Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '12

 
Kategori
Deniz Mahsulleri
Okunma Sayısı
2664
 

Deniz Kabuklarının Dünyası

Deniz Kabuklarının Dünyası
 

Hep deniz çocuğu olmak, önemli bir şey. Deniz kıyısından uzaklaşmamak.  Canın istediğinde sularla  “Sarmaş-dolaş” kucaklaşıp,  maviliklerine karışıvermek, ne hoş duygudur.

Dağ, bayır dolaşıp da, oturduğunuz o deniz memleketine yaklaştıkça, bir iyot  kokusu gelir genzinize. Denizin maviliği, üzerinize yapış  yapış gülücükler konduruyordur. Almışsınızdır o  iyotu. Nemlenir göz bebekleriniz. Bilirsiniz ki,  deniz memleketi sizi bekliyor. Her adımda, her tekerlek döndüğünde ona yaklaşıyorsunuzdur.

Deniz kabukları koleksiyoncusu Seracettin Görgün de bu duygu gelişmiş. Yemedi, içmedi tam otuz yıl, denizlerden ayrılmamacasına deniz kabukları topladı. O şimdi 30 yıllık kolleksiyoner.  Topladığı kabukların, her birinin öyküsü var o kabukların kıvrımları arasında.

“Meraklıları çok”diyor Seracettin Bey. Milas’ın Bargilya’sına giderken Boğaziçi köyünün tozlu yollarına açmış bir dükkancağızı. Sergilerini sermiş. Deniz kabuğu meraklılarını gözlüyor. Kendine göre de bir dükkan kondurmuş oracağıza.

”Yabancılardan çok, Türklerden ilgi görüyorum” diyor ayrıca. Kendisi ekonomi mezunu. Kabuklar bir sanat abidesi.  Avrupa’dan da var içlerinde. Hemen fark ediliyorlar. Birer ziynet eşyası gibiler.

Tabiat ana, bu kabuklu hayvanlara bıkmadan usanmadan öğretmiş ki bu salgılanan sedefler, sizi kabuklarınızda tutar. Siz siz olun, bu sedeflere iyi yapışın. Bir yastıkta kocayın der gibi. Sedef salgılar, deniz kabuklarının özellikleri. Avrupalısında da, yerlisinde de öyle.

Milas Belediyesi halbuki daha iyi bir yer verse de bu  kabuklar sergilense olmaz mı? İlk önce sormak lazım. Bu sanat eseri  kabuklardan anlayanları var mı diye.

Müthiş Koleksiyoncu Seracettin’in dükkanı, tozlu ve dar köy yolunun duvarına sırtını vermiş. Her araba geçtikce, toz bulutu içinde kalıyor o canım deniz kabukları. Tozlandıkça, inim inim inleyen, gıcırtılı bir hallere giriyor o kabuklar sanki. Denizde yaşan bir varlık, tozdan, dumandan  ne anlar?! Bunalıyor sanki.

Seracettini  tezgah başında görmelisiniz. Deniz kabuklarına, müthiş saygı gösteriyor. Resim çekilirken, acele şapkasını giyip de poz vermesi bundan. Bir filozof görüntüsü çiziyor Seracettin

Denizde yaşayan birer canlıydı bu  deniz  kabuklarının içinde kiler.  Bu  kabuklarda birer can gizliydi. Canlıydılar. Şimdi birer kabuğa dönüştüler. Ama yine de görsel olarak bizleri, kupkuru kabuk olmalarına rağmen, cezp ediyor bizleri.

Ben onlara “deniz mahsulleri” diyorum. Editörümüz, isterse başka kategoriye koysun bu yazıyı.“Denizin bize verdikleri, bize kuru da olsa sundukları denizinin has evlatları değil mi bu kabuklar? Editörümüz, istediği kadar değiştirsin. Ben, “ Deniz mahsulleri” diyorum. 

 

  

 

  

 

  

 

  

 

  

  

 . 

 

   

    

  

 

 

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir uğraş ve nefis bir yazı. Gözümüz gönlümüz açıldı. Sevgi ve selamlar.

Şahin ÖZŞAHİN 
 07.10.2012 9:13
Cevap :
Çok çok teşekkürler. İfadenizdeki güzellik de cezbedici, haberiniz olsun. Selam ve sevgilerle  07.10.2012 17:51
 

Selamlar, Bir şeyin temelinde sevgi yatıyorsa o şey bilgisiyle yaşantımızı güzelleştirir. Ölümlü olanı ancak böyle bir sevgiyle ölümsüzleştirebilip Sena sıfatını böyle güzel bir sanatla yansıtabilir insan.Güzel bakan gözün güzel görmesiyle güzellikleri biraraya getirerek sunarken hiç de bencil olmadan herkese sunmanızın bedeli de güzel olmalı elbet.Mutluluk dalgalarınızın dinmediği deniz ve yosun kokulu yaşantılar dilerim.

ütopik 
 07.10.2012 5:46
Cevap :
İşte o yosun ve çakıl taşları değil midir ki bizleri böylesine meftun eden. Bir yosun parçası, bir deniz küfü, bir deniz serinliği hissettiğimiz an, durum budur. Çok güzel özetlemişiniz. Teşekkür ederim.  08.10.2012 19:25
 

MERHABALAR...Sevgili üstadım MUZAFFER beyciğim :-) Blog sayfanız " Deniz Kabuklarının Dünyası " olursa, elbetde OLTADA gelir onu yakalar.:-)) (Tabii ki müsaadelerinizle)Ayrıca fotoğraflarda çok güzel destekleyici bir görsel olmuş, bu faydalı güzel yazınızın :-) Sonsuz sevgiler,selamlar ve saygılar

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 06.10.2012 11:47
Cevap :
Oltanız hünerliymiş. akalı valla. Durup durup yorum yaapmanız, enteresan. Ama, her seferinde canlı ve samimi. Teşekkürler  06.10.2012 21:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 886
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster