Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '08

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
1673
 

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!
 

www.aycicegim.net


Metin Akpınar - Zeki Alasya ikilisinin parodilerinde kullandıkları pek çok sözü zaman zaman yazılarımda ve yorumlarımda kullanmışımdır. Güncelliklerini hiç yitirmeyen sözlerdir bunlar, bu yüzden yazımı güçlendirdiklerini düşünürüm.

Bugünlerde sık sık ' delirmek istiyorum, deliremiyorum ' cümlesi geliyor aklıma Zeki Alasya'nın. Nedenini anlatacağım, haklı mı, haksız mı olduğuma siz karar verirsiniz.

Turizmin başkenti olarak anılan Antalya'dayım. ' Kaos olmadan düzen olmaz ' sözüne ne kadar inansam da, güzelim Antalyam'da kaosun yerini bir türlü düzene bırakmadığını görüyorum.

Otobüse biniyorum, otobüsün içindeki manzara aynen şöyle; aynanın altında cezaevindeki mahkumların yaptığı boncuk işinden iki kelebek sallanıyor. Otobüsün giriş kapısının üstünde A4 boyutlarında arapça bir dua asılı. Vites kolu ise tepeden aşağıya kadar her renk ve desende saç lastikleriyle dolu. Yaklaşık 40 lastik olmalı. Şoförün önündeki konsol ise iki adet kuzu postu ile kaplı. Şoförün dayandığı yerde ise tuttuğu takımın armasını taşıyan bir havlu kaplı. Turizmin başkenti Antalyam'daki modern otobüs bu...

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Otobüse elinde bebeğini taşıdığı ' anakucağı ' ile genç bir kadın biniyor. Koltukların hepsi gençlerle dolu. 60 yaşındaki eşim bile ayakta, eşimi bırakın, bebekli bayana bile kimse yer vermiyor. Eşimin söylendiğini duyan bir gençkız istemez istemez yer veriyor bayana. Diğer gençler ise, kulaklarından kablolar sarkmış, ellerinde cep telefonu, muhtemel ki sevgililerine mesaj yazıyorlar...

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Şehrin en güzel yerinde - bütün sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının, muhalefetin itirazına rağmen - yapılmakta olan inşaat nedeniyle yaklaşık 100 andız ağacı kesilmiş. Halk görüp de tepki vermesin diye olacak, inşaat alanının etrafı saç panolarla kapatılıyor. Kimsenin gücü bu yasadışı inşaatı durdurmaya yetmiyor. Bizim sitenin bahçıvanına, kaldırımın üstündeki palmiye ağacını budamak yasakmış. Kaldırımlardaki ağaçlardan belediye sorumluymuş. Belediye sorumlu olduğu diğer ağaçları kökünden kesiyor, ağaç sökme aracı olduğu, başka bir yere söküp taşıyabileceği halde...

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Posta kutuma bakıyorum, bir demet fatura. Ödeme tarihleri 30 ya da 31 ekim. Ayın sonunda hangi kurum, ya da kuruluş maaş ödüyor ki ay sonu ödenmesi isteniyor faturaların. Hadi o günü seçtiler, son ödemesi ayın 30'u olan faturayı daha önce postaya veremezler mi?

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Cumhuriyet Meydanı'nda ellerinde süpürgelerle bir temizlik ekibi dolaşıyor. Mevsim nedeniyle sürekli yapraklar dökülüyor meydana, ekip akşama kadar yaprakları süpürüyor. İki zabita memuru da kestirmeden geçmek isteyen motosikletleri geri döndürüyor. Meydanın 10 metre ilerisine yürüyoruz. Kaldırımlar paramparça, her yer çöp içinde. Bomba konabilir endişesiyle Antalya'da konteynerler dışında hiç çöp kutusu yok. Herkes çöpünü kaldırımların kırık taşlarının arasındaki boşluklara atıyor. Motosikletler ise kaldırımda yürüyen yayaların arasında adeta slalom yapıyorlar. Antalya sanki benim evimmiş ve turistler evimi pis görmüşler gibi, utanıyorum.

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Postaneye gidiyorum. Sıra beklerken yanımdaki gençkız çantasının kenarındaki siyah ipleri yolup yolup tertemiz mermerlerin üstüne atıyor. Kendimle savaşıyorum, yerdeki iplikleri alıp çantasının üstüne koymamak için.

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Dönüşte bindiğimiz otobüsteki televizyonun altı ve bütün ön camın etrafı tül perde güpürleriyle süslü. Otobüs çukura girince rüzgarda kalmış balkon perdesi gibi uçuşuyor güpürün saçakları...

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Eve geliyoruz, haberleri dinlemek için televizyonu açıyoruz; Ergenekon, taciz, maskeli motosikletli, minibüsle çarpışan Tır, falanca manken kaç numaralı sevgilisinden ayrılmış, dolar kaça fırlamış, kriz bizi vuracak mı, IMF, Obama, Üzmez, üzer, emekli maaşlarına yüzde kaç zam yapılmış, haberlerden sonra hangi diziyi kaçırmamalıymışız vs vs...Boğuluyorum, bunalıyorum...

Delirmek istiyorum, deliremiyorum!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pes yani,:) Allah akıldan etmesin, elimizde olan tek şey Akıl, Bu gidişatla hiç birimizde kalamayacak ya. saygılar

Fatma Güneş ERGEN 
 08.11.2008 15:42
Cevap :
Az kaldı, yakında delireceğimi düşünüyorum:) Gülüyorum ama, şu kriz nedeniyle delirmeyen kalmayacak gibi. Sevgiyle...  08.11.2008 21:39
 

"Delirmek istiyorum" demekle olmaz.Akıl hastanesinin önünde adamın arabasının bir tekerleği dört biconu da sıyırıp kaldırıma dayanmış.Şoför inmiş, bakmış ki tekerlek boşta. Tekerleği söküp almış, "ben şimdi ne yapacağım, yakında tamirci de yok"diye söylenmeye başlamış. Tellerin öte yüzünden biri seslenmiş; "arkadaş ne oldu?"Şoför tekerlek biconları sıyırdı.Yakınlarda tamirci de yok, ne yapacağım?" demiş. Yine aynı adam, "öteki tekerleklerden birer tane sökersen hepsi üçer biconlu olur,ilk tamirciye kadar arabanı iletir" Adamın dediklerini yapmış.Ayrılırken sormuş; sen kimsin?İçerdeki adam: "Ben bu hastanede yatan bir deliyim" diye cevap vermiş. Sevgili kardeşim delirmek öyle kolay değil, aklımızla her şeyin kakkından gelmeliyiz. Sevgilerle. Ünal Şöhret Dirlik

Ünal Şöhret Dirlik 
 07.11.2008 22:28
Cevap :
Ünal ağabey, delirmek için her şey mevcut. Aklımızla bile hakkından gelemiyoruz baksanıza. Artık haberleri seyretmek bile istemiyorum inanın. 11 yaşındaki çiçek gibi bir kızı yengesi öldürüyor, sonra da 7 parçaya ayırıyor. Bunun karşısında delirmemek mümkün değil, ama deliremiyoruz işte. Esenlik dileklerimle...  08.11.2008 13:22
 

bir beddua varmış,''Tanrı seni geçiş zamanında dünyaya göndersin''derlermiş kızdıkları bir insana.Geçiş dönemine tanık olmanın bilgeliğine tanık olduğunu düşün.Ve sabrını genişletmeye çalış.Sevgili blog yazarı arkadaşımız Ersin Kabaoğlu'nun meşhur sözü ''araf hallerimiz''geçecek.Ama ''A''KIL''kıl üzerinde onu o ince yerde tutmaya dikkat. ''Tanrım değiştirebileceklerimiz için bize CESARET değiştiremiyeceklerimiz için SABIR ikisi arasındaki farkı görmek için BİLGELİK ver.Sabır ve sevgiler.

Şerife Mutlu 
 06.11.2008 22:46
Cevap :
Çinliler'in bedduaları bile güzelmiş:) Yıllar önce ben de, sevdiğim bir arkadaşım da sıkıntılı günler yaşıyorduk. Bu bir sınav, geçecek derdim ona. O da derdi ki; artık bitsin bu sınav, yoksa sınıfta kalacağım. Sanırım ben de ikmâle kalacağım canım arkadaşım:) Sevgi ve özlemle...  07.11.2008 22:09
 

GEL ''D''HARFİNİ DEĞİŞTİRELİM ''V''YAPALIM SEN DELİ YERİNE VELİ OL DA VELİLİKTE BULUŞALIM RAHATLAYALIM. Sevgili Blok yazarı arkadaşımız Ersin Kabaoğlu'nun dediği gibi bunlar ARAF halleri,geçecek.Sonsuz sevgiler.

Şerife Mutlu 
 06.11.2008 22:25
Cevap :
Şerife'ciğim, keşke hayat bu harfleri değiştirmek kadar kolay olsaydı. Umarım çabucak geçer delilik hâllerim. Sevgiyle...  07.11.2008 22:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2075
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster