Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
731
 

Dersim (1937-1938): Bir yarayı kaşımak...

Dersim (1937-1938): Bir yarayı kaşımak...
 

Geçmiş geçmiştir.. Geçmişteki bunca kötülüğün cezasını bu kuşakların vermesini beklemek boşuna bir çabadır... Dersim’de insanlar öldürülmüş mü öldürülmüş… Ermeniler , bu ülkeden geniş ölçüde sürülmüş mü , sürülmüş.. Bunlar acı gerçekler ama bu acı gerçekleri tek başına alamazsınız. Bu gerçeklerin altında yatan gerçekler vardır. Onları görmemezlikten gelemezsiniz… Tarihte de nedenler ve sonuçlar var… Onları izlemek gerekir.

“Doğu İsyanları”nın tarihi çok eskilere gider. Ta Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde , Doğuda bazı isyanların olması dolayısıyla buraya gelen; Doğu’da binlerce aleviyi tenkil eden(1527) Makbul İbrahim Paşa veya Pargalı (daha sonra Maktul, diye de anılmıştır). Buralardaki düzeni bozmuş; binlerce Türkmen Alevi , Doğuda , Dersim taraflarındaki Kürtlerin yerleşik olduğu dağlara sığınmışlardır. Bu Türkmen Aleviler zaman içinde kendi dillerini kaybetmişler ve Kürtçe konuşmaya başlamışlardır.

Bu insanların ilk atalarının mezarlarında koç başı  suretleri görülmektedir ki, bu bir Türk adetidir.

Osmanlı döneminde  Doğu Bölgesinde bir sürü ayaklanma yaşanmıştır. Dönemin İçişleri Bakanlarından Şükrü Kaya 1876 yılından beri bölgeye 11 askeri harekat düzenlendiğini ama bir çözüm sağlanamadığını belirterek, bölgenin bu alandaki geçmişini ortaya koyar. Dersim ayaklanmaları olarak adlandırılan, bölgedeki isyanlar arasında bir önceki isyan 1916 yılına tarihlenir.

Bugün Erzurum yöresinde açılan her toplu mezardan Rusların elinde alet olan Ermeni çeteciler tarafından toplu olarak öldürülmüş ve toplu olarak toprağa gömülmüş binlerce Türk şehitinin cesedi çıkmaktadır... Meraklısı gider oraları gezer, şahit olur, yüreği yetiyorsa…

Çelik’e göre: “..Sevk ve iskân, o günkü şartlarda asi, saldırgan, bölücü ve düşmanla iş birliği yapan, cephe gerisinde Türkleri katleden, Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkan ordunun intikal ve ikmal yollarını kesmeye çalışan Ermenilere uygulanmıştır…Sevk ve iskân kararının alınma nedenlerinden birisini de 15 Nisan 1915 tarihli Van isyanı oluşturmaktadır. .”(1)

Evet, Doğuda, Güney-Doğuda bu olaylara karışan Ermeniler’in bir bölümü Suriye’ye, Lübnan’a sürgün gönderilmişlerdir… Bu sürgüne gönderilen Ermeni vatandaşları kimler tarafından harcanmıştır… Özellikle Kürt çeteler tarafından.. Bunu biraz tarih kitabı karıştıranlar bilir, görür…

II. Abdülhamid, Kürt aşiretlerinden 100'ün üzerinde alay oluşturmuş, bunlar da Ermeniler'e saldırmıştı. DTP lideri Ahmet Türk'ün dedesi Kanco, 'Hamidiye Alayları' denilen bu birliklerde yer almıştı. HADEP, DEHAP gibi partilerde görev yapan Kemal Süphandağ, bu birlikleri anlattı.(2)

Hamidiye Alayları'nın kuruluş gerekçelerini M.S. Lazarev, 'Kürdistan ve Kürt Sorunu' isimli kitabında açıklarken diyor ki: 'Hamidiye Alayları, Hıristiyan ulusal azınlıkların, özellikle de Ermenilerin yükselen özgürlük hareketlerine karşı kullanmak amacıyla kuruldu.” Demektedir. (Akt.Rıza Zelyut.Akşam)

Evet, insanlar o tarihte, büyük bir insafsızlık içinde bir birlerini yemişler.. Bu açık… Neden?  Osmanlı Devleti’nde merkezi idarenin zayıflamasından dolayı..  Enver Paşalar, Talat Paşalar , Cemal Paşalar İmparatorluğu kurtarmak hayali peşinde yok Azerbaycan’da , yok Tacikstan’da çarpışmışlar …Bilinçsiz politikaları sonucu askeri  kırdırmışlar (Sarıkamış harekatı ,Aralık-1914, Enver Paşa’nın eseriydi…) ve ellerindeki  ellerinde kalan son yurt parçalarını da harcamak yoluna gitmişlerdir…

Aşiret düzeni içinde, seyitlerin, şeyhlerin elinde kalan fakir fukara halk, baştakiler nereye sürükledilerse oraya gitmişlerdir. Aşiretler durmadan birbirlerini basmışlar; Elazığ, Bitlis yörelerine baskınlar düzenlemişler ve her zaman silahlı ve her zaman merkezi otoriteye karşı olmuşlardır.

Fransızlar ve İngilizler öteden beri bu bölgeyi karıştırmak ve Kemalist güçlere karşı yönlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Özellikle Şeyh Sait İsyanı’nda, daha sonra 1936 yılı sonlarında Hatay’ın bağımsızlığının ortaya çıktığı günlerde Fransızlar, ajanları İzzettin vasıtasıyla Seyit Rıza ile irtibat kurarak Dersim’de huzursuzluğun artmasına sebep olmuşlardır.(Vikipedi)

Tunceli ili'nde 1937 yılında merkezi hükümetle Dersim aşiretleri arasındaki anlaşmazlıklar sonucu yaşanan olaylar üzerine. Dersim'de mutlak devlet hakimiyetini sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Dersim Harekâtı düzenlendi.

İlk önce olaylar yatıştırılmaya çalışılmış; bölgeye “tembih” heyetleri gitmiş fakat, Singeç Köprüsü yakınında  bir askeri karakolun basılması  ve 33 Türk askerinin şehit edilmesi, buraya yeni birliklerin gönderilmesini gerektirmiş  ve yakalanan elebaşılardan 7 kişi idama mahkum edilmiş ve bazı aileler buradan sürgün edilmesine karar verilmiştir.

Buraya sekedilen birlikerden birinin komutanı da, daha sonra Şube Reisi olan (Dedem) Binbaşı Ali Rıza Bey’dir. Kendisi daha sonra şunları söylemiştir, “…iki dağ silsilesi arasında sıkışıp kalmıştık, dağın her iki yanından kurşun geliyordu; yanımdaki askerlerden biri “yaralısınız komutanım” demesiyle birlikte, ayağımdaki sancıyı hissettim. Kurşun çizmeyi ve ayağımı delip geçmiş, çizme kan dolmuş; ben neden sonra farkına vardım….” Diye anlatmıştır…

Belli ki  kötü olaylar olmuştur. İnsanların ve ülkelerin zayıf, otoritenin zafiyete düştüğü anlar vardır... Bunlar tarihte yaşanmıştır. Fakat o zaman bir adam… Adam gibi adam, (Atatürk) ülkeye hakim olmuş… Gidilecek yolu göstermiştir.

Mustafa Kemal: “Birlik ve beraberlik; ölümden başka her şeyi yener… Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez…Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz…” demiştir…

Ve ayrılık türküsünü söyleyenlerin neye hizmet ettikleri bellidir. Allah fırsat vermesin…

………

1.Hüseyin Çelik. http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/makaleler/makale34.html

2.Kemal Süphandağ .( http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=33523)

3. Ahmet Altıntaş, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tehcir Kararı Alması ve Uygulaması, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 7, Sayı 1, Haziran 2005

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gaflet mi, cehalet mi kışkırtma mı? Bu devirde her şey apaçık görünürken hala bu olaylara takılı kalmak. Herhalde akıl tutulması.

Şahin ÖZŞAHİN 
 29.11.2011 23:51
Cevap :
Geçmiş geçmiştir.. Bir sürü akılsızca şeyler yapılmış... Şimdi biraz akıllı olsak ya... Yok işte...Odunum da odunum... Dağ başında devlet kursan ne olacak.. Akılsızca işler.. Ama onların arkasında kimler var... Onları kurcalamak lazım...   30.11.2011 10:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 747
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster