Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
361
 

Dilediğinizi yiyin!

Dilediğinizi yiyin!
 

Yaşam gurusu olarak bilinen ve kalp mütehassısı olan Mehmet Öz'ün kolon kanseri olduğunu öğrenmesi, hem kendisi hem de Öz'ün söylediklerini harfiyen uygulayan hastaları üzerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Öz'ün People dergisinde yaptığı röportaj bilimin ve tıbbın bazı konuları açıklamadaki acizliğini de ortaya koydu. Dergiye verdiği demeçte "Benim için sarsıcı oldu. Her şeyi doğru yaptım. Ailemde kanser geçmişi yok. Ama yine de risk altındayım" sözleri kafalarda soru işaretleri oluşturdu.


Uzun yıllardan beri sağlıklı yaşamak ve kanser, kalp, obezite gibi hastalıklardan korunabilmek adına yediği içtiği her şeye dikkat eden ve hastalarına da sağlıklı beslenmeyi salık veren Öz'ün bugüne kadar uyguladığı diyetin de güvenilirliğinin sorgulanmasına neden oldu. Neredeyse alınması gereken yiyeceklerin insanlara gramla tavsiye edildiği, sağlıklı (?) yeme alışkanlığı kazandırmaya yönelik bu çabanınn aslında tamamen bir safsatadan ibaret olduğu ve bu diyeti uygulayabilmek adına dilediğince beslenemeyen insanların bu olaya vereceği tepkiyi kamu oyu merak etmiyorsa bile ben ediyorum.


Bir insanın hastalığını ti'ye almak maksadı ile kaleme almıyorum bu bloğu fakat; senelerdir insanlara empoze edilmeye çalışılan sağlıklı yaşam olgusunun ve onunla birlikte gelen sağlıklı beslenme dayatmasının da bir yerden sonra rant amaçlı ortaya atılmış bir pazarlama balonu olduğunun kanıtı gibi geliyor bana yaşanan bu olay. Öz'ün kendi adı ile yahut sahip olduğu bir firma üzerinden marka oluşturup sağlıklı (?) ürünler pazarında ürün satıp satmadığını bilemiyorum. Lakin bugüne kadar Türk ve Amerikan Televizyonlarında yaptığı programlardan elde ettiği paraların bile boşa ve haksız bir kazanç olduğu şu an itibarı ile ortadadır.


Otlar, besin katkıları, diet marmelatlar, macunlar, ultra doğal katkısız ürün satan sözde mucizevi doktorların ve diyetisyenlerin artık bir inandırıcılığının kalmadı bana kalırsa. Kimsenin ürettiği, piyasaya sürdüğü malı almak zorunda değilsiniz sevgili dostlar... Annelerinizin, anneannelerinizin yaptığı gibi dalından koparıp sebze mevye yediğiniz sürece, üzüntüden sıkıntıdan ve de dünya hayatına dair sorunları çok fazla kafanıza takmadığınız sürece, dilediğinizi yiyip içebilirsiniz.


Her zaman kültürlü(?) arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde tartışma konusu olmuş bu mevzu hakkında galibiyet almak değil elbetteki amacım lakin, bana sürekli sağlıklı beslenme ve yaşam konusunda ders vermeye çalışan arkadaşlarıma şunu salık vermiştim: “keyif aldığınız sürece yediğinizden, içtiğinizden, tüttürdüğünüzden asla zarar görmezsiniz... ha içinde bulunduğunuz faliyet artık sizi gündelik hayatınızdan edecek derecede eline geçirmiş ve keyif yerine eziyet vererek hayatınızda varlığını sürdürmeye başlamışsa, artık o sizin dostunuz değildir” yani ataların “her şeyi tadında yapacaksın”deyişinin kafa güzelken yorumlanmış hali :) Ve şunu da asla unutmayın, hayata moral ile yaklaştığınız sürece, sizi ne yediğiniz içtiğiniz, ne de başınıza gelen felaketler yıkabilir.


Sayın Dr. Öz'e acil şifalar diliyorum; umarım sağlığı da, meslek hayatı da bu olaydan ötürü çok kötü bir şekilde etkilenmez. Lakin kolon kanseri hastası yakını olduğum için gayet iyi biliyorum, bu mendebur hastalığın en büyük özelliği yavaş ve sinsi ilerlemesi bu yüzden de geç farkedilmesidir. Geç farkedildiği durumlarda ise artık geri dönülmez sona yaklaşılmış demektir fakat yeni oluşmaya başlamış poliplerin, alınması yahut kolonun polip bulunan kısmının metastasa önlem olarak alınması durumda, hasta hayatına kaldığı kaldığı yerden gayet sağlıklı bir biçimde devam edebilmektedir.


Tabii ki rutin kontrollerini yaptırdığı sürece; çok fazla boş bırakmaya gelmeyen bu rahatsızlığı yaşayan, yahut yakalandığını öğrenen dostlar varsa şayet müsterih olsunlar, tedavisi olan ve üstelik tedavisinde başarı oranı son derece yüksek bir rahatsızlıktır. Yeme içmeyle yenemedi uzmanlar kanseri ama umarım yakın bir gelecekte aslında hastalığın tedavisini bilen ama bunu kitlelerden saklı tutan ecza firmaları kendilerine farklı rant araçları bulup, bunu tüm dünya insanları ile paylaşma yoluna gidecek ve tüm kanser hastalarını tedavi edeceklerdir. Dilektir yerine ulaşmasını diliyorum, en son kurduğum cümle de ayrı bir yazının konusudur bir ara ona da değiniriz diye düşünüyorum.


Herkese sağlıklı yıllar olsun, şimdiden Ramazan Bayramınız kutlu olsun diyorum. Saygılarımla


Tevfik Münzevi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Öz'ün durumundan herkez kendine uygun olan gerçeği görüyor.Ben de kendi gerçeğimi paylaşmak isterim izninizle. Dr. Öz vücut için gerekli ve yeterli olan besinleri ve diğer sağlıklı aktiviteleri bize sundu, ama kimseye bunları yaparsa asla kanser olmayacağı garantisini vermedi. Kanser veya diğer hastalıklar sadece beslenmeyle alakalı değildir,en başta bir saniye bile ayrılamadığımız kötü düşüncelerimiz ,korkularımız,mutsuzluklarımız vardır.Kendimiz veya başkası için düşündüğümüz her türlü nefret,kızgınlık, kıskançlık,öfke vs. vücudumuzda kötü bir besin gibi asidik ortamı arttırarak hastalıklara zemin hazırlar.Herkesin hastalık sebebi farklı olabilir, sağlıklı beslenen birisi kanser oldu diye bu sistem tutmadı diye bakmamalı.

Arzu Bıyıklıoğlu 
 05.09.2010 11:21
Cevap :
Sayın Bıyıklıoğlu; bakın ne güzel sıralaşmışsınız teker teker bu mendebur hastalığa sebebiyet verebilecek nedenleri ve bizi ne güzel aydınlatmışsınız...haklısınız yalnızca beslenmemize dikkat ederek olmuyor bu hadise lakin benim anlatmaya ve dillendirmeye çalıştığın konu birazcık farklı...şifacısından, ilaç üreten firmasına, besin katkısı önereninden, hayat gurusuna bir sektörün ögeleri bunlar...kanser hastalığı ve sözde tedavileri başlı başına cani ve kan emici bir sektördür...fahiş fiyatlı ilaçlarından, hastane masraflarına kadar...inanmayın diyorum ben yalnızca, kanmayın, rakı içenler öldü de su içenler ölmedi mi diyorum :) saklıyorlar insanlardan GERÇEK tedavisini, onun yerine onu yeme bunu içme, şunu ye dometesin çekirdeğini kurut onu ye...umut tüccarlığı yapıyorlar, bir babayiğit de çıkıp ilaç baronlarına inat bu işin gerçeğini söylemiyor, buna dikkat çekmeye çalışıyorum, olayın özeti yazının en son kısmıdır. Duyarlılığınız için teşekkürler. Saygılar ama oyuna gelmeyin...  06.09.2010 2:14
 

Çoğu kez tv nin başında sayın Öz'ü hayranlıkla dinlemiştim. Günde dört ceviz veya bir avuç fındık badem vs. Spor ve sağlıklı yaşam! Sonuç bu mu? Dediklerinize katılmamak doğru olmaz. Yiyelim canımızın çektiğini; kasmayalım boş yere:) Sayın Öz'e acil şifalar dilerim... Selamlar...

M.Talip Girgin 
 03.09.2010 15:53
Cevap :
bencede ne çekiyorsa canımız yememiz lazım...aksi takdirde yemediğimiz için ölmemiz lazım :D hayat sanırım çok kısa, bu yüzden ne yapsak yanımıza kardır...Mehmet Öze bizden selam olsun...kendisine acil şifalar olsun...p.s.önemli olan ne yediğimiz içtiğimiz değil, yediklerimizi nasıl tükettiğimiz :D saygılar  04.09.2010 3:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 779
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

1978'de dünyaya gelmişim şirin bir anne babanın ilk erkek evladı olarak. Istanbul'a göçmüşüz sonra k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster