Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '21

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
297
 

Deve Mucizesi

Az gelişmiş toplumların sorunu bireylerin beyinlerinin bilgi çöplüğü ile dolu olması ve bu veritabanı ile yaşamasıdır.

Bilgi çöplüğü deyip geçmeyelim.
 
Beyin kirliliğinden ötürü insanlar bir meseleyi çözmek bir yana, korkularını üstlerinden atamadıkları için birbirlerini taciz ediyor, hatta işi tehdide kadar  vardırıyorlar.
Bunlara şartlanma, değer yargıları, örf adet, anane, genetik veriler ve tanrı anlayışı da eklenince sorunların içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
 
İşte, veritabanı karmakarışık olan bireylerin yaşantılarında, sözden öteye gitmeyen yaklaşımlarla dağ gibi büyüyen kafa karıştırıcı şeyleri Evrensel kitab çözmüş ve bilgi çöpü beyinli cahil bir toplumu bilgi, aydınlanma ve davranış düzeyini dikkate alarak soyut oluşumları, mecazlar ve sembollerle anlatma yoluna giderek “düşünen beyinlere” hitap etmiştir.
Aynı zamanda bu yüzyılda yaşayan “Yeniliyecinin” yaptığı yayın ile de bugünün pozitif bilimi ile mecazlar çözülüp ve Kur’anı daha net  bir şekilde değerlendirecek gelişmeler görülmektedir.
Bugün ulaştığımız uygarlık çağı teknolojiye, bilime, araştırmaya dayalıdır. Bunları kullanmadan insanlık tarafından evrensel kitabın anlatmaya çalıştığı hiç bir mesele anlaşılamayacak ve bilgi çöplü beyinler, taklit yollu, hakikatlerinden bi haber olarak yaşama  devam edilecektir. Evrensel hitabı duymanın ve  o hitap ışığında yaşamanın birinci şartı da eğitim ve öğretimdir.
 
“– Doğru söylüyorsan seni imtihân edeceğiz!” dedi. “el-Kâtibe” diye bilinen bir kaya vardı. Cenda bu kayayı kasdederek şöyle dedi:
“– Seninle oraya gideceğiz. Senin ilâhın, o kayadan kırmızı tüylü, doğurmak üzere olan dişi bir deve çıkarsın! Yavrusunun rengi de annesinin renginde olsun!”
“– Sütü, yazın serin, kışın sıcak olsun! Bu sütten içen her hasta şifâ bulsun, fakir bir kimse ise fakirlikten kurtulsun!” dediler.
O devirde bu kavim için en kıymetli şey, kızıl renkli deveydi. Bu sebeple Sâlih -aleyhisselâm-’ın kayadan kızıl tüylü bir deve çıkarmasını istemişlerdi.
 
Ey halkım! Allâh’a kulluk edin… O’nun gayrı bir ilâhınız olamaz… Size Rabbinizden apaçık bir kanıt geldi… İşte şu Allâh’ın dişi devesi sizin için bir mucizedir! Bırakın onu, Allâh’ın yeryüzünde yesin! (Sakın) ona bir kötülük düşünmeyin! Aksi takdirde acı bir azaba düşersiniz!” diye Semud halkına seslendi (A’raf 73)
Cenda ise, evine gitti ve oradaki bütün putları kırdı. Kendisine âit malları da, tevhîd akîdesini kabûl eden mü’minlere taksîm etti. Sert ve keçeleşmiş bir libas giydi. O da tevhîdi tebliğe başladı. Sâlih -aleyhisselâm-’ın baş yardımcılarından oldu.
Îmânsız putperestler, Cenda’ya: “–Yazık sana! Sen de Sâlih’in sihrine kandın!” diyorlardı. Cenda ise, onların dediklerine aldırmıyor ve Sâlih -aleyhisselâm-’ın yanından ayrılmıyordu.
Allâh Teâlâ Hazret-i Sâlih’e şöyle buyurdu: “–Kim süt isterse, gelsin alsın!” derdi. Semûdlular da gelir, kaplarını doldurup giderlerdi. Deve, su içtikçe tesbîhe devâm ederdi. Sütünü içen mü’minler, şifâ bulurlardı.
 
Sâlih –aleyhisselâm bu deve konusunda halkı uyardı ve “Allâh’ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun!” (Şems,13) dedi.
Ancak onlar uyarıyı dinlemediler ve şu ayet halk oldu. “ (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.” (Şu’arâ,157)
 
Şimdi düşünen beyinler olarak bu yaşanan olaydaki mecazları hakikat bilgisi doğrultusunda yeniden değerlendirelim…
Buradaki “kaya” ile anlatılmak istenen kanımca rahmaniyete bir başka deyişle potansiyele işaret yani potansiyelin açığa açıkmamış, som hali oluyor. Burada devenin kayadan can bulması ise risalet işlevli Salih- aleyhisselâm’ın kendisine inzal olanı rahimiyeti gereği açığa çıkarmasına işaret ediyor. Dişi burada rahimiyeti yani üretim ve oluşumları anlatmak adına kullanılıyor ve bu da ilahi isimlerin manasını açığa çıkışının farkındalığı ve onun yaşanması gerçeğine işaret ediyor. Bu açığa çıkışın farkındalığı tabii ki birimlerde “beyin” adı altında olduğu  içindir ki bu husus; “bırakın o deve yeryüzünde yesin” hitabı ile anlatılıyor.
 Yerryüzü ile çok açık ve net bir şekilde insan bedeni kasdediliyor. Buna iman etmeyenler yani bu açığa çıkışı fark edip onun gereğini yaşayamayanlar, beyinde limbik sistem ağırlıklı yaşayanlaraişaret edilirken, bunu algılayıp yaşayanlar da epifizden gelen bu hakikat bilgisini eşi ile yani prefrontal korteks ile değerlendirenler oluyor.
 
Bütün temennim beyindeki veri tabanını temizleyip, bu konuları bu şekilde anlamanızdır.
 
Ahmed F. YÜKSEL
 
 
25 Ağustos 2013
 
https://twitter.com/ahmedfyuksel
 
https://www.instagram.com/ahmedfyuksel
 
https://www.facebook.com/ahmedfyukse

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 617
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10185
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster