Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '20

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
109
 

Deli mi Bu Adam?

 

 

Allah eşit yarattığı

                Kullarının nasibini

                               Neden ayrı yarattı?

                                               H. Esat Yavuztürk

                                                  (Garip Hasan)

 

Valla Ben, akıllı geçinenleri dinlemek istemiyorum artık.

Niçin mi?

Onlar, 60 - 70 yıldır dinlemekten bıkıp usandığım ezberleri yineliyorlar çünkü.

Biraz da eski köye yeni âdet getirmek isteyenleri dinleyelim; diyorum ben. Ancak, hiç de göründüğü kadar kolay değildir bu iş.

“Neden kolay değil?” derseniz, söyleyeyim:

Ezberlerimizi yineleyenleri, “Aman ne güzel konuşuyor; ne kadar doğru söylüyor.” der, takdir eder, çılgınca alkışlarız da ezberimizi bozanları yuhalayıveririz hemen.

 -Deli mi bu adam?

 -Ne zırvalayıp duruyor böyle?

-Cahil mi sanıyor bizi, kandıracağını mı sanıyor?

-Bozguncunun biri olduğu belli… Amacı ne acaba?

-Baksanıza, neler söylüyor! Kökü dışarıda mutlaka…

Gibi suçlayıcı ve küçümseyici ifadelerle karşı çıkar, dinlemek istemeyiz.

Üç aşağı beş yukarı, hepimiz böyle değil miyiz?

Evet, evet, ama az ama çok, yok birbirimizden farkımız.

Bu gerçeği çok iyi bilen yazar H. Esat Yavuztürk, “Kırık Merdiven” adlı eserinde, ezber bozan bilgi ve inancını, öykü kahramanı Deli Veli’ye söyletir. (*)

Deli Veli, “Dar gelirlilerin çocuklarının, üniversite sınavını kazanmalarının çok zor olduğunu” anlatınca, dinleyenlerden biri:

“- Neden öyle söylüyorsun? Kazananlar nasıl kazanıyor?” diye sorar.

“- Kazananların kimler olduğunu hiç araştırdın mı?”

“- Ne bileyim ben, hiç düşünmedim. Kimlermiş onlar?”

“- Yüzde doksanı varlıklıların çocukları… Bu da normal…  Çünkü içinde bulunduğumuz sistemin gereği… Bir işçinin, yani dar gelirlinin çocuğu sıradan bir okuldan mezun olur. Bu okullarda tarih, felsefe, mantık, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürel derslere değer verilmez. Öğrencinin kafasını yalan yanlış, ipe sapa gelmez birtakım saçmalıklarla doldururlar. Bunu,bu düzene egemen olanlar bilerek yapar. Amaçları, gençlerin bilinçli yetişmesini önlemektir.

Bu şartlarda yetişen genç, maddi imkânsızlıklar nedeniyle hiçbir kursa da gidemez. Mezun olduğu vasıfsız okulda edindiği yarım bilgilerle sınava girer. Varlıklının çocuğu, vasıflı bir okulda okur. Bu yetmez, özel dersler alır. Ayrıca tuzak olan dershanelere de giderek hazırlanır. Şimdi soruyorum size, bu yarışta sınavı kim kazanır?”

Yine, bir soru gelir dinleyenlerden:

“-Tuzak olan dershaneler; dediniz. Bunu anlayamadım.  Ne tuzağı?”

Bakınız, bu soruyu nasıl cevaplıyor kahramanımız:

“-Kardeşim, bu dershaneler yaşadığımız sistemin gereği… Baştakiler ve para babaları, kendi yerlerine gene kendi çocuklarını yerleştirmek istiyorlar. Bunun en güzel yolu da üniversite kapılarını dar gelirli ve emekçilerin çocuklarına kapatmaktır. Şayet bu sınav engeli olmasa, emekçinin çocuğu da üniversitede okuyabilse bilinçlenir. Kişiliğine ve özgürlüğüne kavuşan bu gençler, para babaları ve mevcut düzen için tehlikeli olur. İşte bunun için, ‘Çin Seddi’ gibi olan dershanelere ‘tuzak’ diyorum ben.”

Bir soru daha:

“-Peki, Veli Bey; dar gelirlinin çocuğu okumayacak mı?”

“Onlar da okuyacak ama meslek okullarında kalifiye eleman olarak yetişip zenginlerin işletmelerinde belirli bir ücretle onlara bağımlı olarak çalışacaklar.”

“- Durum çok kötü… Bunu düzeltmek gerek.” diye gürler, bir dinleyen.

“-Kim, nasıl düzeltecek kardeşim! Bu kuruluşlar kanunlara dayanarak işliyor. Kanunları yapan da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki varlıklılar. O çıkarcılar, kendi yaptıkları kanunları değiştirirler mi?”

İşte güzel bir soru daha:

“-Öyleyse biz de Türkiye Büyük Millet Meclisini değiştirelim.”

“-Nasıl değiştireceksin? Oranın kapısını da kapamışlar. Parası olmayan genel seçimlere katılamaz. Katılsa da seçimi kazanamaz.”

“-O da nasıl oluyor? Seçme ve seçilme herkesin hakkı değil mi?”

 “-Söylem olarak öyle ama eylem olarak öyle değil. Yürürlükteki seçim kanununda öyle tuzaklar var ki, parası olmayanın önü kesiliyor. Hatta aday olmayı bile düşünemiyor. Milletvekili aday adayı olabilmek için, seçimde kazanma ihtimali olan bir partiye en aşağı bir emekçinin yıllık kazancı kadar para yatırmak gerekiyor. Adaylığı kazanırsa, bir o kadar da propaganda masrafı var. Sorarım size, hangi emekçi varını yoğunu satıp bulabilir bu miktarı? Var mı sizin bildiğiniz,  aday olup kazanan bir emekçi?”

                Deli Veli, hepimizin bildiği ama pek fazla düşünmediği gerçekleri anlatmaya devam eder:

                “-Sıra gelir, liste sıralamasına. Kim yapar listeyi? Tabii parti başkanı… Başkan, yakın arkadaşlarını mı yazar ön sıralara, yoksa o güne kadar selam alıp selam vermediği, adı sanı duyulmamış bir emekçiyi mi? Emekçi listenin sonunda yer alır ve elbet seçilemez. Bir de dönüp derler ki halka, “Biz sizin seçtiğiniz vekilleriz.” Gerçekte seçimi beyler yapar. Halk onların yaptığı seçimi onaylar.”

                Sorarım size: Haksız mı Deli Veli? Doğru değil mi, anlattıkları?

                Ben, daha çok özel okullar hakkında söylediklerine taktım kafayı. Özel ve güzel okullarda yalnız varlıklıların çocukları mı okuyabilir?

                Nasıl ki, seçim kanunlarında, “Yoksullar, emekçiler seçimlerde aday olamaz, olsa da seçilemez.” gibi bir yasak yoktur ama koşullar bu sonucu doğuruyor.  Eğitimde de böyle midir; diye küçük bir araştırma yaptım.

                 Sözgelişi Fenerbahçe takımını tutan bir emekçi, çocuğunu Fenerbahçe Koleji’nde okutmak istese… Geçen yılın (2019) fiyatları neymiş bakalım:

                Anaokulu 29 bin TL

                 İlkokul 37 bin TL

                Ortaokul 39 bin TL

                Lise 42 bin TL

                Yok, bu kolej biraz tuzlu… Okutamaz çocuğunu bir emekçi burada. Başka bir özel okulda bakalım. Sözgelişi Türk Eğitim Derneği’nin TED Rönesans Koleji’ne:

                Anaokulu 46 bin TL

                 İlkokul 52 bin TL
                Ortaokul 55 bin,

                Lise 62 bin TL

                Bu özel kolej daha da tuzlu…

                Amerikan kolejlerine bakalım biz en iyisi:

                Üsküdar Amerikan Koleji 90 bin TL

                SEV Amerikan Koleji de 90 bin TL

                En iyisi Robert Kolej; 100 bin TL

                Görüldüğü gibi, Deli Veli haklı valla… Hiçbir emekçi okutamaz, bu okullarda çocuğunu.

                Hele hele bu miktarların yalnızca bir kez değil, her yıl ödenmesi gerektiğini düşünürseniz…

                Evet, evet… Boş yere hayal kurmasın hiçbir emekçi. Bu kolejler sizin çocuklarınız için değil kardeşim. Meslek okulları ne güne duruyor?

                Akıllı geçinenleri dinleyip durduk, bugüne kadar. Ne geçti elimize?

                Biraz da aykırın sözler söyleyen Deli Veli gibileri dinleyelim; diyorum ben.

                Haksız mıyım?

               

                                                                                                                   Hüseyin Erkan

                                                                                              huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

---------------------------------------------------------------------

(*) Kırık Merdiven,H. Esat Yavuztürk, Uyum Yayınları, İstanbul 2011, 104 Sayfa,                                            E-Mail: esat.yavuzturk@gmail.com

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 302
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 265
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster