Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
733
 

Değer verme

Değer verme
 

“Hafif çalıyı yel alır, ağır çalı yerinde kalır.”

Hepimiz bir ağacın dalları gibiyiz. Hemen her gün bütün zamanımızı dolduran ana babamız, çoluk çocuğumuz, kardeşlerimiz, dost veya düşmanlarımız yüzümüze bakıyor. Sanki sevgi yüklü bir kuşatmanın içinde yaşıyoruz. Bu kuşatma, bizi yorsa bile, sıkmaz. Birtakım bağlarla, görülmez ağlarla da birbirimize bağlanmışız. Bizden istenen bu bağları daha da sıklaştırmak, kuvvetlendirmektir.

O halde, ne yapmalı?

Atalarımız; “Dağına göre odun, sapına göre saman olur.” derler. Elbette öyle! Biz, içinde yaşadığımız toplumu göz ardı etmez, onun bizden istediklerine gönüllü olarak boyun eğersek, beklediğimiz odun da, saman da umduğumuzdan daha iyi olur. Anlayacağınız dostlarımızı, küçük veya büyüklerimizi, zaman zaman, önemli ya da özelliği olan günlerde de boş bırakmayıp ararsak, onlara, karınca kararınca değer verirsek, daha güzel bir dünyanın kurulmasına, aramızda güzel ilişkilerin doğmasına, dal budak salmasına yardım ederiz. Böylece daha da güzelleşen, daha da alımlı hale gelen bir dünyanın mutluluk dağıtan, değer bilen, değer veren çiçekleri olup çıkarız.

Hiç insan için bundan büyük saadet olur mu?

Aramak, aranmanın kapısıdır. Bu kapıyı daima açık tutmalı, onun bize getireceği sayısız nimetlerden faydalanmalıyız. Bayram olsun, seyran olsun, birini ziyaret etmek, onunla konuşmak, varsa dertlerini dinlemek veya bizim umutlarımızı ona açmak, isteklerimizi söylemek, tanıyıp tanışmak, karşımızdakine değer verdiğimiz oranda, bizi de yüceltir. Böyle davrandığımız zaman, içinde yaşadığımız toplumu daha iyi anlar, kavrar ve o toplum içinde bir değere sahip oluruz. Anladıkça, anlaşılırız.

“Adam adamın, sarraf altının kıymetini bilir.”miş. Zaman gelir, “Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.” Bunlar ve benzeri sözler, daima kulağımıza küpe olmalıdır. Çünkü biz, içinde yaşadığımız şu dünyanın bir kısım yüklerini, omuzlarımızda taşımağa mahkûmuz. İnsanın değerini, yine insan anlar, insan bilir. Sığınacak, medet umacak bir başka kapımız yok. Dara düştüğümüz, sıkılıp bunaldığımız anlarda, zaman zaman, ister vefalı, ister vefasız olsun bir dost aramaz mıyız? Onu bulduğumuz zaman dört elle sarılmaz mıyız? Kucaklaşıp koklaşmaz mıyız? Üstesine sıkıntıdan feraha yol bulan gönlümüzle: “Yâr beni ansın, bir çürük elma ile olsun.” demez miyiz? Hele hele bozulmaz, dağılıp sarsılmaz dostlukların doğuşunda böyle günlerin payı yok mudur?

Toplum, bir değerler manzumesidir. Bu değerler sayesinde tek yürek, tek millet oluruz. Bu değerler sayesinde baştan uca, bütün vatan şenlenir, her tarafında da yeni yeni gül bahçeleri doğar.

Oyhan Hasan BILDIRKİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1336
Kayıt tarihi
: 31.08.06
 
 

1947 Haziranı'nda Bağarası'nda doğdu. İlkokulu doğduğu yerde, ortaokul ve liseyi Aydın'da okudu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster