde kendine özel( bir nevi döner sermaye denilebilir?) devasa bir sermayeye dönüşmüştür. Bu sermayenin bu günkü tutarını tahmin etmek bile güçtür.(150 milyar doların üzerinde olduğu değerlendiriliyor)

Tam da burada bir alıntı eklemek istiyorum. Olaylar yatıştıktan sonraki bir gün, 24 Temmuz’da, bir TV kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı canlı yayında muhtelif soruların cevabını veriyor; Program yapımcısının “örgütlenmenin bu kadar kapsamlı oluşunun, itaatin ve kontrolün nasıl sağlandığı” şeklindeki bir sorusuna Melih Gökçek “Üç harflileri kullanıyor” şeklinde cevap veriyor.

Bu cevap Melih Gökçek’i yakından(sosyal medyadan) tanıyanlar için hiç te anormal bir cevap değil. Burada Melih Gökçek cinlerin kendisini nasıl kontrol ettiğine dair bir açıklamada bulunmadı, ama tanık olduğu bazı olaylar olduğundan bahsetti. Doğrudan “Darbeyi cinler yaptı” demediğine şükretmek lazım…

Üç harflileri bir kenara bırakarak, gerçekte bu örgütlenmenin kaynağı, nedeni ve nasılı üzerinde durmakta fayda var. Ancak bu konuda buradan bir makale içinde bunu anlatmaya sayfaların yetmeyeceğini düşünüyorum.

Örgüt hakkında yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameden bazı önemli noktalar şöyle:

Melih Gökçek’in üç harfliler düşüncesinin aksine, iddianamede “FETÖ’yü yöneten kadronun yaklaşık 300 kişi kadar olduğuna dair ifadedir. Savcılık, şüphelilerinin bazılarının gözaltına alındığını diğerlerinin ise yurt dışına kaçtığını belirtiyor.

660 sayfalık İddianamede, dikkat çeken bir diğer kısım ise FETÖ’nün arkasında ABD ve CIA’nın olduğudur.

Ayrıca FETÖ Ana (Çatı) Dosyası olarak adlandırılan iddianamede, örgütün ülkedeki bütün kurumlarda hâkimiyet sağlamak üzere kadrolaştığı vurgulanıyor: “Muhtemel bir askeri müdahalede kadrolarının ezilmemesi için tedbirli hareket etmiş, 2003 ila 2007 yılları arasında pasif durumda kalmıştır. Örgüt, 2007’den sonra örgütlenmesini tamamlamış, güç dengesini lehine çevirmiş ve operasyon hünerini ortaya koymuştur. Anayasa değişikliği örgütü devlet içinde çok ileriye taşımıştır ve 12 Eylül 2010 sonrasında artık örgüt kendini devletin tek fiili hâkimi olarak görmeye başlamıştır. Bu durum 17 Aralık 2013 gününe kadar devam etmiştir” değerlendirilmesinde bulunuluyor.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nden alıntı ile başlayan iddianamede, Fethullah Gülen’in “devleti kurnazlıkla, yavaş yavaş, sinsice ele geçirmek” istediği ifade ediliyor. FETÖ’nün Türkiye ve İslam’ı yeniden biçimlendirmek için kurgulanmış toplumsal, politik mühendislik projesi olduğu belirtiliyor. “Devletin, gizli bir örgütün eline geçmesini acziyet içinde seyretmesi beklenemez” denilen iddianamede, örgüt üyelerinin Gülen’i muhterem bir Mehdi/Mesih kabul ederek Tanrılaştırdığı ifade ediliyor. FETÖ’nün demokratik hukuk devletinin özelliklerini ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş en geniş katılımlı silahlı terör örgütlenmesi olduğu savunuluyor.

Diğer önemli noktalar şöyle:

-FETÖ için öncelikli yer TSK’dır. Burada örgüt aşırı bir kadrolaşmaya gitmiştir.

-TSK içerisindeki bu yapı ordu disiplinini bozacak ve ülke savunmasında zafiyet oluşturacak bir yoğunluğa ulaşmıştır.

-Ergenekon ve diğer askeri davalar, sivil siyaset üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması için değil, örgütün TSK üzerinde egemen olması için gerçekleştirilmiştir.

-Bugün TSK içerisinde önemli oranda kurmay subay olarak FETÖ mensubu bulunmaktadır.

-FETÖ, en çok bu kuruma sızıp TSK’yı darbeci, hükümet düşmanı, ateist bir yapı olarak algılatmış, itibarsızlaştırıp, “Kâğıttan kaplan” olduğunu ilan ettirmiştir.

-“Askeri hâkimler ve askeri pilotlar üzerinde baskı kurulmuş, pilotlar TSK ile ilişiklerini keserek özel havayollarında çalışmaya zorlanmıştır.”

-“Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda bu yapıdan olmayan veya bu yapıya boyun eğmeyen askeri pilot bırakılmamaya çalışılmıştır.”

-“Ordu içerisinde örgütlenebilmek için FETÖ, subay ve astsubaylarla modern, bakımlı, çekici kız üyelerini evlendirip yıllar sonra onlar üzerinden bilgi edinerek ordu içerisinde kontrolü sağlamış ve ordunun pasifize edilmesi evlilikler yoluyla içten mümkün olmuştur.”

Bir başka kaynakta ise FETÖ’nün örgütlenmesi ile ilgili şu şekilde bir bilgi mevcuttur. Burada örgüt yapısı ortaya konulmaktadır:

1 KAT / HALK TABAKASI: Cemaate iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur.

2 KAT / SADIK TABAKA: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve resmi kurum görevlilerinden oluşan örgüte sadık gruptur.

3 KAT / İDEOLOJİK ÖRGÜTLENME TABAKASI: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgütün ideolojisini benimseyen ve ileri derecede bağlı ve çevresine de örgüt fikirlerini aşılayan tabakadır. Kaymakam, vali, şehir sorumluları, general, müfettişler, irşat ekipleri yer alır.

4 KAT / TEFTİŞ KONTROL TABAKASI: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgüte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilirler. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst düzeyde görevlendirilemezler.

5 KAT / ORGANİZE EDEN TABAKA: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Fetullah Gülen atar. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Örgüt içinden bir evlilik yapanlar buraya yükselebilir.

6 KAT / HAS TABAKA: Gülen ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar, azillere bakar. Fetullah Gülen atar.

7 KAT / KURMAY TABAKA: Gülen'e doğrudan bağlı atamasını yaptığı seçkin kesim. 17 kişilik kurmaylardan oluşur.

Bir sonraki yazım örgütün yapılanmasına yönelik olacak ve bizi bekleyen sorunlar hakkında bir değerlendirme yapılacaktır

Sağlık ve huzurlu günler dileğimle…

NOT: Bu yazı ile ilişkili diğer bloglarım şunlardır:

-        http://blog.milliyet.com.tr/darbeden-once--kisim-i/Blog/?BlogNo=537209

-        http://blog.milliyet.com.tr/darbeden-once--kisim-ii/Blog/?BlogNo=537281

-        http://blog.milliyet.com.tr/kumpas/Blog/?BlogNo=443581

-        http://blog.milliyet.com.tr/paralel-devlet-ve-hablemitoglu/Blog/?BlogNo=443006

-        http://blog.milliyet.com.tr/mit--cia-ve---/Blog/?BlogNo=348684

-        http://blog.milliyet.com.tr/kimse-var-mi--/Blog/?BlogNo=320104

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2503
Kayıt tarihi
: 20.03.11
 
 

Duyarlı olduğum konularda; düşündüklerimi, bildiklerimi ve birikimlerimi paylaşmak üzere burada b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster